*

şükela:  tümü | bugün
  • bir devir teknolojisi. ben bunu böyle anladım, ya da öyle anlamak istedim.
    (ara: her devrin*)
  • bir saati parçalarına ayırınca ne görürüz?

    bir saatin ruhunu parçalarına ayırabilmenin mümkün olmadığını görürüz.

    küçük parçalar, birlikte çalışmak için zorunlu olarak yanındakine ihtiyaç duyan bütün o küçük parçalar manevi bir dünyaya gitmek için bir durak ve ruhani nesneler yumağından başka bir şey değil. bir saati parçalarına ayırınca insanı parçalarına ayırmış oluruz.

    önce bir el düşünelim. kimin eli bu görünmeyen? fani bir insanın eli. bir ölümlü. doğmuş, sevmiş, okumuş, ağlamış, gülmüş, darılmış, uyumuş, uyanmış, kirlenmiş ve arınmış. nihayetinde o kadar kısa bir süre yaşayacak ki, çoğu insan onun farkında bile olmayacak. insan karanlıkta bir alev gibi parlayıp sönecek. binlerce harfin içinde bir harf, milyonlarca, milyarlarca kum tanesinin içinde bir kum tanesi. bir şiirin dizesi bile değil: “keşke yalnız bunu için sevseydim seni.”

    insanın küçüklüğünü idrak etmesi çok güzel bir an. işte böyle parçalarına ayrılabilen fakat insanın elinde parçalığından çıkıp çıkıp bir bütün olabilen saatin sayesinde. zaman çok gülünç ve öylesine korkunç.

    saati bir kenara bırakalım. çıplak ve sadece insan olarak düşününce, kısacık öylesine kısacık bir anda yaşıyor ki, uzun bir gecede sadece bir düşünce kırıntısı olmaya değer mi bilmiyorum, uykusuzluk bile biraz daha vakit kazandırmıyor, yorgun düşüyor parçaların, ve sonunda duruyor saatin. ellerin durunca dünya durur mu? başka eller var. uzanıp tutunduğun eller var, tutup yüzüne götürdüğün eller.

    kısacık. tamam. herkes biliyor. uzatmanın bir anlamı yok. fakat geniş olamaz mı? saat bunu söylüyor belki. dinleyelim. çok kısa bir an buradasın. sonra yoksun.

    daha geniş bir zaman değil, kalbinin ve aklının genişliğinden söz edelim. hayır, onları ayırmayalım, parçalara bölmeyelim. gereksiz ve anlamsız. insan bir bütündür, ne kadar parçalanırsa o kadar anlaşılır. insan toprağa eğilir, mürekkep damlası gibi kağıda akar, sayfanın bir yüzünde yaşar. arka sayfada gölgesi vardır belki, belki yoktur. varsın olmasın zaten, ne önemi var?

    biz kolumuzdaki, masamızdaki saate bakalım. unutalım kısacık hayatımızı. ellerimizi düşünelim. ellerimizle biraz daha genişlesin hayatımız. bir saatin yardımıyla hatırlayalım. merakla fotoğraflarına bakalım dünyanın. incecik tarihine bakalım damarların. bir insanın ruhunu parçalara ayırmak mümkün değil. öyleyse kelimelerin şarabıyla gidelim.

    http://mekaniksaat.blogspot.com/…zamann-izinde.html
  • (bkz: marcel proust)
  • acilen okumaya başlamam gereken kitap. ulan fransızcasını da fransızlar bile anlamıyor, o dilde okumak vardı da. neyse türkçesini okuyalım da bi.
  • (bkz: #38069023)
  • marcel proust'un 7 cilten oluşan dev eseri:

    1) swann'ların tarafı
    2) çiçek açmış genç kızların gölgesinde
    3) guermantes tarafı
    4) sodom ve gomorra
    5) mahpus
    6) albertine kayıp
    7) yakalanan zaman

    tanım: yakın zamanda okunacak kitap listesi. *
  • swannlarin tarafini okuyoum. ve bu kitap benim yuzumde bi tebessum olusturuyor. yavas ilerliyorum ama sevdim. amacim tum seriyi okumak.
  • soğuk bir havada sımsıcak * bir çayın verdiği mutluluk hiç bir şekilde tarif edilemez, aynı şekilde çaydan sonra, yoğun bir günün ardından, sıcacık bir yatakta yavaş yavaş uykuya dalmanın verdiği keyfin de tarifi yoktur. işte marcel proust'un kayıp zamanın izinde serisi de bu tarif edilemez mutluluğun ta kendisidir; uyku gibi yavaş yavaş ve derin, çay gibi sıcacık.**
  • marcel proust serisi. yapı kredi yayınları tüm kitapları bir araya toplamış, iki cilt haline getirmiş. yedi yerine, iki kitap fakat kitap gibi kitap.