şükela:  tümü | bugün
  • hayvanların en doğal hakkı çiftleşmeyse neden evde tek başına besliyorsun kedici dedirtir insana.

    sahi senin köpek neden yastığa halleniyor?

    doğal hakkından-doğadan bahsedip, hayvanı eve kapatan insan, hayvanın hakkını kısırlaştı diye savunacaksa hiç savunmasın abicim. böyle tutarsızlık olmaz!

    sal doğaya o zaman yavrulasın niye hapsediyorsun ki!? çiftleşme doğal hakkıysa özgür olması en olağan durumdur.

    adam vicdan yapmış kedicikler kısırlaştı diye ajitasyon yapıyor.
  • kedi ve köpeklerin türlerinin çiftleşemedikleri için değil, yaşam alanları kalmadığı ve insan nedeniyle ölüm tehdidi altında olduğunu düşünüyorum.
    3-4 ayda bir kızgınlığa giren ve en az 3 yavru doğuran kedi/köpeklerin doğal ortamları insanlar tarafından işgal edilmiş, barınma, beslenme ve yaşama imkanları çok zorken, açlıktan,hastalıktan,insan faktörünün(trafik, şiddet...vb) acı içinde ölecek, telef olacak yavruları ve onları doğuran anneleri korumak olarak bakılmalı. insanların kendi rahatı için değil bakabilecekleri canları düşünerek tercih etmeleri gerekmektedir.
    ayrıca veteriner hekimler ergenliğe girdikten sonra kısırlaştırmanın hayvana zarar vermediği tam tersine uzun ve kaliteli bir yaşam için bazı önemli faydaları olduğunu da belirtmekteler.
    hayvanların yaşam alanları ve doğal yaşamlarını sağlanıyorken kısırlaştırma elbette sağlık dışında tercih edilmez ancak yargılamadan önce hayvanların hangi koşullarda yaşadığını birinci plana almak gerek. psikoloji meselesinde ise hem veteriner hekimlerden öğrendiklerimi hem de tecrübelerimle olumsuz bir tecrübe yaşamadım tam tersine agresyonun azaldığı, daha sakin olduklarını gördüm. önce sokaklarda perişan hayvanların koşullarını iyileştirmemiz gerekiyor.

    edit: yeşillenemelere istinaden ev kedisi sokak kedisi farketmez her kızgınlık döneminde(yılda en az 4) çiftleştiği takdirde min 3 yavrudan 12 yavruya sağlıklı, yaşanabilir mekan ve imkanlar sağlıyorsanız kısırlaştırmayın. sizin için uygun zamanda çiftleşmesine izin verip diğer kızgınlık dönemlerinde hayvanın beynini şişiren hormonlarla yaşamasına sebep olup, kendi egonuzu da hayvanın doğasını bozmuyorumla avutabilirsiniz. hayvanda çiftleşme isteği türün devamı için taşıdığı genetik bir koddur. hormonlarla sağlanır. ve bu hormonlarında yine kendi düzeninize göre düzenlemekle kısırlaştırmak arasına etik olarak fark yoktur. hayvanın haklarına müdahale etmekse ikisi de müdahaledir. kısırlaştırma bakabileceğin kadar çocuk sahibi olmakla daha çok benzer bir düşünce yapısı.
    not:türleri tehdit altında yazmıyor yaşamları tehdit altında yazıyor. yeşillendirmeden önce okuyun, okuduğunuzu anlamaya çalışın, sözlük falan kullanın.
  • ev kedileri icin 2 yol var:
    1) hayvan her kizginlik donemine girdiginde ciftlesecek
    2) kisirlastirilacak

    birincisi mumkun degilse ikincisini "dogasini bozmamak" icin veya "kiyamamak" sebebiyle secmemek dogru degil. cunku hem kisirlastirilmayan hem de ciftlestirilmeyen hayvanlarda hormonlarin yaptigi baski sebebiyle zamanla tumorlerin olustugu saptanmis. kisirlastirmaya hakkimiz yoksa buna sebep olmaya da hakkimiz yok.
    birinci yol mumkunse kisirlastirma sart degil.
    saglik acisindan durum bu.

