şükela:  tümü | bugün
  • david caravaggio‘nun bazen daldığı rüyalardır.

    david henüz 6 yaşındayken düşlerinde buğdaylarla kaplı bir kır gördü, bir uçtan bir uca, sonsuzluğa uzanan. david kırın ortasında bir kulübe gördü, kulübede yaşayan yaşlı bir kadın vardı. david ve kadın arasında geçenler unutuldu.
    aslında david bu rüyayı gördüğünden emin değildi. emin olamamasının bir sebebi vardı:

    david 7 yaşındayken düşlerinde buğdaylarla kalplı bir kır gördü, bir uçtan bir uca, sonsuzluğa uzanan! david kırın ortasında derme çatma bir kulübe gördü, içinde avucunu açan yaşlı bir kadının dilenmekteydi.
    aslında david bu rüyayı gördüğünden emin değildi. emin olamamasının bir sebebi vardı:

    david kaç yaşında olduğunu hatırlamadığı bir sabah vaktinde bir rüya gördü. düşlerinde buğdaylarla kaplı bir kıra, sadece birkaç kez gördüğü abisinin arabasıyla getirilmişti ki david’in kardeşi yoktu gerçek(!) yaşamında.
    david hatırladı!
    kulübeye doğru yaklaştı. lakin bu sefer kulübenin etrafında insanlar vardı. aslında kulübenin kulübe olup olmadığı da meçhul hale gelmişti. sanki terk edilmiş betondan bir ev gibiydi artık. david nasıl olduğunu bilmese de anladı: kadın ölmüştü.

    david uyandı. kendine “bu düşü görmüştüm yıllar önce” diye mırıldandı.
    başka bir ses cevap verdi: hayır, aslında tüm düşleri bu sabah gördün.
    bir başka ses: yalan, yıllarca süren bir düşün içindeydin.
    david tüm seslere kulaklarını tıkadı. her şey unutuldu.

    david artık yaşlı bir adam olmuştu. artık yalnızca düşünmeye zaman ayıramayacak kadar genç değildi. sordu kendine: “bu kahrolası rüyayı ne zaman gördüm”
    david artık rüyayı gördüğünden bile emin değildi. belki tüm rüyaları birbirleri içinde görmüştü.
    belki de rüyalarında, uyanıkken hatırlamadığı farklı bir var oluşa sürüklenen insanların içerisinde bir istisnaydı david, diğer taraftan bir şeyler hatırlayabilen!

    david caravaggio kayıp rüyalarını ararken delirdi. anlamını düşünseydi, belki rüyasında gördüğü kulübede yaşayan kadının, çocukluğunda kendisine annesinin anlattığı masaldaki yalnız kadın olduğunu anlayacaktı. arayış gözünü kör etmişti, anlayamadı.
    heyhat, belki de gözü kör olan caravaggio değildir. belki anlamlandırmanın gereksizliğini kavrayan caravaggio, deliliği körlüğe yeğlemiştir.
    cevabı bilmek ister miydim? bilmiyorum sanırım...