şükela:  tümü | bugün
  • zor iştir. sahiplenmek kolaydır ama sahiplendirmek cidden zordur. çünkü sahiplendireceğin insanın nasıl biri olduğunu bilemezsin. sadece anlık sorularla anlarsın. şu sıralarda da yaptığım şey o. siyah beyaz kediyi sahiplendirmek.
  • annesiz sokoğa çöp kenarına atılan iki yavru kediye yer arıyoruz

    10 günlükken çöpün yanına annesiz ölüme terk edilen yavruları bulduk, onları ölüme terk etmeye içimiz el vermedi.
    evimizde 3 adet kedi olmasına rağmen bu yavruları aldık ve tüm bakımlarını üstlenip yaşatmayı başardık. pascal oğlumuz ve mimi kızımız şu an bir buçuk aylık, siyah beyaz ve tekir iki yavru, parazit tedavileri yapıldı, tuvalet alışkanlıkları var.

    evimizde zaten 3 tane kedi olduğundan bu yavruları sahiplendirmek istiyoruz.

    kendilerini ömür boyu sevecek sahiplerini bekliyorlar.

    yer: ıstanbul

    ilan
  • tanım: zor iş

    izmir bornova'da 3 günlükken çöp tenekesi yanında bulduğumuz ve sonra şans eseri çok güzel bir süt anne yanında büyüttüğümüz kedimizi sahiplendirmek istiyoruz. kendisi yaklaşık 6 haftalık. evde bakma durumumuz ne yazık ki yok. sokakta da yaşayabileceğini pek sanmıyorum. ev ortamına çok alışmış. cinsi erkek. adı da çöp :) kum alışkanlığı var. kedi ile birlikte kum, kum kabı, yemek ve su kabı, 1 kilo kadar yavru kedi mamasını da ücretsiz olarak vereceğim. tek isteğimiz sıcak bir yuva bulması.

    aşağıdaki linkte fotoğrafları görülebilir.

    http://www.petarkadas.com/…n-6-haftalik-tekir-izmir
  • "tabi zordur yarrağam" demek istediğim eylem. gerçi 5 yaşına kadar bakılan kediyi canı sıkılınca sepetlemek kolaysa sahiplendirmek de kolaydır herhalde amk.

    -sahiplenmek isteyenlerin izmir içinde ya da çevre yakın illerde yaşıyor olması gerekmekte. ---kedi sanki 9 eylülde işletme okuyor amk, gidip gelmesi mi zor okula da çevre illerde istiyon adamı

    -ayrıca daha önce evcil hayvan bakmış (özellikle kedi ve iran kedisi bakmış), ---iş ilanına döndü, deneyim de istiyorlar

    -orta yaş ve üzerinde olan, ---şimdi de eş arıyorum ilanına döndü

    -kubi'ye gün içinde ilgi gösterebilecek, onunla uzun süre zaman geçirebilecek bir hayvansever aramaktayız. ---ne malum adamın da yarın ilan verip 5 yaşında kedi, artık bakmak istemiyorum hadi yallah alan alsın demeyeceği

    kediyi-köpeği mal gibi gören mallara da kafam girsin, istediğin bahaneyi sun; işimden dolayı vakit ayıramıyorum, sevgilim beğenmedi, tüyleri alerji yaptı, eve köpek aldık kediyi atıyoruz vb. çocuğun olsa atar mısın, ikinci çocuğum doğdu birincisiyle anlaşamıyorlar o yüzden büyüğünü evlatlık veriyorum diyebilir misin. senin zihniyetin xbox aldım diye playstation3ünü satan adamın zihniyetiyle aynı, anca vicdan rahatlatırsınız tarağı, kum kabını da bedava veriyorum, önemli olan rahat yaşaması diye. hepinizin amk afedersin.
  • bu keyfi bicok kere yaşamis biri olarak, her elindeki yavrucaga yuva arayanlarin yaşamasi gereken cok tatli bi duygu.