    disaridakiler icin sahsi fikrim sayisiz caninin cirit attigi sokaklarimiz malumken hali hazirda dogmus ve yasamaya calisan sokak hayvanlarinin durumu ortadayken ozellikle sokaktakilerin kendi sagliklari icin olmasa dahi dogacak yavrularin yasayabilecekleri guvenli bir ortam artik bulunmadigindan kisirlastirilmalari gerekiyor.

    hepsini eve alamiyoruz, koruyamiyoruz, iskence yapiyorlar, yolda ezip arkalarina bile bakmadan gidiyorlar, zehirliyorlar, tecavuz ediyorlar, hasta, ac, susuz kaliyorlar... ve tum bunlar olmuyormus gibi kirlarda ozgurce mutlu mesut kosturan kediyi alip kisirlastirip eve hapsediyormusuz gibi konusuyorlar ya... gercekleri baz alarak yorumlayin biraz be.

    hasta oluyorum valla su her seyin dogrusunu utopyadan yorumlayanlara. birine tecavuz edilir, bi tartisma cikar, tecavuzcu oldurulsun mu muebbet mi yesin hadim mi edilsin diye... hemen gelir birisi cozum egitimdir idam ise yaramaz bidi bidi diye. ulan tamam egitim bunu herkes biliyor da simdi bu adam kirkina gelmis, on yasindaki kiza tecavuz etmis, bu adama ne yapilacak? ınsanin bedensel butunlugune mudahale edilemezmis. yine durduk yere "gel amca senin su bacagi bi keselim" diyen varmis gibi. durduk yere tecavuz edilip oldurulen insan degil cunku. zayif halka falan. anasi uc bes tane daha dogurur, guclu olanlar hayatta kalir nasil olsa. abi de biraz yatip ciksin sonra gelsin seni de .sin oh ne guzel her yanin insan haklari olur.

    hayvanlar eve kapatilmamaliymis. bence de her yer cayir cimen olmali. en azindan bahceli evi olmali herkesin. eee? yani?
    hayvanlar kisirlastirilmamaliymis. dogalarinda ciftlesmek varmis. aynen oyle. ama bi kafani pencereden uzat da bak bakalim nerede, nasil yasayacak bu canlilar?

    cozum falan yok anca bik bik... o oyle olmamali bu boyle olmali... o kadar haklisin ki dostum. en cok sen haklisin. biz ego tatmini icin hayvan besleyen, kendi zevkimiz icin onlari kisirlastiran tipleriz. zalim oldugumuzdan fakire fukaraya yardim edecegimize kedilere mama aliyoruz. sen aynen devam et kendi halinde. etliye sutluye hayvana insana karismadan yasayip git. bos zamanlarinda da hayal dunyanda neler olup bittigini anlatirsin boyle.
  • 7 yaşında erkek kedi sahibi bir insan olarak kesinlikle katılmıyorum. üstelik 4 yaşına kadar kedimi kısırlaştırmamak için direndim. o 4 yıl boyunca kızgınlık dönemlerinde 5. kattaki evimizin camına çıkıp kurt gibi uluyordu. sayesinde mahallece tanındık. lavabolara işemeye, beğendiği her yere koku bırakmaya başladı ona da eyvallah dedik. çiftleştirmek için eve kedi attığımız da oldu. gel gör ki o işler öyle olmuyormuş.

    derken balkondan serbest düşüş yöntemiyle 4 kez kaçıp -ki bu arada arka ayağını incitti, iç kanama tehlikesi atlattı, alt komşumuzun panjuru olmasa başına gelebilecekleri düşünmek bile istemiyorum!- kendi kendine çiftleşmeyi denedi. sonuçta sokaktan yavruyken aldığımız için sokakta yaşamayı ve sokak kurallarını bilmiyordu. bu yüzden de 2 kere sokakta yaşayan kedilerin saldırısına uğradı, 1 kez hafif şekilde araba çarptı ve bir kez de bağırdığı için insan demeye dilimin varmadığı bir canlı tarafından feci şekilde dayak yedi. (araba çarptığını beyaz tüylü kısmındaki tekerlek izinden, dayak yediğini komşumuzdan öğrendik ki öğrenmemize de gerek yoktu çünkü tekme yedikten sonra düştüğü yerden kalkamamıştı.) bütün bunların üzerine artık dayanamadım ve bu haşarı oğlanı kısırlaştırmaya karar verdim. 15 dakikalık bir operasyon sonucu bütün sıkıntılar geride kaldı.

