*

şükela:  tümü | bugün
  • bu cocugu ozel egitim okuluna gonderemiyoruz, idare et, zorunlu egitimi bitirsin bi sekilde ogretmen kardesim'in kisaltilmisi. (bkz: rehberlik ve arastirma merkezi)
  • özel gereksinimli öğrencilerin kendileri için en az kısıtlayıcı olan, akranlarıyla en üst düzeyde etkileşim içinde olabilecekleri eğitim ortamlarına yerleştirilmesi, ihtiyaç duydukları destek hizmetler sunularak eğitimlerinin gerçekleştirilmesidir. şu anda ülkemizdeki uygulamaların çoğu kaynaştırma boyutuna geçemeyip arada kaynatma boyutunda kalmıştır.
  • kaynaştırma özel gereksinimli öğrencilerin normal gelişim gösteren akranlarından ayrılmadan eğitim almasını amaçlayan, dinamiğini hümanizmden alan bir sistemdir. amacı anadolu liselerine en çok öğrenciyi kazandırmak ya da üniversiteye en fazla öğrenciyi yerleştirmek değildir. kaldı ki zaten kaynaştırma programında sınıf öğretmeninden kaynaştırma öğrencisini sınıf birincisi yapması da beklenmez. özel gereksinimli bireylerin kendilerine ait özel, bireyselleştirilmiş eğitim programları vardır. kaynaştırma eğitimindeki temel amaçlardan biri özel gereksinimli bireyi topluma girmeden önce akranları ile sosyal etkileşime girme yollarını öğrenmesi fırsatı sunmak, bir diğeri ise dünyada kendilerinden başkası yokmuş gibi yetiştirlen, hayatta odtü ya da boğaziçini kazanmaktan başka problemin olmadığını düşünen çocuklara hayatın gerçeklerini göstermektir (bilenlere lafım yok). kaynaştırma için alt yapı var mıdır? yoktur. yetişmiş personel var mıdır? yoktur. okullar uygun mudur? değildir. ama bunun cezasını çocuklar mı çekmelidir? bana göre hayır. eğitim ve öğretim birilerinin övülüp birilerinin ötekileştirilemeyeceği kadar haktır ve verilmelidir.
  • alttaki yazıda belirtiği gibi; "lütuf değil hak"tır bu...
    minicik bir bebeğim var. herhangi bir engeli yok. burada veya dünyanın herhangi bir köşesinde, eğitimi için seçenekler araştırırken muhakkak kaynaştırma eğitimi verilen bir yeri tercih edeceğim. bunu özellikle istiyorum. hem onun gelişimine, hem de kaynaştırma eğitiminde beraber olacağı kardeşlerinin gelişiminde olağanüstü faydalı olacağını düşünüyorum

    https://www.facebook.com/….710117883&type=1&theater

    "oğlum efe altunel 6,5 yaşında (sağdaki büyük resim), down sendromlu yakışıklı bir çocuk. bildiğiniz üzere, çocuklarımız erken eğitim ve rehabilitasyon sayesinde büyük gelişmeler gösterebilmekte ve topluma katılabilmektedir. efe, bir yaşından beri hergün 2 saat özel ders alıyor. 3 yıldır kreşte kaynaştırma eğitimi gördü. okula ve hayata hazırlanıyor. 6 aylıktan beri hem fiziksel hem de zihinsel olarak gelişmesi için elimizden geleni, hatta bazen elimizden gelenin fazlasını vermeye çalışıyoruz. sıradan çocukların kendiliklerinden ve kısa sürede öğrendiklerini efe çok ama çok çaba göstererek ve uzun süre çalışarak öğrenebiliyor. ama olsun. öğreniyor. önemli olan da bu. hem dünyada hem de türkiye'de birebir tanıdığım örneklerden biliyorum ki eğitim ile çok mesafe katetmek mümkün. meslek sahibi olup, evlenen, üniversite okuyanlar bile çocuklarımız var.