    bi gün, annem dedemin mezarına ziyarete gittiğinde bulmuştu ağzı süt kokan bi yavrucak. o ağlamalarına kıyamamış almış gelmiş eve. annemin yalnız mezara gitmesi beni oldum olası ürkütür. mezar ya orası. bisikletli ağır sapık mekanı sonuçta. mesela bi komşu teyzenin memesini ellemiş gitmiş ibnenin biri. bilemiyosun ki, adam takmış colormatik camlı gözlüğünü meymenetsiz suratına, ağır ağır etrafına bakına bakına, sanki çok şahane manzaralı bi yer de mezarlık, gidiyor aynalı, çamurluklu, paçalarını çoraba sokmuş bi vaziyette. “aha ibnenin birinden yırttık, sağ salim atlattık” dersin onun seni geçtiğini gördüğünde, o derece pis bi korku işte. neyse yavru psiyi memlekete gittiğim haftasonu göreyim dedim, ama nası sabırsızlanıyorum, annem tarif ediyo şeklini filan ben bi türlü tahayyül edemiyorum. kamerası da var da telefonun kameranın kendine hayrı yok, hayrı olsa anneme faydası yok, ki ancak açıp kapamayı biliyor yavrum. neymiş kedi bizim evin giriş kapısının orada duracakmış bikaç hafta, neymiş orada büyürmüş sonra bi yuva bulurmuş, bulamazsa da apartmanın önünde ona bakarmışız, ben tabi acaip sevindim buna da. bu iş hep yaş, yani biz evimizin, mobilyalarımızın ağzına yüzüne sıçan 15 yıllık kedimizi de ilk eve alırken, bu sadece kapalı balkonumuzda yaşar, evin içine girmez niyetiyle almıştık. ağzından yüzünden öpen ben o zamanlar dokunmaya bile korkuyorum, sadece uzaktan seviyorum o kadar tırsıyorum. bu yavru da tabi ki o götüm kadar olan girişte kalmadı. kalamazdı, bizim yüreğimiz 2. gün dayanmadı. eve aldık. ertesi hafta ben tekrar gittim memlekete, bi baktım semizlenmiş inek gibi olmuş, nası kilo almış, kocaman tostoparlak bi göbüş olmuş. 1 hafta içinde ya. için gider ama öyle ürkek ki, bana diil sadece anneme alışık, benden kaçıyor filan. ben bu duvarı yıkma çalışmalarına hemen öpe koklaya başladım, bilenler bilir, yavru kedilerin tırmıkları da iğne gibi olur. pek bişey de yapamaz, tıslamayı da bilmez, sadece kucağına aldığında hafif pençelerini çıkararak tutunur. ben bu uysal kediyi direkt kendime benzettim, rahmetli kedimi de hazır özlüyorken, onunla oynadığım bütün oyunları oynadım. ama nası bi kudurttum. kinderlerin maketinin çıktığı yumurtamsı paketler, masa tenisi topları, ipler filan. yorulunca da üzerimde yatıyor, bu kadar kolay sızan bi kedi görmedim ben. bizimki tavşan uykusunda uyurdu rahmetli, bu tam derinlere dalıyor, kafa kuyruk bi tarafa yayılıyor üstümde, üstelik kıpırdasan da devam ediyordu uykusuna, hafif bi gözü aralayıp, pek tatlıydı sıpa. annem artık bakamayacağımızı bildiğimiz için harıl harıl yuva aramaya başladı, binada bizim gibi kedi manyağı olan çok komşu var çok şükür. birine gittik annemle. konuştuk, tamam benim bi tanıdığım var dedi. onlara söyliyim. meğer milletvekiliymiş de. beğenirlerse alırlar dedi, konuştu, alacalı renkli istermiş, tekir filan diil. ağzında mühür yoktu; ama şanslıydı yavrucak. teyzeye bizimkini gösterdik, geldi bize. yarın gelecekler bana sizi de çağırırım, siz de gelirsiniz fıstıkla. fıstık koyduk adını, fıstık gibi koca göbekli, küçük kulaklı, topalak suratlı filan. o burun filan tam ısırmalıktı. götürdük ama biz 2 gece önceden veda havasına büründük, dualar ediyoruz bildiğimiz ne varsa okuyoruz filan. hep mutlu olacağı bi yuva bulmuş olsun diye. bi girdik içeri annemle benim kucağımda da fıstık, milletvekili de o kadar babacan, o kadar efendi biriymiş ki, önyargılıydım o partiye de ezelden beri, çok pişman olmuştum. nası sevdiler, nası beğendiler fıstık’ı. sohbet ettik bi süre, sohbet esnasında annemden de benden de oluk oluk gözyaşları akıyor bu arada. fıstık’ı öptük, bıraktık kucaklarına. götürecekleri kutularını da bıraktık, her şeyleri düşünmüştük, oyuncakları, beraber yattığı bi battaniye vardı hatta, kıştı bulduğumuzda 2-3 hafta yoldaşlık etmişti ona o.
    ertesi hafta aradık, bi sonraki hafta da aradık, nasıl diye. kedi o ilk zamanların mülayim kedisi nası bi azman olmuş sayemde. çocukları tırmalarmış, bi odada tutuyolarmış. nası üzüldüm bunun sorumlusu ben oldum diye. resmen kanına girdim yavrucağın, karakterini bozdum tam da gelişme çağında. bayramda karşılaştık komşu teyzeyle, tabi yeni yuvasındaki 2. senesi de çoktan doldu fıstık’ın. nası seviyolarmış, çok ii anlaşıyorlarmış artık.

