şükela:  tümü | bugün
  • benim arabam ford fusiondu. 2006 model. sağlam çıktım. 5 6 takla attım. gerisini sayamadım. yalnız bu durum benim fordu lord yapmaz. hız, yol durumu, kaza şekli vs vs bir sürü şey var. o yüzden buraya bakıp de fikir sahibi olacaklara tavsiyem: olmayın. mesela ford'dan sağlam çıktım ama başka araba olsaydı yere daha yakın yol tutuşu daha kuvvetli hiç kaza yapmayacaktım belki de. belki esp'si olsaydı. araba pert evet.
  • (bkz: renault fluence)

    zaten dengesiz bir arabadır bir de tır çarpınca hepten götü başı dağıttı. eğer altına alsaydı 10.02.2018 muhtemelen ölüm tarihim olacaktı.

    işin kötü tarafı bir daha direksiyona ne zaman oturabilirim bilmiyorum, psikolojisi çok kötü gerçekten.

    edit: bir sürü geçmiş olsun mesajı alıyorum, sağolun var olun.
  • bizzat kendisi kağıt gibi paramparça olan arabalardır. kaza anında oluşan enerjiyi sana iletmek yerine araba kendisi parçalanır.
    önünde yanında metal tampon falan olan destroyer gibi araçlar sert kazada sapasağlam durur ama içerdekiler için aynı şeyi söyleyemez.
  • (bkz: chrysler pt cruiser)
    tank gibiydi amk. ben böyle şey görmedim. gitmiyordu valla. niye? çünkğ tank amk.
  • volvo modelleridir. boşuna mı isveç çeliği diye diye bitiremiyor adamlar?

    gol attıktan sonra 'sus' işareti yapan futbolcu edasıyla sizleri şu videoyla baş başa bırakıyorum: link
  • 3 kaza yapıp araçtan sağlam çıktığını zanneden bir adet yazarın açıkladığı otomobillerdir.

    mr ihmal edilmiş sanırım. beyin hasarını ben buradan tespit ettim, geçmiş olsun kebap kardeş.
  • fiat uno. kendisi ile 40 km hızla dut ağacına yandan vurmuşluğumuz var ve araba perte çıktı. sakın uno ile taklalı kaza yapmayın.
  • (bkz: renault 12 toros)
    garaja geri viteste girerken sağ arka kapıyı duvara sürttürmüştüm. şükür ki burnum bile kanamadan atlattım bu kazayı.
  • (bkz: doğan slx)

    öldürmeyen allah öldürmüyor.
  • ford fiesta, 2012 model olanından.
    güzel anadolumuzun bazı yolları asfalt ile karışık mıcırla kaplıdır. sıcak mevsimlerde yol tutuşunuz iyidir ama aynı mevsimin sabahı hava serin ise hele bir de yağmur yağdıysa o asfalt nasıl tarif edeyim, iner. mıcırların üzerinde gidersiniz.
    hızımı hatırlamıyorum ama tahminen 90 km/hızdan daha az değildi. kontrolü kaybettiğimde 50 metre kadar kaydım ve kaybettiğimi anladığımda yaptığım şey kayarak duvara giden aracın direksiyonuna* müdahele etmek oldu. saniyelik olaylar. yaşayan bilir. baktım olmuyor refleks olarak gard aldım yüzüme.
    emniyet kemeri de takıldı değildi.
    direksiyon airbag'i açıldığı anda* *ben sağ torpidonun orada cama kafa atmakla meşguldüm. sağolsun torpido airbag'i suratımda patladı, patladığı gibi de oturttu beni yerime. acıtıyor amk. yolun kenarındaki evlere girmemem için konulmuş 10 tonluk beton bloğa sağ arka taraftan girmişim. kapı delinmiş çarpma şiddetiyle, fakat sağ arka kapının camı kırılmamış. çarpma şiddeti açısından fikir verebilir. öyle de 1.5 ya da 2 tur döndükten sonra nihayet durdum.

    daha sonra aracı incelediğimde ön camı da çatlatmışım. bir kaç tel saçım da orada kalmış. gard aldığımda sol kolum direksiyona sürttüğü için 2-3 santim uzunluğunda soyuldu, sağ dizim ise o kadar şanslı değildi. klimanın olduğu konsola nasıl bir şiddette çarptıysam balon gibi şişti.
    uzun süre çektim ağrısını. hala daha şiddetli soğuklarda 'ben buradayım' diye hatırlatır.