    ben bir babayım. ve sizinle bir baba olarak konuşuyorum. efe’de tıpkı diğer çocuklar gibi bir çocuk. o da bu yaştaki pek çok erkek çocuk gibi örümcek adam'ı, caillou yu ve şimşek mcqueen i çok seviyor, ikiziyle beraber oynayıp, evi dağıtmaktan çok hoşlanıyor ve ben onun için dünyanın en güçlü insanıyım.

    engelli bireylerin diğer çocuklardan dışlanmadan, bir köşeye atılmadan eğitim almaları gerekmektedir. ayrıştırılan engelli çocuklar dışlandıklarını hissetmekte ve okula gitmek istememektedirler. kaynaştırma eğitimi hayata dahil olmaktır. daha çocuğun yüzünü bile görmeden sırf down sendromlu tanısından yola çıkarak onu sınıflandıran, ne yapıp ne yapamayacağı, nasıl bir insan olması gerektiği hakkında kesin fikir sahibi olan insanlarla mücadele ederek çocuklarımızı okullara kabul ettirmeye çalışıyoruz. destek olursanız seviniriz."

    sami altunel
    efe nin babası

    engelsiz bireyler engellilerin de bu hayatın bir parçası olduğunu, toplumsal yaşama katılımın bir lütuf değil hak olduğunu ve farklılığın aslında hayatın bir rengi olduğunu yaşayarak öğrenecekler. hele ki bu deneyimi 6 yaşından itibaren paylaşan çocuklar, bu fikri içselleştirecekler. bu jenerasyonlar hayata atıldıklarında ve yetişkin birer birey olduklarında, engelli insanların okuma, çalışma, seyahat etme, evlenme gibi toplum hayatına her türlü katılımını da sıradan görmeye başlayacaktır.

    kaynaştırmanın engelsiz çocuklar için faydaları
    • bireyler arasındaki farklılıklara karşı anlayışlı ve hoşgörülü olmalarını kolaylaştırır. demokratik ve ahlaki anlayışları gelişir
    • engelli çocuk ve normal çocuklar arasında işbirliği ve yardımlaşma becerisi kazanılır. sıradan çocuğun arkadaşlıkta istenmesinin ve kendisi olduğu için sevilmesinin getirdiği rahatlama ve arkadaşlık kurabilme.
    • bireysel farklılıkları doğal karşılar ve saygı gösterirler.
    • kendi yetersizliklerini görme, bunları kabul etme ve giderme davranışları gelişir.
    • saldırganlık, kıskançlık, kendine güvensizlik, vb. davranışlarında azalma görülür.
    • farklılıklardan duyulan korkunun yok olması.
    • bir başka insanı desteklemenin getirdiği pozitif deneyim ve bunun kişinin kendisine verdiği değeri artırması.
    • ileriki hayatlarında karşılaşabilecekleri benzeri sorunlara karşı bilgi sahibi olmaları.
    • engelli bireyler hakkında bilgi edinirler.
    • çocukların ahlaki prensiplerinin gelişmesine olumlu katkıları olur.
    • liderlik, model olma ve sorumluluk duygusu gelişir.
  • kaynaştırma öğrencisine hiçbir faydası olmayan, yarar sağlayacağına aksine ömür boyu hatırlayacağı yaralar açan uygulama. şiddet eğilimi, kaynaştırma öğrencisinden çok, bulunduğu sınıftakilerde ortaya çıkar. hedef her zaman kaynaştırma öğrencisi olur. maddi ve manevi zarara uğratılır. gözünün önünde taklidi yapılarak kendisiyle alay edilmesi veya derste diğer öğrenciler ya da "öğretmenler" tarafından hakarete uğraması her gün karşılaştığı, sıradan, en düşük düzeydeki aşağılamalardır. ne yazık ki bu düşük seviyedeki hasarlar, fiziksel şiddete ve maddi açıdan sömürülmeye kadar çok boyutlu olaylara dönüşür. bunlardan çoğu unutulmazdır ve en kötüsü de kaynaştırma eğitimi alan öğrencinin, durumundan kimseye bahsetmek istememesidir veya bahsetmemesinin tembihlenmiş olmasıdır.
  • yetersizliği olmayan insanların bile birlik düzen içinde bir araya gelemediği günümüzde kaynaştırma eğitiminin çok gerekli olduğunu düşünüyorum.

