şükela:  tümü | bugün
  • müteferrika esinli, ankara merkezli, hafif dinibütün ve artık olmayan dergi, ya da külliyen sallıyorum..
  • altı ayda bir yayımlanan nefis mecmua. "okuyan okumayan belli olsun diye" her sayısı 600 adet basılan ve ibret-i alem için numaralandırılan insan araştırmaları dergisi.
  • ex libris'in mis'li ve di'li gecmis zaman hali. kitap cini diye de bilinir, kitaplar kurtlanmasin, baslarina bir is gelmesin diye kitabin kapagina kondurulan bir cesit efsun.
  • kelimenin aslı süryanice'dir. (ya da kebikec'in kökeni konusunda en en sevilen yorum budur.)

    kitapları her türlü haşerattan koruyan bir melek adıdır.

    genellikle "ya kebikec" şeklinde yazılır.
  • diyarbakır'da bir cafe'nin adıdır ayrıca.
  • serbest cagrisimla (bkz: kerebic)
  • bir nevi ex libris."ey kurt, bu kitap falancanin, başkasinin malina zarar verme" uyarisi.
  • akşam akşam, bilinmedik bir diyardan yurduma düşen büyü:
    başlık:
    kitap muskası:
    "bu muskayı duvarına asan kişinin kitapları haşerattan, nemden, ateşten ve dahi görünür görünmez affattan masum kala ve koruna"
    ciemoriye özel rüyalarla.. bu gece.
  • kebi, iran kırma olmasına rağmen güzel burunlu, iyi huylu, bol uykulu bir kediydi. karşılaştığımız vakit ben henüz hâlâ hülyalı bir gençtim; onunsa inadı inattı, bir uyudu mu top atsan uyandıramazdın. adıyla gelenlerden değildi kedigeç. öylesine, gelişine gelmişti. kıştı. altı teyze altı amca altı ay bir kahramanlık yapsın da adını alsın diye gözünün içine baktık. sonunda tek kahramanlığı, yazının ucu adlı kitabın üstünde uyuması ve eskaza elimiz o yana gittiğinde, tüm efendiliğini bir yana bırakıp kitabı kardeşi gibi müdafaa etmesi oldu. o vakit gençten, edebiyatçı bir arkadaşımız adını koyuverdi, biz de kendisini yazının bir uç beyi olarak selamladık, "hadi madem, hayırlısı" dedik. o ise gün bugündür diye davrandı ve canla başla çalışmaya koyuldu. üst raflardan kitap indirme, sayfa çevirme, kötü yazılmış sayfaları yırtma, kitaplık içre uyuyarak nemle mücadele etme, "gece inle" tonunda (kesif kesif) miyavlama gibi vazifeleri erinmeden gücenmeden yerine getirdi. bu vesileyle bilinci tekir iki iyi arkadaş da edindi: krallara baka kedican ve boyacıköylü ludovico ariosto. birlikte güldüler, havalı havalı gezdiler, birbirleriyle karşılaştırıldılar. bir, bilemedik bir buçuk yıl böyle geçiverdi. neden sonra kebi, kağıt işini toptan bıraktı, mahallemizden işveli bir tekirle daha bir rakınrola kaçtı. kaçarken eve bıraktığı pireyle on gün hop oturup hop kalktıysak da kendisini özlemle andık, çeşitliliğini kutladık, gün oldu yazıklandık ama hatırasına saygısızlık etmedik. ömrü evinde olaydı, crom'a, tori'ye, miyk harvey tırtıl'a abilik eder, sütlerini, iplerini, torbalarını eksik etmezdi; adı gibi eminim.

    (bkz: rengin/@heavens scream)