şükela:  tümü | bugün
  • eskişehir, adalar sokakta, kendi yağında kavrulan kahve dükkanı. dükkan dediğime bakmayın, üstü atölye, altı sergi salonu; e bir de güzel demleme kahveleri var. yani, daha ne olsun?

    not: bol şuruplu, şekerli kahve içmek isterseniz daha bilindik yerlere gidebilirsiniz, çünkü şekerli kahve vermiyorlar. zaten kahveler, o kadar güzel ki şekere gerek de kalmıyor.

    haberi için; keçi
  • (bkz: yaran yanlış okumalar) once başlığını keçi götü okuyup yuh amk bunun için de mi başlık açtığınız dediğim durum olmuştur.
    eee on saat çalış, yorul. sonra da uyku tutmasın, gecenin 3 ünde zombi gibi otur müzik dinle, olacağı bu.
  • oorrayt. reklamları okuduk, bitti. şimdi asıl gözleme gelelim.

    denişik bir felsefesi var bu kahvecinin. ama kısmi zamanlı the walking dead figürasyon bi' kitlesi de yok değil. ben işte buna küsüyorum. yoksa adam hoşsohbet, öyle her müşterinin ayarına çekilecek bir mekan da değil. ama bilemedim. yani insan yalnızca kahve içmek istese evde de içer. yani şöyle söyleyeyim, elinde tepsiyle 50 bardak çayla masaların arasında dolaşan bir adamın olduğu, sedir nargile tarzı bir mekan ile cihangir hipsterları arasında gidip geldiğim bir hissiyatla seyrediyorum mekanı.

    laf ebeliği bir yana, kahvesi muazzam. gidin için. el salvador'u tavsiye ederim.
  • kahve bahane değil o da en az sohbet kadar şahanedir, araç değil amaç, figüran değil başroldür evet ama kucağımıza yenidoğan nur topu gibi minik bir keçicikken de emekleyip koşuşuna eşlik ederken de farklı olmak derdi, farklı ortamlarda bulunmak derdimiz olmadığı halde şahit olunan hiçbir şeyin şaşırtmadığı tuhaf mekan. kaliteli, donanımlı işler yapma çabası ve bunu fazlaca yatkın olduğu halde "at emine at, kafalarına kültür at" sivriliğinden uzak yapışı, kahveyle şekerin aynı cümle içinde geçişine dahi tahammülü yokken süt meselesinde aynı katılığı gösteremeyip ikna oluşu, ortamda kakaya* kati surette yer yokken su içmenin en insani ve karşılıksız hak kabul edilişi, daha dün sopayla kovalanan mahalle çocukları için (biraz abartmış olabilirim) ertesi gün doğum günü partisi düzenlenişi ve içlerinden birinin bir anlığına yakalayıp yanağınıza bir öpücük kondurabilişi, her saniye değişen ruh haline ve her saniye değişen ruh halinize rağmen değişmeyen tek şeyin içinizdeki aidiyet hissi oluşu tabi bir miktar farklı hissettirse de bir yandan 'amaaan sanki çok da şey'dir. size verilen, iyi günde kötü günde hastalıkta ve sağlıkta kabul edildiğiniz, zaman zaman çıkıp gidebilseniz de dilediğinizde dönebileceğiniz odadır ahshdjfkf tamam sustum.
  • harikulade güzel bir etkinliğe hazırlanıyorlar. eskişehir' de olanlara duyurulur.

    mama getir dövme kalıcı
  • bu ara eskişehir'de sayıları patır patır artan 3.nesil kahvecilerin ilklerinden. bulunduğu sokakta kedd'le beraber nerdeyse hiç bir mekan yokken açılan, ardından sokağın bir dünya daha mekan çekip kahveciler sokağı olmasına sebep olan yer.

    huzurludur, saatlerce çöreklenirsiniz kovmazlar, üzerine yedikleri yemekten uzatırlar acıkmışsınızdır diye.

    biraz da aksidir sakınmazlar laflarını.

    kart geçmez, su satmaz*, çay satmaz, soda satmaz ama sodası varsa isteyene verir * , kahve satar, kahveyi olabildiğinde aracısız çiftçiden almaya çalışır.

    atölyesi vardır, yazın serin kışın soğuk. çıkar rahat rahat oturur işinizi yaparsınız, kenarına köşesine bir şeyler yazar çizersiniz, silmez de kimse yaptığınız gibi kalır. biraz daha sizin olur mekan.

    duvarında bir dünya, iki de bayrak vardır biri siyah / kırmızı *, diğeri gökkuşağı renginde. el yapımıdır duvarı da, sorarsanız gösterirler dükkanın eski halini, yoktan varolduğunu.

