şükela:  tümü | bugün
225 entry daha
  • yıllardır ayda en az iki kere sinemaya giden biri olarak ilk defa bir filmin yarısında çıktım. leş filmler izlemedim mi bunca yıl; evet izledim ama yok abi buna katlanamadım. izlemeye çalıştığım ilk yarı hakkında kısa bir bilgi vereyim;

    izlemeyin amk.
  • bir baba hindu kadar olmasa da yine de çok kötü olduğunu düşündüğüm, olmamış bir türk "komedi" filmi. ortanın bir iki tık üstü dediğim arif v 216 bunun yanında başyapıt gibi bir şey kaldı.
  • gişede batmış demek isterdim ama zaten çok ucuza çekildiği için problem olacağını düşünmüyorum. her türlü maliyetini çıkarıp, kara geçecektir.
  • eminim şahan ve ekibi burayı okuyorlar.

    izlemedim ve izlemeyeceğim. çünkü cevabı basit. şahan bundan bir iki hafta evvel bir röportaj vermiş patur putur isimli yutubirlik'in film çekmesi konusunda. dediği de şu:
    "madem bu kadar eleştiriyorlar geçsinler kendileri film çeksin. bakalım gişe nasıl olacak."

    şu değerlendirmedeki sığlığa bakar mısınız ya?

    1) iyi bir film ortaya koymak isteyen yapımcı/yönetmen mutlaka eleştirilere açık olmalıdır. eleştiri yapan ve yazan adam gitsin film çeksin demek sinema eleştirmenliğinin önünü kapatmaktır sadece ve eleştiri de bir kültürdür. seneler evvel sözlüğümüzün medarı iftiharı ssg ve kaan sezyum'un dediği gibi türkiye'de eleştiri kültürü ölüyor. hatta çoktan öldü bile doğrusu. sebebi de bu yorumları yapan insanlar oldu işte. filmi ve ekibi geliştirmek adına bir iki şey söyleyen izleyiciyi (ki bence en uygun eleştirmen izleyicidir.) kıçının üstünden göt büyüte büyüte laf etmek, film çekmemek olarak yorumlayanlar..

    2) yahu şahan. yemin ediyorum sana şu saatten sonra sinemacı diyen adama dalasım geliyor. bin kere söylediler, söylendi, ustalar bunu üsteledi durdu. gişe bir başarı değildir kardeşim. yani bu yorumundan benim çıkarımım şu: "ben gişeye göre filmimi çekerim. tek amacım para kazanmak. sinemaya ve bu kültüre bir katkı sağlamak ya da sanatsal bir zevk uyandırmak asla olmayacak." başarı izleyici yorumlarıdır, iyi puanlar almaktır. bu lafı herhalde iki buçuk milyon kere dedim ama yine derim: zeki demirkubuz'un son filmi yeraltı türkiye'de sadece 25 sinemada gösterime girdi. 25. ciddi ciddi 25 bak. yani senin recep ivedik'ten cebine giren para ile 25 sinemayı kıyasla. fakat zeki demirkubuz'a şöyle bir bakarsak adam açık bir şekilde türkiye'nin tarkovski adayıdır. gerçi bu noktada senin tarkovski'yi tanıdığından da şüpheliyim ama... ismini bilmediğini tahmin ettiğim onlarca film var eskilerden de yenilerden de. bu filmler avrupa'da o kadar ilgi görüyor ki altyazılı sunanlar, ödül alanlar bile çok var. fakat bu filmlerin türkiye'de değil izlenme, bilinme oranları bile inanılmaz düşük. gişe bir başarı değildir!

    kayhan'a gelirsek, okuyorum hakkında yazılanları. sadece ekşi yazarlarının değil koca salonun neredeyse tamamının ilk çeyreğinde terkedeceği kadar kötü bir film yapmışlar. bu yüzden şahan gökbakar'ı tebrik ediyorum, insanları bir araya getirebilmiş*