şükela:  tümü | bugün
  • besiktas carsisinda mavi tahta camekani ile eski mahalle bakkallarini andiran bir dukkanda manda kaymagi, yogurt, sut ve yumurta satan kisi. dukkanda ayrica bulgar kahvaltisi da yapilabilmektedir.
  • çok yaşlı ve tonton iki amcanın işlettiği, tazecik kaymağı üzerine süzme bal akıtarak tazecik ekmeklerle servis ettikleri küçük dev mekan.
  • size firindan yeni cikmis ekmekleri sicak sicak veren lezzet mekani.kaymak da baymiyor,bol bol yenebiliyor.
  • ilk keşfettiğimde, yepyeni bir hazine keşfetmiş gibi heyecanla ve mutlulukla dolup taştıgım, çok meşhur olmasına rağmen bir tabelası bile olmayan ve bilenlerin bildiği, bilmeyenlerin de kolayca buldugu bir mekan. ancak kaç zaman sonra dün bi bal-kaymak aldım, kendisinden 'kazıkçı pando' olmuş bu diyerek korkup kaçtım. eve gidecek param kalmadı sonra.
  • oglene dogru kahvaltilarimda pek cok defa mekan eyledigim yer. bir ara iri-yari bir arkadas (sozlukten arkadaslar soyledi ogluymus) goruyordum arada bir, kendi kendine konusuyordu falan. ozlurlu oldugunu da sonradan ogrendim, esnafla pek bir diyalog kuran bir insan.
  • muhterem kaymakci beyin, kesilmis sutten hallice olan suratinin, o kahvaltinin lezzetine lezzet kattigi da rivayet edilir(!).

    muhtemelen benim gibi birçok besiktas sakini de çözememistir su paradoksu: gideriz, otururuz veya sirada paketletecegimiz kaymak için bekleriz. pando beyamca (adi budur) gelir, "ne isin var burda?" gibilerinden ters bir bakis atar, esnafligin kitabinda yazmayan bir kayitsizlikla isinizi görür ve kahvalti ile (bosuna) biraz güleryüz bekleyen diger müsterilere dogru segirtir.

    buna ragmen maalesef vazgeçilmezler arasinda yerini alir. belki de biraz rekabet bu güleryüz sorununu ortadan kaldiracaktir ama pando beyamca'nin mahallesinde -yine- maalesef kaymakta rekabetin esamesi okunmaz: hemen karsisinda kaymaklarini sergileyen yilmaz sekerleme adli dükkan herhalde bu alanda sinek avlamaktadir velakin güleryüzden yana hayli cömerttirler. gelgelelim, sonuç hüsrandir!

    besiktas çarsisinin bir "vazgeçilen"i için,

    (bkz: yedi sekiz hasan pasa)
  • kim bilir kac kere onunden gectigim ama hic goremedigim en sonunda bir gun niyet edip sora sora buldugum ufacik bi dukkan. tam merkezde olmasına rağmen isminin yazdigi bir tabela olmadigi icin dikkat cekmiyor. balik pazarini geciyorsun, boktan kartal heykelinin ve mado'nun oldugu meydana geliyorsun, saga sola donmeyip duz gidiyosun, soluna bakiyorsun, mavi bir dukkan goruyorsun. orasi. civarda pando değil daha çok kaymakci diye biliniyor
  • oldukça asabi ve lafını esirgemeyen hanım teyze ve bey amcanın işlettiği kaymakçı. yıllardır suratlarındaki nalet ifadeye güvenipde giremediğim dükkan. en sonunda sabrıma güvenip kaymak almak için girdiğimde zaten kendi aralarındaki kavgaya denk düşmem sanırım tamamen benim şansızlığımdı keza kaymağın çok geldiğini söylememle oklarını bana yönelttiler.
    benjo: hanımefendi çok o kaymağın tamamı bana.. atılacak yazık olacak yarısını verin siz onun.
    vay sen misin kaymağı bölün diyen avaz cıyak bağırmaya başlamasıyla suratsız kocasınında eşlik etmesi ortalığı birden savaş alanına çevirdi. ben kaçtım kurtuldum aman diyeyim! her zaman benim kadar şanslı olamayabilirsiniz dikkatli olun bir kaymak için değmez o sinir harbine... bu yaşlı keçiler adamı katil bile eder...
    (bkz: huzur bozan deli esnaf)
  • ismini, gazatelerin "istanbul'un en iyi 10 x'i" konulu haberlerinin popüler olmaya başladığı 6 - 7 sene önce öğrendiğim, daha öncesinde "bulgar" mahlası ile tanıdığım kaymakçıdır pando. 30 sene öncesinin pazar kahvaltılarında, erciyes şarküteri'nin pastırması ve tulum peyniri ile birlikte sofranın yıldızlığına oynayan kaymağın da menşeidir aynı zamanda. hatta annemin o zamanlar anlattığına göre, onun çocukluğundan beri beşiktaş'da kalan iki lezzet noktasından biriymiş (diğeri soydan turşucu).
    bundan yaklaşık 10 sene önce bir sabah kahvaltı etmeye gittiğimde, kaynamak üzere ateşin üzerine koyulmuş olan süt kazanının içine, açtığı sek sişe sütleri boca ettiğini gördüğümden beri eskisi kadar saygıyla bakmıyorum (öyle ya; kaymakçıysan, verdiğin süt de adam gibi mandıradan gelecek), kaymağı için de ehven-i şer derim (yine beşiktaş'ta, hacıoğlu lahmacun'un 20 metre yukarısındaki önder muhallebicisi'nin kaymağı kat kat güzeldir), kendisi bal satarken yüzü sirke satan esnaf ile ikili ilişki kurmaktan da ziyadesiyle imtina ederim ama oralardayken kahvaltı edeceksem, yine de bulgar'a giderim.
    türkiye'de en iyi kaymağı pando'nun, en iyi limonatayı baylan'ın, en iyi sıcak şarabı da zencefil'in yaptığını iddia eden gazetelerin genel yayın yönetmenlerine selam etmek için uygun zamanın "tam da şimdi" olduğunu belirtirim.
    arz ederim.
    talep görür mü? allah bilir.

hesabın var mı? giriş yap