şükela:  tümü | bugün
  • kezbandır.

    -zıynettin, sen bugün anneni mi aradın?
    -aramadım....
    -hmmm. o zaman kız kardeşini aradın sen kesin.
    -onu da aramadım.
    -o zaman playsteyşında oyun oynadın.
    -çöpe attım o cihazı, o ne ya, çoluk çocuk gibi.
    -ay kudurucam, ziynettin sen niye beni gıcık etmiyorsun.
    -seni seviyorum aşkım.
    -ay hayır ya, hayııır, ben sevemiyorum seni zıynettin. kavga etmek istiyorum ben. mutlu değilim, anlıyor musun, mutlu değilim zıynettin. bana seni azarlamak için bir bahane ver, sana köpek çekeyim, atar yapayım, peşimde dolanıp özür dilemek için yalvarmadığın bir hayatta mutlu olamıyorum ben. kusuruma bakma zıynettin, buraya kadar. elveda bebeğim. kendini çok üzme olur mu.
    -olur.
  • ortadoğululuk ruhunu iliklerine dek yaşayan kız.
    dikkat edin ortadoğu coğrafyasında her unsur biraz höy höylüdür ve yüksek perdeden cereyan eder.
  • var böyle bir arkadaşım. hiç öyle maço erkek sevdalısı bir tip de değil. ancak kız tartışmayı, tutkuyu iliklerine kadar hissetmek olarak yorumluyor, ilginç. kendini ifade etme ve haklılığını onaylatma çabası ilk çıkış noktası olsa da, onaylanınca da rahatlamıyor. off bu adam niye haklısın diyip susuyor diye dertleniyor. ben çok uğraştım bu psikolojiyi çözemedim. en son çıldırdığı bir vakit çocuk kendine gelsin diye bir tokat atmış, ben bunu duyunca ayılıp bayıldım, o ise yok ya ihtiyacım vardı en azından bir tepki verdi rahatladım dedi.

    işte kimisi insan ilişkilerinde huzur isterken, kimisi de böyle. hepsine ihtiraslı tartışmalar diliyorum.
  • türkiyemdeki kızların % 48,7'sine tekabül eden yaratıklardır. ben sokak ortasında erkek arkadaşı suratına tükürüp tokat attığı halde gık demeyen kız gördüm. bu yavrucak kimselerin görmediği ortamlarda sevgilisiyle böylesine sado mazo bir ilişki yaşarken eş dost ahbap çevresindeyken azılı bir kadın hakları savunucusu kesilir. kızlara istediğini verin. tokatsa tokat, tükürükse tükürük.
  • bunların bir de cinsel ilişki yaşamadan hissedemeyenleri var ki sormayın gitsin.
  • bir kadın için ilişkide kavga ve kaos her zaman önemlidir. çünkü bunlar olmadığı zaman ortada sığınabilecekleri bir mağduriyet olmaz ve dolayısıyla da barışmak için sizden tatil, mücevher, pahalı hediyeler isteyemezler.

    o yüzden ortada hiçbir sebep yokken partnerinizin ota, boka sinirlenip sizinle kavga etmek istemesinin altında yatan nedenleri anlamışsınızdır umarım.

    bir de konuyu şöyle örneklendirelim daha da açıklayıcı olsun. yıllar önce sevgilimle beraber bir kahve zincirine gitmiştim, masaya oturduktan kısa bir süre sonra ortada hiçbir sebep yokken sevgilim kalkıp bana, yeni çanta aldım nasıl fark edemedin sana inanamıyorum cafer diyip, buradan yürüyerek bana küsmüştü. sonrası barışalım diye antalya’ya 1 haftalık rezervasyon yaptırmıştım. yani bebeğimin planı tutmuştu.

    hemen beni niye kızın isteğine boyun eğdin diye eleştirmeyin durun bir dinleyin önce. neyse tatile gittik, aynı günün sabahı benim bebeğim yanımda malak gibi uyurken o otelden sessiz sedasız ayrılıp istanbul’a dönmüştüm. işin kötü tarafı da benim biricik sevgilimin cebinde kuruş parası yoktu.

    ne yapayım abi, piçlik benim ruhumda var.
  • - ama biz senle hiç kavga* edemiyoruuuuz.
    +anladım. peki. *şutingen ştraze*
    (iki hafta sonra)
    - seni özledim, sen de beni özlemiyor musun?
    +...
    (iki gün sonra)
    - cevap vermeyecek misin?
    +...

    "bir daha bana sakın sesini yükseltmeye kalkma" diye uyarmıştım halbuki.

    (bkz: drama queen)
  • eski sevgililerimden birisinin olduğu model.

    aslı ile 2-3 haftada bir afilli bir kavga etmezsek olmuyordu. ben bunu hata olarak görmüyorum gerçi, zaman zaman sıkılıp ben kavga başlatıyordum. onun saçmalıklarını bertaraf etmek ve iplemeyip sürekli olarak dalgaya almak müthiş zevkli oluyordu. sonrasında ise kedi gibi mır mır yanıma gelip sokuluyordu. ahh gençlik...