    dişi kedilere göre erkek kedilerin operasyonu çok çok daha kolay. kesme işlemi yapılmıyor. lazerle halledilen bir prosedür. dişi kediler için durum tabii ki çok daha zor ama dişiler erkeklere oranla çok daha kolay sakinleşiyorlar bu yüzden de kısırlaştırmak belki gerekli olmayabilir. benim durumumda ise kedimi kısırlaştırmam değil kısırlaştırmamam zalimlik olmaya başlamıştı.

    merak edenlere not: kısırlaştırdığım oğluşumun huyu suyu değişmedi. hala çok yaramaz sadece cama çıkıp bağırmıyor ve evden kaçmaya çalışmıyor. yoksa karakteri aynı.
  • elimden gelse sokaklardaki bütün hayvanları kısırlaştıracağımdan dalayı yanlış bulduğum önerme. durun hemen saldırmayın sokaklar hayvanlardan kurtulsun, görmek istemiyomcu tayfadan değilim. ama hergün başka bir duvar dibinde ölü yavru kedi görmekten, açlıktan yerde titreyen hayvanları görmekten bıktım. yardım etmeye çalışıyorum ama her birine yetişmek mümkün değil. araba çarpıyor, mahallenin çocuğu tekmeliyor veya annesinin yanınından besleyeceğim diyerek çalıp ölüme terkediyor. resmen hayvana eziyet bu. alıp evinde bakandan bahsetmiyorum hiç kendi kararı ama sokaklardaki hayvanların hepsi belediye eliyle kısırlaştırılmalı.
  • hayvanı kısırlaştırmak günahsa senin de korunman günah.
    hayvan geleni doğuracak oh ne güzel aç zebil ölüyor hepsi. yok yavrulara günahmış bırakın hikayeleri, hayvanda istek bitiyor sorun sıfır. hayvanın zevkini düşünmek size mi kaldı, ölecek doğacak yavruları düşünün. makina gibi programlı hepsi kendi anasına babasına kardeşine yürüyor gelmiş ihtiyaç diyorsunuz.
    bazı beyinsizler demek istediğimi anlamamış.
    "yavrularına günah yavruları olması gerekli" diye basbas bağıran ömründe tek bir hayvana su vermemiş çok boş insan dolu çevrem. onların yavrularına günah ise diyorum ki sizinde olmayan yavrularınıza günah neden eşlerinize dokuz ayda bir doğum yaptır mıyorsunuz?
    sizin gibi düşünen tipler yüzünden bu halde bu hayvanlar. düşüncem yüzünden sığ oldum ama sığır değilim bazıları gibi şükürler olsun. bir kedi beş yavru yaptı diyoruz, beş yavruya da yazık ya onlarda yapsın onlarınkiler de...
    sokaktan hastalıklı aç sefil hayvan toplamaktan yoruldum ama yılmayacağım.
    beslemelerde ölü bir avuç kadar köpekler, genclik hastalığı kapıp yavaş yavaş acı içinde kıvranan çok hayvan gördüm. eminim annesi babası üremeden mahrum kalmadığı için çok mutludurlar. kaç hayvanın can çekişine inlemerine şahit oldum, sikeyim üreme ihtiyacını. tüm hayvanlar kısırlaştırın ve bu acı bitsin istiyorum da neyse yavru ihtiyaçları var çok anlıyorlar bu ihtiyactan ki kendi anne baba kardeşleri ile bile bu ihtiyaçlarını dindiriyorlar.
  • aslında zalimlik olmayan durumdur.

