şükela:  tümü | bugün
  • usta yazar vedat türkali'nin ekim ayında çıkacak olan yeni romanı.
    yazarın bu romanı, yeni transfer olduğu everest yayınları tarafından basılacaktır.
  • güven veya bir gün tek başina kadar akıcı ve sürükleyici olmadığı için sadece vedat türkali fanatiklerine tavsiye edilebilecek son v.t. romanı. ben o klasik iç konuşmalari dinlemek için bile zevkle okudum. türkali yazsında çamurdan olsun diyenler için birebir.
  • aylardir hatta daha uzun zamandir bir vedat turkali kitabinin cikmasini heyecanla bekledigim icin, en nihayetinde de kitapcida gorup uzerine atlayip aldigim kitap.
    heyecan icinde okumaktayim, cok mutluyum ...
    umarim bu bitince hemen yenisi gelir.
  • ayni sayfa icinde asagidaki iki cumlenin gectigi, sizi icinde bulundugunuz dunyaya biraz daha yakinlastirirken,insanlardan biraz daha uzaklastiran bitirilesi roman.henuz tamami icin konusamasam bile bilmem kacinci sayfasina kadar bir tabur askerin onunde bile '' ya dr nahit amcayi en son balik yerken biraktik,cani sikiliyodu...napcak acaba..nolcak...'' diye dusundurecek kadar sizi icine ceken roman..

    '' herhal ilerdedir yasanacak gunlerin en guzelleri''

    '' ne acilar bekliyor daha pusuda mutluluk umuduyla yasayan zavalli insanlari''
  • bittikten sonra boşalmış şişeler arasında dolu kültablasına bakarak, içimde minnacık bir sızı hissettiğim ve gözlerimde yaşların birikmesine engel olamadığım kitap
  • yazmadığımız satırlar, kayıp sırları mıdır ömrümüzün? yaşadıklarımızın yetmediği yerde, yazdıklarımıza sığınırız. sesimizin duyulacağı, tek yerdir romanlar. bizim yerimize başkaları sever, başkaları ağlar. biz seyrederiz yalnız. ulaşamadığımız hedeflere ulaşanlardır, romanların kahramanları. gerçekle, hayal olan karışırken birbirine, kendinizi kaptırığınız dünyada bir bakarsınız sizden izler var. sizden, arkadaşlarınızdan, yaşadıklarınızdan, duyduklarınızdan, bildiklerinizden.

    ülkenin acısının sinmediği tek bir satır yoktur, vedat türkali'nin romanlarında. ve yüreğimizdeki aşkları anlatmadığı bir roman bile... 80'ine dayanmış, bilge doktor nahit'le, veya o isyankar sivri dilli esme ile ya da günün adamı muhittin'le ortak noktamızın ne olduğunu düşünmeye gerek yok. bir gün tek başına'dan başlayan mavi karanlık, güven derken kayıp romanlar'a ulaşan öyküsü, ülkenin; bir yara olup oturuyor içimize. bu ülkede yaşayan herkesin aldığı her nefeste, bire bir sorumluluğumuz olduğunu içimizde duyumsatarak.

    kaybettiklerimizin, yapamadıklarımızın, yazamadıklarımızın değil, sadece ve sadece kendi yaptıklarımızın öyküsüdür, kayıp romanlar.
  • güven'i okuyanlar bilirler. yazar kitabin sonunda sizce turgutla sehere ne oldu sonra, nasil bir hayat yasadilar? diye sorar ve okurlarindan gönüllerindeki sekliyle devam etmelerini ister romana.

    son yapiti olan kayip romanlar da bu teklifi degerlerdimeye heveslenen dr. nahit'in yaninda yüklü bir parayla avrupadan istanbula dönmesiyle baslar. hatta geldiginde ilk vedat türkali'yi arar. ama yazar kendi romaninda biraz ters bi adamdir. soguk davranir dr. nahit'e. kitap, nahit'in avrupada yillarca cesitli devrimci etkinliklerde yine devrimciler adina büyüttügü parayi türkiyede hak edecek bir olusuma vermek icin arastirma ve arayisi ile genc ve ukala esmeyle yasadigi kanatan bir ask hikayesi arasinda gidip gelir.

    muhtesem vedat turkali bu hikayeyi heykeltras ustaligiyla kalbinize kazir. ikircikli kalirsiniz ve evecenlikle öteki kitaplarini bulma derdine düsersiniz hala hepsini hatmetmediyseniz. edenlerdenseniz büyük ustanin 86 yasina geldigini ve sagliginin iyi gitmedigini hatirlarsaniz tedirginlikle. büyük bir yazarin gitmesi degildir yalnizca korkutan. büyük insan yetismedigini bilmektendir bu ülkede kolay kolay. yaslandikca ahiret korkusuna kapilan, 50sinden sonra muhafazakar tv kanallarinda ezan okuyan solculari gormus biri olarak huzursuzlanirsiniz.
  • güvenden sonra sarmayan aksine vedat türkali kaleminden yazılmadığına inandığım roman güvendeki co$kulu anlatım nerede "kız ne domuzmu$sun " demek nerede...
  • mavi karanlık ve bir gün tek başına, siyasetten uzaklaştırılmış, protesto hakkı okul kantininde çıkan karnabaharı dökmekle sınırlanmış bir üniversite kuşağının içerek okuduğu romanlardı. bizlerden önceki dönemleri anlatsa da, füruzan'ın kırkyedililer'i ile erdal öz'ün gülünün solduğu akşam'ı da aynı açlıkla, yaşanmayan ama "özenilen" bir döneme kendini yakın hissetmek amacıyla okunan kitaplar arasında yer alırdı. özenilen kanın gövdeyi götürdüğü çatışma alanları değil, o zamanlar insanlar arasında olduğuna inanılan dostluk, mertlik, dürüstlük, paylaşım gibi artık erdemden sayılan değerlerdi. o vakitler erdem timsali olan insanların sonradan ne hale geldiğini görünce insan yazılanlara da şüpheyle yaklaşmaya başlar oluyor.

    dil ve dizgi yanlışlarıyla dolu bir kitap diyerek geçeyim. 87lik ulu bir çınar yazmış. saygısızlık etmek istemem. ama bizim dönemimizi ve bizden önceki dönemleri bir halt sanan kuşaklar okusun diyorum. bence vedat türkali'nin olgunluk çağının en muhteşem eseri güven'dir. ondan gayrısı....