    şanslıysanız amatör bir sergiye denk gelebilirsiniz, kahvenizi alın sakin sakin dolaşın içerde, bir süre sonra gidecektir çünkü, yereldir, geçicidir, güzeldir.

    menüsü kalabalıktır ama menüden seçmek yerine sorun neler var diye, konuşarak zevkinize göre hazırlasınlar kahvenizi. sütsüz ve şekersiz şekilde sadece kahvenin tadını almaya hazır olun. gün gelip, dünyada kahve azaldığında, kıymeti arttığında, bütün dünyanın bu şekilde kahve içeceğini düşünürler, bilmem haklı mıdırlar.

    pazartesi gitmeyin, öğleden önce gitmeyin, dinlenirler, uyurlar, okurlar, açmazlar dükkanı, öyle çok çalışkan değillerdir, zengin olmazlar ki istemezler de.

    gidince bir selam verin, hal hatır sorun, çekinmeyin muhabbete girmekten. insan ayırmaz ama seçici geçirgendir biraz, çoğu kişi ya bir kere uğrar ya müdavimi olur.

    içerde her türlü insana denk gelebilirsiniz, bir gün çerkezce muhabbet eden iki amcayla, başka bir gün yüzüne *red lantern corps logosu çizilmiş bir italyan kızla karşılabilirsiniz.

    bir kenarda bilgisayar başında ekşide takılan birini görürseniz de selam verin, tanış olalım.
  • endüstrileşme karşıtı tavrıyla, sosyal sorumluluk bilinciyle ve samimi halleriyle bir kahveciden daha fazlası olabilmeyi amaçlamış nevi şahsına münhasır mekan, 11-25 ocak 2019 tarihleri arasında sürecek olan kırmızı bant / karakalem karma sergisi açılışına da ev sahipliği yapıyor.