    normal gelişim gösteren çocuklar böylelikle engelliliği hayatın gerçeği olduğunu bilirler,bu gerçeğin dışlanmaması gerektiğini öğrenirler sonrada engelli arkadaşlarının da tıpkı kendileri gibi yaşama gerekliliklerini bilerek arkadaş edinip birlikte oyunlar oynayıp,sohbet edip hayatı ortak yaşamayı öğrenmeliler.
  • türkiye'de eğitim ile ilgili her şey gibi bu da revaç ta kalır. okullarda pek ilgilenilmeyip yapılan tek şey alınan ram raporu ve seanslık rehabilitasyon merkezidir.
  • yasaklanmaması gereken uygulama. çocuğunuzun okulunda böyle bir şey olursa çocuğunuzun bu bireylere saygı duymasını, anlayışla yaklaşmasını, bu bireylerle arkadaşlık yapmasını öğretmelisiniz. bu bireyleri toplumdan dışlamaya sizin hakkınız yoktur. çünkü sizin çocuğunuz da bu kaynaştırma öğrencilerinden biri olabilir/di.

    evde dışlansın, okulda dışlansın, sokakta dışlansın, iş hayatında dışlansın. peki sizi bu kişilerden üstün kılan nedir? azıcık kendinizi eğiterek başlayın, sonra çocuğunuzun eğitimini düşünün.
  • eğitim sisteminde pek çok konuda olduğu gibi kağıt üstünde harikulade uygulanan konulardan biri de budur.
    her eğitim öğretim yılı başında rehber öğretmen liderliğinde branş öğretmenleriyle birlikte yapılır ve her bir öğrenci için öğretmenler söz sahibidir, dersinde bireysel eğitime ihtiyacı var mıdır yok mudur buna karar verirler. genelde beden, müzik, resim öğretmenleri aman canım ne gerek var zaten diye geçiştirirler nasılsa arada kaynar. fen, matematik gibi sınav odaklı ders öğretmenleri ise normal olanlara zor anlatıyoruz bir de bunlarla mı uğraşacağız derler. kimse uğraşmak istemez. burda devreye müdürün zoru girer ve bireysel eğitim planları hazırlanır. oysa burda öğretmenliğin gönül işi olduğu gerçeği devreye girmeliydi, oysa bu noktada vicdan devreye girmeliydi. neyse biz bu kavramları unutalı çok oldu. neyseki çocuklar gerçekten vicdanlı. arkadaşlarına sahip çıkıyor, ellerinden geldiğince yardımcı oluyorlar.
    bir de destek eğitim odaları var. çoğu okulda yok. yönetmeliğe göre gerekirse müdür kendi odasını bu iş için kullandırabilir. öğretmenlerin de bu derslere girmesi için teşvik amaçlı devlet ek derslerini %25 fazla veriyor. öyle olmasa hiç bir öğretmen o derslere girmez. girenler de ne kadar hakkıyla yapıyor tartışılır. çocuğun önüne boyama kitabı verip dakika dolduranı da gördü bu gözler, canla başla okuma yazmayı öğretmeye çalışanı da. sonraki grup çok az inanın.
    tamam bu özel çocuklar okullara gitsin, diğer çocuklar onları kabullensin sahip çıksın, saygı duysun vs. ama devlet de sahip çıksın. bu çocuklar için ya öğretmen atasın ya da öğretmeni eğitsin. öğretmen de haksız değil hani. kaynaştırma adı altında bir sürü tanımlama var. hangi birisi için ne yapacağımızı bilmiyoruz. araştırıyoruz ama bir yere kadar. bu çocuklar da deneme tahtası değil. öğrenme güçlüğü olana ayrı, dikkat eksikliği olana ayrı, otistiğe, disleksiye vs.ye ayrı plan yapmak ders hazırlamak ciddden zor o kadar bürokratik yükün altında.