şükela:  tümü | bugün
  • kedi bildiğimiz gibi sevimli mi sevimli bir yaratıktır. bööyle mütemadiyen gülümseyen ağzı, küçücük burnu, kadife kulakları, pontik pontik elleri ayakları filan, bööyle durduğu yerden sevimlilik fışkırtan bir varlıktır. peki ama hakikaten sevimli midir? yani kendi kendine sevimli midir? yani diyorum ki, kedi hayvanı, evde kimse yokken, mesela yeni sıçmış götünü yalamaktayken, yahut ööyle armut gibi durmaktayken, kendi kendine sevimlilik arzetmekte midir? kedi kendi içinde bir sevimlilik hissiyatı taşımakta mıdır?

    simdi mesela sıcaklık yayan bir nesne sıcaktır değil mi? evet. ışık yayan bir nesne ışıltılıdır. değil mi? evet. kural olarak diyebiliriz ki eğer bir nesne bir etkiyi yayıyorsa içi de o etkiyle tıka basa doludur. böylece algıladığımız o etki vasıtasıyla nesnenin iç yapısını da hissettiğimizi varsayarak nesneyle bir empati, duygusal bir paylaşım kurduğumuzu da kabul ederiz. işte bu kabuller doğrultusunda, sevimlilik yayan kedinin içindeki bu sevimliliği, canayakınlığı algılamanın kıvancıyla kediyi daha bir severiz, daha bir mıncıra mıncıra oynarız onunla.

    peki ama kedinin içinde hakkaten sevimlilik hissiyatı var mıdır?

    kedi niye sevimli demiştik? küçücük burnu var diye, pontik pontik elleri var diye... peki kedinin "aman ne güzel küçücük burnum var, pontik pontik ellerim var, çok sevimliyim be, sevim sevim sevimlileniyorum durduğum yerde" gibi bir düşüncesi olması kabil midir? tabi ki değildir. ona kendi elleri pontik pontik gelmiyor ki, o eller fare tutsun diye öyle, ağaca çıksın diye öyle. kendi burnunu da küçücük bulacak hali yok zaten; bulsa bulsa bizim filin hortumunu kıvrım kıvrım ve tiskinç büyüklükte bulduğumuz şekilde bizim burnumuzu tiskinç bir büyüklükte buluyor olabilir. ağzının mütemadiyen gülmesine değinmeye gerek yok, zira garibimin gülmek davranışından haberi yok. biz "ay şuna da bak, tortop olmuş götünü yalıyo, çok şiriiiin" derken o olsa olsa bizim tuvalette götümüzü silerken hissettiklerimizi hissediyor olsa gerek. durduğu yerden sevimlilik fışkırtarak kendisine bak bak doyamamama neden olduğu pozisyonda ise malesef sadece armut gibi durmaktadır.

    yani kedi kendi içinde her hangi birimiz kadar anguttur. her hangi birimiz kadar can sıkıntısı içindedir. hatta her hangi birimiz kadar puşt ve pezevenktir, hıyar oğlu hıyardır.

    şu durumda sevimlilik etkisi kediden izleyene doğru giden, yayılan bir etki değildir, sadece izleyende oluşan bir etkidir. bir yanılsamadır.

    yıllar önce, küçük bir çocukken, aile içinde hiç söz sahibi olmamaktan dolayı küçük olduğum için çok üzülür, bir an önce büyümek, büyük olmak isterdim. büyük olunca dertler bitecekti, çünkü büyük olmak güçlü olmak demekti. al işte büyüdüm, noldu? eşşeğin siki oldu! daha dengesiz bir iç dünyam, daha dengesiz bir hayatım oldu. büyük olmanın iç tarafı böyleymiş. büyük kişiden küçük kişiye giden güçlülük etkisi yalanmış. yahut güçlülüğü yayanın içi tıkabasa güçlülükle dolu değilmiş.

    yine yıllar önce, ama bu defa biraz daha az önce, ergenliğim sırasında olsa gerek, kadınlara aniden yüksek dozda cinsel ilgi duymaya başladığım zamanlarda, nerden açıldıysa hatırlamıyorum, "kadın olsan naapardın" gibi bir mevzudan konuşuyorduk. ben dedim ki "kadın olsaydım mütemadiyen orgazm olurdum". neden? çünkü kadın içimdeki erotik duygunun en nihai hedefi, ideali. ona biraz yakınlaşmak bile beni heyecanlandırıyorsa, ona bütün benliğimle ulaştığımda bütün benliğimle mütemadiyen o erotizmi yaşıyacağım demektir. ama kardeşim, sırf kadın olduğu için mütemadiyen orgazm olan kadın var mı? yok. niye olsun ki, benim "oo, göte gel" diyerek baktığım o götün anlamı onun için için sıçmak ve üzerine oturmaktan ibaret. demek ki benim kadın için hissettiğim erotik duyguları kadın kendi içinde hissetmemektedir. kadın, kendi kendine erotik değldir!..