    sorgulamadan, durmadan, düşünmeden, algılarımızın tamamını kapatarak tükettiğimiz her şey gibi tükettiğimiz sanatı, bir taraftan everest’in zirvesinde taşıyıp ulaşılamaz kılarken bir taraftan da ezip geçtiğimiz kaldırımlar kadar aşağı görüyoruz. aynı anda yüceltip, yerin dibine soktuğumuz sanata dair son derece ironik yaklaşımımız hayret verici, ama belki değil. çünkü insanları dinlemediğimiz gibi, baktığımızı görmek, dokunduğumuzu hissetmek, duyduğumuzu dinlemek gibi duyuların varoluşsal nedenlerini yıkıyor, sanatı, sergilendiği mekanlara gitmek için kullanılan bir bahaneye indirgiyor, emek vermeden caka satmayı hedefleyen fotoğraflar çekilip, sevilme arzumuzu oraya buraya serpiştirdiğimiz fotoğraflara verilen beğenilerle doyurmaya çalışıyoruz. evet, saçmalıyoruz!
    bu kadar saçmalık içerisinde, yukarıdaki ayinleri oldukça normal bulan güruhun daha da saçma bulacağı, bir sanat hareketi planlıyoruz.
    sosyal medya çığırtkanlığından uzak, insanların unuttuğu iletişim yönetmeleri ile yani konuşarak, konuşurken paylaşarak, konuşurken dinleyerek haberi yayılacak, şehir efsanesi gibi kulaktan kulağa dolaşacak, çok sanatçılı, çok mekanlı, çok işli, paylaşmayı ve dayanışmayı hatırlatacak karma bir sergi yapmak niyetindeyiz.
    bu kulaktan kulağa dolaşarak büyüyecek sergi, elden ele de dolaşabilsin diye sergi mekanlarının yerlerini gösteren bir de cep haritası tasarlayacağız. ciciye biciye boğulmamış, her tarafından alakasız reklamların patlatıldığı haritaların aksine, serginin haritası posta kartı boyutlarında tasarlanacak haritada sadece sergiye ulaşabilecekleri rotalar ve rotaların sonunda ulaşmaları gereken mekanların bilgileri olacak.
    duyduklarını dinleyen, online haritaları açmadan ellerindeki kartta bulunan haritayı okumayı başarabilen, arkadaşının davetine cevap vererek onu izleyen bizler gibi anormallikle damgalanan insanların ise emek vererek sanata ulaşacaklarına inanıyoruz.
    hiç yoktan insanların gerçekten iletişmesini sağlayacağına inandığımız bu hareket içerisinde yer almak isteyen mekanlar içinse durumlar aşağıdaki gibi olacak;
    mekanında sergiye yer ayırmak isteyenlerin mekanlarının bir duvarını ya da istedikleri duvarın bir bölümünü gönüllü olarak paylaşmalarını rica edeceğiz, sergi için ayrılan bölümün etrafını kırmızı bir bant ile çerçeveleyeceğiz, sergideki işler ise bu çerçeve sınırları içerisine yerleştirilerek sergilenecek. sergi süresince sanatı görmek isteyenler yanınıza gelecek ve kıymete kıymet veren kıymetli bir yerin misafiri olmuş olacaklar.
    evet!
    aralık ayı içerisinde planlamaya çalıştığımız bu eylem için elliye yakın sanatçı, yüze yakın iş bizlerle olacak. katılımınız halinde olayları yakinen takip etmeniz için bize mail atmanız yeterlidir.
    şimdi sıra sizde, eğer disko ışıklarının parıltılarından uzak, net, sade, düz bir hareketin parçası olmak isteseniz bize ulaşın. ulaşın, paylaşalım, planlayalım, rahatlayalım.
    varım demenin dinginliği ve sadelik dileklerimizle!

    mesajıyla herkesi bu sergiye davet ediyor.

    https://i.hizliresim.com/nqrvq1.jpg

    https://i.hizliresim.com/ale47o.jpg

    tanım: kahve şirketi olmayan kahveci.
  • burada sadece kahve var. yanında arzu ederseniz biraz sanat, bir de atölye.

    bu kadar basit aslında, fazla sorgulamaya gerek yok. adamlar mekanı kendi felsefesine ve gönüllerinin keyfine göre yapmış, müşteri odaklı olmadıkları için standart bir cafe müşterisi beklentisiyle giderseniz biraz hayal kırıklığı yaşayabilirsiniz.

    bu durumun bilincinde olduklarından her gelen insana bıkmadan usanmadan kendilerini anlatma ihtiyacı duyarlar. çünkü anlatmazlarsa ister istemez insanın kafasında sorular oluşur; yahu şeker yok, süt yok, kahvenin yanında tatlı yok, çay yok, kredi kartı yok bu nasıl cafeymiş böyle diye düşünürsünüz. 3-5 dakikanızı ayırıp dinlerseniz taşlar yerine oturur, marjinal görüntüsü verelim de değişik mekan olalım burdan yürüyelim para kazanalım gibi bir dertleri yoktur.

    tarzlarını sevmek, sevmemek görecelidir ancak eskişehirde nitelikli kahve içmek istiyorum diyorsanız ellerine su dökecek başka bir kahveci de yoktur.
  • sevgilimle eskişehir gezimizde tavsiye üzerine uğradığımız ve aşırı memnun kaldığımız 3.nesil kahveci. kahve çok güzel fiyatı uygun sahibi ise çok konuşkan ve sempatik biriydi.
    kartla ödeme alınmaması, kahvenin sütsüz; kahve gibi gelmesi, su satılmayıp masaya getirilmesi, çiftçinin emeğine önem verilmesi de çok hoşumuza gitti. anladığımız kadarı ile menü de günden güne değişiyor.(hasat durumuna göre). kısaca çok hoş bir mekan gidin ve tadını çıkarın.