    yuva bulmak farkli bi mutluluk yaşatiyo insana. yasayan bilir.
  • kedilere ve insanlara yapılmış en büyük iyiliklerden biri bu bence. sahiplendirmek. yani satmak değil. kedim iki yavru yaptı bu sene. birini yuvasına yolculadım, diğerini de yeni ailesi tatilden döndüğünde götüreceğim. iki kedim de ne kadar sağlıklı. ne kadar iyi baktık onlara. hem ninja çok iyi baktı, hem de ben. gözümden sakındım. alt tarafı tekir dersin ama, öyle güzel tekirler oldu ki anlatamam.

    van kedisi belgeseli vardı geçen gün. sahiplendirme ilanlarına bakayım dedim. satılık van kedisi ilanları ile, verilik van kedisi ilanları arasındaki fotoğraflarda, dağlar kadar fark var resmen. ücretsiz verilecek olanlar bildiğin sağlıklı, mutlu ve keyfi yerinde görünürken, satılık olanlar "tüm kontrolleri, aşıları yapılmıştır" ifadesine rağmen tenyadan parazitten ölmek üzereymişler gibi görünüyorlar. gözleri burunları akmış durumda ve mutlu olmadıkları her hallerinden belli.

    doğru düzgün sevilen ve beslenen kedilerin o şekilde görünmeyeceğinden eminim. bir van kedisi ortalama 250 liradan gidiyormuş. bunlar doğurdu mu da 4-5 tane doğuruyor. doğurtup doğurtup doğru düzgün bakmadıkları o kadar bariz belli ki. yazık resmen.

    satın almayın, sahiplenin arkadaşlar. yavruyu satın aldın kurtardın diyelim, bir caninin elinde kalan annesine, babasına yazıktır. bu hayvanlar iyi bakılmıyorlar ve aldığınız hasta yavru da ölüp gidiyor zaten. paranızın ziyan olmasından ziyade, yaşayacağınız üzüntüye değmez. satın almayın/satmayın. sahiplendirin, sahiplenin.
  • 3 kere başarılı olduğum şey.
    fakat kaç ilan verdim, nasıl tırmaladım, ben bilirim... üste para teklif ettiğim bile oldu. neden mi? haspam son anda daha güzel görünümlü(!!!) bi kedi bulup benim bulduğum paçoz tekirden vazgeçti. ben de para teklif ettim :(((
    hayvanseverlik ile imaj-severliği karıştıran özenti insanlar olduğu sürece, ülkemizde çok zordur bu eylem...
  • petarkadas.com

    ekşi duyuru

    vb gibi sitelere mutlaka ilan verilerek yapılması denenmelidir. bi umut...
  • yarın 3.kez yapacağım bu işi. her seferinde bir burukluk... kaderleri güzel olsun miniklerin.
  • 16 yıl içinde yaklaşık 45 sokak kedisine ev buldum ama sahiplendirmek kedilere ve bana ters onları ev sahibi yaptım diyelim