    demek ki genel kural olarak demeliyiz ki, bir etkiyi yayan nesnenin içinde o etkinin esamesi dahi yoktur.. ulan demeli miyiz acaba? çok diyesim geldi şimdi ama tırsıyorum da inceden.

    ee? peki noldu şimdi? kedi sevimli midir değil midir? sevimlidir kardeşim! eğer ya kedi sevimlidir yahut da sıcak su dolu çaydanlığın içi sıcak değildir önermelerinden birini kabule zorlanırsam tabi ki seçeceğim taraf kedinin sevimliliği olacaktır! bir kez daha tekrar ediyorum, kediii, çoook, sevimli bir yaratıktır!...
  • duzusmek icin mart ayini beklemek.*
  • sozlükte "kedi" rumuzlu bir yazar bulunduğu düşünülürse, nick değiştirmek anlamı da taşıyabilir pekala.

    (bkz: kediaman)
    (bkz: kedi)
    (bkz: being john malkovich)
  • kedi olmak belki de bir yaşam kurtaracaktır. kedi olarak uyanmak belki de bir roman yazdıracaktır. ama kedi olmak telefona cevap vermeye engel olacak, yeşil düğmeye basılsa bile sadece miyav dedirtebilecek. kedi olmak belki dibe iyice batıracak belki yaşatacaktır yeniden. kedi olmak belki geri getirtecek belki otuzbir çektirecektir. kedi olmak iyidir. ben iyi değilim!
  • sizi köpek zanneden insanlarla uğraşırsınız. sizden kişiliğiniz, karakteriniz dışı olan bir şeyi, sadık olmanızı*, beklerler. üstüne üstlük bu kişilerden biri, kendini "sizin sahibiniz" zannetmektedir.

    (bkz: kedi olmak kolay değildir)
  • sushi olmak dünyanın en güzel şeylerinden biri gibi duruyor burdan bakınca*.

    özellikle sahibi ya da annesi olarak bir aydır final ve bütünlemelere giren bir insansanız; zaman zaman üstüne zimmetli 3 mal varlığı; kum kutusu, kaloriferin altındaki sepet ve mama kabı her daim hizmetinde, günün 20 saatini uyuyarak geçiren ve canı sıkılınca* mama yiyerek, annenin notlarıyla oynayarak ve ben geldim sev beni hadi bakiyim diyen bir suratla ortalıklarda yuvarlanan bir tüy topunuz varsa işler daha da sarpa sarıyor. anne sizi kıskanmaya başlıyor.

    isyan ediyor insan, gelecek için yaptığı planlar; kalorifer altından sepeti kaldırıp yerine minderleri yerleştirip yatak yapmak, yemek sepetinden sınırsız krediye sahip olmak, asla evden çıkmamak, v.s. gibi saçmalıklar oluyor.

    kedi olmak böyle birşey işte; kedi olmak demek ben senin beni sevmeni istediğim için beni sevebiliyorsun olmaktır; kedi olmak meoww dediğim zaman nasıl olurda karnımın acıktığını anlamazsın olmaktır, kedi olmak harika bişey olmaktır; kaloriferin üzerinde uyumak, sıcacık olmak, ders notlarını parçalarken müthiş bir zevk almaktır. umarsızca bütün gün gerinip esnemektir. yatakta yatmaktan sıkılıp televizyonun önüne yayılmak, ordan sıkılınca koltuğa geçmektir. böyle bişeydir.
  • uyumak uyumak uyumak.. sahip olunan evi -bir zahmet- insan olan canlılarla paylaşmak, paylaşmak zorunda kalmak.. evinde kendisiyle beraber yaşayan diğer canlılar tam uyumak üzereyken fırt oraya fırt buraya koşmak, koşturmak. sağa sola, deri koltuklara tırnaklarla imza atmak … pencereden kuşları kesmek, keserken garip ve anlamsız sesler çıkarmak.. ara ara peydah olan kırmızı ışığı yakalamaya çalışmak, yakaladığını sandıkça daha çok koşmak, halıları yerlerinden oynatmak, ev halkının neden arada bir kendisine bakıp avazı çıktığı kadar bağırdığını anlamak amaaaa anlamamış gibi inatla o anlarda yine de masaya çıkmak, bi daha çıkmak, bi daha avaz avaz bağırtıları duymak…
    en iyisi onlar yokken çıkarım ben nasılsa diip popoyu dönüp gitmek ve saksıları kurcalamak…
  • mesleginden memnun olmayan bir akadasimin "keske sirkte trapezci olsaydim" diye sitem edip bana "sen ne olmak isterdin?"seklinde yonelltigi soruya verdigim cevaptir.

    (bkz: buyuyunce ne olacaksin)
    (bkz: kedi)
  • olsa olsa sarılıp sırnaşan, siz anlattıkça mırlayan sevgilinin becerebileceği bir şeydir.*
  • toplum görgü ve kurallarına ve kedi olma sıfatına yakışır biçimde davranmaktır. miyavlamak, lazer görünce çıldırmak, 'pisi'de gelmek 'pist'te kaçmak, nicole kidman'a benzemek vs.