    bugün "ev kedisi" dediğimiz kedi türü, yüksek oranda insan kaynaklı olarak 10.000 yıl önce evrimleşmiştir. neden? çünkü insan en üstün(!)ırk olduğundan çevredeki hayvanları katletmiş (çoğunlukla kedi gibi yırtıcıların avları olan hayvanları), kendi doğasında aç kalan bu hayvanlar da bizim kurduğumuz şehirlere gelip beslenmeye, başka bir deyişle hayatta kalmaya çalışmışlardır. bu günlerde metropollerde yaşayan binlerce "ev kedisi" vardır ve her daim bir arabanın altında kalma, soğuktan donarak ölme, açlıktan - susuzluktan ya da cani bir insanın gazabına uğrama riskiyle hergün karşı karşıya kalmaktadırlar.

    eğer evinize bu hayvanlardan birini aldıysanız zaten hem hayvana hem de kendinize büyük bir iyilik yapmış oldunuz. (burada hayvanı oyuncak gibi kullanıp, yok aptal aptal kıyafet giydiren, kafasına göre aç ya da yalnız bırakıp giden, hele hele döven insanımsıları kriter dışı tutuyorum)

    gelelim kısırlaştırma mevzusuna. ben de iki erkek kedimi kısırlaştırmadan önce bu soruyu çok sormuştum kendime fakat doçent veteriner yengem, onun arkadaşları, internet ve daha bir çok kaynaktan yaptığım araştırmalar sonucu kısırlaştırmanın en doğrusu olduğuna karar verdim. neden?

    -eve işeme veya kanama gibi olayların bitmesini saymıyorum zira bunlar bana göre sorun bile değil.

    -evden kaçma çalışmalarının sona ermesi. bu evden kaçma çalışması yüzünden kedilerimin biri beşinci kattan aşağı atladı, az daha ölüyordu. hayvan sokağa dönse özgür olacak gibi düşünenler, arabaların altında kalan, dayak yiyen işkence gören kedileri bi düşünün bakalım.

    -tümör ve kanser gibi risklerin sona ermesi. bunu öğrendikten sonra kendime bile yaptırmayı düşünmedim değil. keza dünyada yeterince insan ve yeterince ev kedisi var arkadaşlar.

    -üremek bir içgüdü ve tamamen evrimsel olarak bizim de içimizde bulunan bir his. hiçbir mantığa dayanmayan bu içgüdü tamamen nesli devam ettirme üzerinedir. ve şuan ev kedilerinin nesli tükenme riskinde falan değildir.

    -kısırlaştırma kedinin ömrünü 1-3 yıl kadar uzatabilmektedir.

    yani kısacık süren, hiçbir acı hissi vermeyen bir operasyonla, minik dostunuz sizlerle daha uzun süre yaşayabilir, daha az hasta olur ve emin olun hiçbir özgürlüğü kısıtlanmaz.
  • kızım götünü bana kaldırıp sürtünmeye, yerlerde miyavlayarak sürünmeye başladı. 1 ay dayanabildim. gidip kısırlaştırttım. doktor bunun daha sağlıklı olduğu yönünde de bilgi verdi zaten.

    ne yapsaydım? sokağa salıp "hadi bi sikiş de gel" mi deseydim? sonra bakamayacağım bebelerle gelsin eve.
  • zalim olmak tanımı biraz ağır kaçmıyor mu sizcede?