    sanırım benim ford lordluğunu yaptı. tüm hata ise bendeydi.
    yatırım tavsiyesi araç değil burada. herkes ihtiyacına göre araç alıyor, kullanıyor. kemerinizi takın, lastiğinize bakın, hızınızı minimum tutun.
    benim geçirdiğim kazada ölmemem için tek bir sebep yoktu. teknik olarak yaptığım şey bunu sağlamaya fazlasıyla yeterliydi.yani ölsem, 'yahu neden öldüm daha gençtim' falan demezdim varsa eğer öbür taraf. oturur kazayı izler, 'tamam hocam ne tarafta yanıyoruz' derdim heralde hatta ondan önce 'kimseyi öldürmedim dimi, onları geri gönderin tamam ben burada kalırım nolur allam söz' derdim. şaka bir yana şanslıydım, 100 metre çapımdaki herkes şanslıydı ya da divine intervention. bir kere emniyet kemerim takılı değil. diğer yandan takla atabilirdim. duvara girebilirdim ya da sağdaki eve girebilirdim, beni durduran beton bloğun 2 metre yanında bakkal dükkanının kepengini kaldıran yaşlı adamı ezebilirdim ki en kötüsü bu olabilirdi. kendisini de tanıyorum. her şey olabilirdi. gard almaktan başka hiç bir önlemim yoktu; o da dediğim gibi, o anın refleksi. onu da yapmasam göğüs kafesime darbe alabilirdim çünkü çarpma hızı, airbag açılması bunlar öyle saliselik şeyler ki. yol bile boştu. 1 dakika sonra otobüs, minibüs araba bir sürü şey geçti yoldan. lastikler bok gibi, yol bok gibi, hız var. emin olduğum tek şey o sabah çok şanslı olduğum.

    bu kazayı fiziksel olarak çok ucuz atlattım ama psikolojim uzun bir süre yıkımın eşiğinde dolandı. tam bir travmaydı benim için. o kazayı bir kere yaptım, zihnimse sanırım bir kaç bin kez yaptı bunu ve her birinin sonu farklıydı. uykumda, işimde, olur olmaz yerlerde. ölüm korkusu falan değil olay. ölüme sokayım, öldün mü bitti zaten her şey. birinin/birilerinin canını alabilecek olma fikri beni getirdi bu yıkıma. her şey şaka gibi. kız arkadaşınla tartışıyorsun, telefonunun şarjı bitiyor. içerideki odada insanlar uyuyor diye şarj aletini almıyorsun. arabanın anahtarını alıyorsun telefonu şarj edeyim de konuşayım diye. sonra evden biri ev kapısını açık görünce kapatıyor. saat sabahın ikisi. ertesi sabah bayram, kapıyı çalıp uyandırmayayım arabada yatarım diyorsun. deli gibi yağmur yağıyor. rahatsızca uyanıyorsun ve uyuyan insanlara simit almak istiyorsun, sürpriz yapmak istiyorsun. çünkü bayram.
    sonra gelip evinin bir kaç metre ötesinde bu kazayı yapıyorsun.
    hala daha inanamadığım oluyor şu olay örgüsüne bakınca. ben mi yaşadım bunları ?

    başlığa yazmak istemiyordum fakat ironik, yarın psikiyatr randevum var. bu olay da dahil, hayatımı siken her şeye karşı savaş açtığım için yarın seve seve anlatacağım bunları pek hoşlanmasam da. anılarımı tazelemek ve okuyuculara dikkatli olmayı aşılamak istedim.
    artık istediğiniz dersi çıkarın ama o pedala basarken biraz daha dikkatli olun.

    bendeki sonucu bu. bir diğer sonucu da lugatıma çok güzel küfürler kazandırmış olması. küfürden hoşlanmayanlar okumayabilir.*

    beynimin incelik ve güzelliklerle dolu kıvrımlarını sikeyim, bir de gece 02:00'den sonra olacak en iyi şeyin amına koyayım, gibi.
    bu böyle kalsın. yarın hocaya da anlatıcaz bi' şeyler.

    saygılarımla.