    - benim evde kedim var ve hiç sandığınız kadar öyle ucuz bir maliyeti de yok. parazit'dir, aşılamadır, mamadır, hastalanır veterinere götürme masraflarıdır, evi temiz tutmaktır, devamlı ilgilenmektir daha size bir milyon tane şey sayarım, kolay bir şey değil. kızışma döneminde ki çılgınlıkları çok önemli değil bakın onu saymıyorum ona katlanırım ama biz öğrenci halimizle tek kediye bakarken bile zorlanıyorken, doğurduktan sonra o kadar kediyle baş etmemiz mümkün değil. eh hadi bir yere kadar baktık, sonra kedileri dağıtmamız lazım desek, alan yok yani. biz kendi kedimiz için bile 3 aydır ilan vermediğimiz yer kalmadı. ekşi duyuru'ya bile ilan verdik ama ota boka duyarlı olan sözlük ahalisi bir tane mesaj atıp geri bile dönmedi. hiç olmazsa verdiğimiz sitelerden paylaşım yapın dedik, onu bile yapmadınız. şimdi gelip bu zalimcedir işte üstün ırk yok düşük ırk muhabbeti yapmayın bari yüzsüz olmayın. tahmin ediyorum çoğunuzun evinde bırakın kediyi köpeği, kuş, kaplumbağa falan bile yoktur. ulan beslemediğiniz hayvan için niye tribe giriyorsunuz? evladımız gibi sahiplendik kedimizi. yemin ediyorum 5 kuruş paramız yoktu, en son paramla gittim kediye mama aldım, gittim kediyi veterinere götürdüm. kısırlaştırmak zalimceymiş, defolun gidin o zaman evde kedi köpek besleyin. biz de zorlandığımız yerlerde rahatlayalım yok eğer sadece çeneniz ötecekse, o zaman hayvan besleyenlerin ekonomik durumlarını da düşünün. gerzek gerzek konuşmayın. evde hayvan beslemeyen tipler, gelir burada ahkam keser ya delirmemek elde değil. yalancı hayvan severler sizi.
  • olmayan zalimliktir, canına yandığımın bilgisizleri.

    durup dönüp yeni bir saçmalıkla şu başlığı hortlatmayı başarıyorsunuz ya, oturup milyon kere açıklanmış şeyleri tekrar açıklasam mı, sabahın üçünde salon kadını çizgimden kayıp küfür mü etsem, gerçekten kararsız kalıyorum.

    "izniniz olmadan sizi kısırlaştırsalardı ne hissederdiniz?"
    "hayvanların doğasıyla oynamaya ne hakkınız var"cılara,
    "veteriner lobisinin büyük oyununu çözmüşler" ile
    "kısırlaştırmayı cinayetle aynı kefeye koyanlar" eklenmiş. bir de "çiftlik banka para kaptıranlarla aynı kitleymişiz" gibi über bir benzetme yapılmış. bravo. tık tık

    ben şahsen bu kısırlaştırma karşıtlarını birçok mecradan tanıyorum. bu nedenle sırf bu iki kara cahille ilgili değil, kısırlaştırma karşıtlarının tamamını hedefe koyarak yazacağım. mesela hayvan üreticileri kısırlaştırma karşıtıdır. hayatında bir kez bile orman beslemesi yapmamışlar kısırlaştırma karşıtıdır. trafik kazası geçirmiş bir kedinin bağırsaklarını toplayıp veterinere götürmek ne demek, maddi boyutu bir kenara bıraktım, bunun geceler boyu kabuslar içinde kıvranmak olduğunu bilmeyen edepsizler kısırlaştırma karşıtıdır. kanlı ishal nedir bilmeyenler, sokak/barınak bilmeyenler kısırlaştırma karşıtıdır. evciltme denen şeyin birçok canlı türünü insana muhtaç kıldığını, evcil hayvanların kimi zaman doğrudan* kimi zaman dolaylı* olarak insanın sömürüsüne açık hale getirildiğini bilmeyenler hep kısırlaştırma karşıtıdır.

    hiçbir şey bilmeden, 70 civarı bir iq ile sallamak ne kolay değil mi?

    affedersiniz hikmetinden sual olunamayan üstün tür insan, hani bu kısırlaştırma cinayetmiş ya, acaba siz mezbahada katledip yediğiniz hayvanlardan izin aldınız mı onları öldürmeden önce? evinize giren fareyi zehirlemeden önce onun da bir canı olduğunu düşündünüz mü? sahi o deri ceketi giyerken, başka bir canlının tenini kendi beş para etmez vücudunuza geçirmişken derisini çaldığınız canlıdan izin almak geldi mi aklınıza? gerçekten çok çok merak ediyorum, annesinin bir damla sütünü tatmadan ölüme yollanan kuzulardan izin aldınız mı? yumurtasını çaldığınız tavuklardan? yumurtlayamadığı için canlı canlı kıyma makinelerinden geçirilen erkek civcivleri düşündünüz mü ya da kovandan kaçamasın diye kanatları koparılmış kraliçe arının rızasını aradınız mı kanatlarını koparmadan önce? belki hayvanat bahçesine hapsedilmiş bir gorile sormak gerekirdi, kafesine bir insan yavrusu düştüğünde onu öldürmeden önce, o goril orada olmak istiyor muydu? ya da yunusa sormak lazım, down sendromlu insan yavrularının terapisi umurunda mı? bunlar cinayet değil mi canına yandığımın zır cahilleri? siz ne zaman hayvanların canı olduğunu düşünecek bilişsel kapasiteye ulaştınız da "kısırlaştırma cinayettir" diyebiliyorsunuz?

    kısırlaştırma cinayetmiş de bilmem ne...

    bana bakın, riyakarlığınızdan gına geldi ve cehaletiniz midemi bulandırıyor. bağırsakları caddeye saçılmış kediyi çıplak elle toplamışlığım var, öyle sağlam midesi olan bir kadınım; ama siz gerçekten kusma isteği yaratıyorsunuz taş gibi bünyemde.

    bugün bana deseler ki, al şu düğmeye bas ve dünyadaki bütün hayvanlar yok olsun, yemin ederim saniye tereddüt etmez basardım, yeter ki insan zulmünden kurtulsun hayvanlar. bitsin şu canların çilesi. sokakta da yapmaya çalıştığım bu. canı cehenneme böyle dünyanın ki herkes kibirli, herkes kokuşmuş, herkes zır cahil. ve herkes konuşuyor, sonu gelmeyecek gibi, kedilerimin boklu kumu kadar değer taşımayan saçma sapan lafları mütemadiyen tekrarlıyor. bu dünya gerçek olamaz. ben bir distopyaya sıkıştım. black mirror'da yaşıyorum sanki. bu hayvanları sizden, salak veletlerinizden, yerin dibine batasıca arabalarınızdan, bokunuzdan püsürünüzden korumanın daha iyi bir yolu yok! anlıyor musunuz, yok! kısırlaştırmadığımızda sayıları artıyor ve şerefsizin biri gelip zehri bırakıp gidiyor. çırpına çırpına, köpüre köpüre ölüyorlar. sığınacakları yer yok, beslenemiyor, soğuktan sıcaktan korunamıyorlar, kanlı ishalden, gençlik hastalığından kırılıyorlar, kan işeye işeye ölüyorlar. sayıları arttıkça belediyeye şikayet gidiyor, barınaklara tıkılıp birbirlerinin bokunu cesedini yiyerek ölüyorlar. allah belanızı versin ulan hepinizin, sizin yüzünüzden her gün milyarlarca hayvan acılar içinde ölüyor ve ben artık ölümlerden ölüm beğenmekten bıktım, anlıyor musunuz, giriyor mu kalın kafalarınıza? kısırlaştırdığımda, en azından bölgemdeki hayvanları takip edebiliyorum, hayvanlar mizaç olarak sakinleştiği için köpekler insanlar için tehdit olmuyor, sayıları sabit kaldığı için beslemelerine, tedavilerine maddi olarak yetişebiliyorum. evet üreme haklarını ellerinden alıyorum; ama bir on yıl 50 hayvanı sağlıklı, kimse zarar görmeden yaşatabiliyorum. öyle götünüzü yaydığınız yerden "kısırlaştırma cinayettir" "veteriner lobisi" "izniniz olmadan sizi kısırlaştırsalardı ne hissederdiniz?" diye sormak kolay. kaldırın kafanızı o klavyeden de sebep olduğunuz vahşete bakıp öz eleştiri yapın önce. sonra yine yazarsanız "kısırlaştırma cinayettir" de "veteriner lobisidir" diye. nasıl olsa boş konuşanı sikmiyorlar.