1. sokaktan bulunmak gibisinden kedi açısından pasif bir şekilde, ya da sokağın ortasında kedinin aktif olmak amacıyla insanın üstüne atlaması sonucu oluşan kedi - insan ilişkisinin, zaman geçtikçe iki tarafın karşılıklı hatalarından dolayı çıkmaza girmesinin bir yansıması.

    ilişkinin başlarında, yani cicim aylarında, her yere kediyle gidilir. o türkü bar senin bu yirmidört saat açık berber benim dolaşılır. insan rakı içerek, kediyse smirnoff ice'a takılarak felekten geceler çalınır. fakat zamanla her gece rakı, her gece traş sıkar. üstüne üstlük, kedinin içtiği smirnoff ice'ların kapaklarından kendine kolye yapması, insanı sosyete içinde zor duruma düşürür.

    kedi de memnun değildir durumdan, kaloriferin yanında uzanıp insana pis pis bakarak geçirdiği geceleri özlemiştir. insan/kedi ikilisi bir süre gece hayatlarına evde devam etmeye karar verirler. bir süre işler iyi gider. ama sonraları kedi kaloriferden sıkılır, perde tırmanma olimpiyatlarına hazırlanmaya karar verir, insan da terlik fırlatma elemelerine yazılır.

    ilişki iyiden iyiye çetrefilleşmiştir. bir gece insan, kafa dağıtmak amacıyla ortamlara akmayı önerir. kediyse o sırada buzdolabının altında fare olup olmadığı sorunsalı üzerinde kafa yormakta olduğundan, dikkatinin dağılmasına iyice sinirlenir, ters laf eder. insan da altında kalmaz, kapıyı çekip çıkar.

    insanın bir yandan içi yanmıştır ama kendini ezdirmek de istememektedir diğer yandan. bir anlamda zorunda kalmıştır kediyi evde bırakmaya. üzüntüsü ilk dubleyi içene kadar devam eder. sonra dans pisti...

    kediyse buzdolabına da lanet eder, fareye de. canı sıkılır, oturur sabaha kadar ukte doldurur ekşi sözlükte...
  2. insanın içine bir sızı, bir ikirciklilik, bir ruh sıkıntısı koyan durumdur.

    sabah yorgana işedi şerefsiz, biz yokken neler yaptı kimbilir.
  3. eline kumandayı verip "buradan ses, buradan kanalı değiştirebiliyorsun" diyip kedinin sıkılma katsayısı azaltılabilir..
  4. kediye ciğer emanet etmek daha makbul olurdu denilebilir yaklaşım. eve geldiğinde evi nasıl bulursun bilinmez. alt komşunun kedisini de eve atabilir mazallah. kendinizi o an ne hissedersiniz bilemem.

    (bkz: pezo)
  5. akşam eve döndüğünüzde küsmüş bir kediyle karşılaşmanız olasılığını kuvvetlendirir.
  6. kedi icin pek sorun degildir, zaten butun gun uyumaktadir. evde birilerinin olup olmamasi kedi icin farketmez cunku kedi yapi itibariyle kisilere degil eve baglidir.
  7. çalışan bir anne-babaya** sahip bir kedi en iyi ihtimalle haftaiçi gündüzleri evde tek başına kalmaya mahkumdur. iç burkar. işteyken bilgisayardaki fotograflarına bakıp canım kedim evde yalnız bir tanem diye üzülünür. ama yapabilecek birşey de yoktur. çünkü dördüncü katta yaşayan bir apartman kedisidir. apartman da çok işlek bir caddededir. gündüz takılsın sokakta, gelsin akşam eve biz gelince deme lüksü yoktur, üstünden otobüs veya kamyon geçtiği zaman çekilecek vicdan azabı yerine en azından evde güvenli bir şekilde cam önü kedisi olarak yaşamını sürdürüyor diye düşünülür. yanına bir arkadaş daha alma ihtimali de çok gerilerde kalmıştır, çünkü asosyalin daniskası, vahşi, evcilleşememiş, artık 1 küsur yaşında, yavruluktan çıkmış bir kaplan minyatürüdür. yanına bir kedi alsak parça pincik eder zavallıyı, baksana bizim ellerimize kollarımıza, her yerimiz ısırık içinde diye düşünüp yanına arkadaş bulma seçeneği de elenmiştir. zaten evde kalmasın diye üç günlüğüne bırakılan kedi pansiyonu sahibi de bir kedi psikoloğuna götürseniz daha iyi olur, evdeki diğer tüm kedilere saldırdı, pek normal değil bu davranış bozukluğu demiştir.
    içinizi avutabilecek tek şey bütün gün evde fosur fosur uyuyordur, canı çok sıkılmıyordur zaten diye düşünmektir. yersen.
    nimbus kedisi ise onu bırakıp gideceğinizi bildiğinden her sabah sokak kapısının önüne göbek üstü yere yapışık vaziyette yatmakta, kapıyı açmanıza kendince engel olmaya çalışmaktadır. iç burkan bir görüntüdür. zavallıcık besbelli gitmenizi istememektedir işte. ama pisiciğim herşeyciğim, bizim gidip sana mamalar ciciler almak için çalışmamız lazım diye dil dökersiniz gene de kalkmaz o kapının önünden. zaten kediyi kucağa almanın mümkünatı yoktur, az önce belirttiğim gibi, kendisi canavar bir kedidir. hayatında daha kucakta oturiyim de annem beni sevsin, aman babişkomun göbikinde yatıyım azıcık kestiriyim dediği görülmemiştir. e tabi o da haklı, çocukcağız bütün gün sıkılıyor, biz eve dönünce oyun istiyor...
    tam da çıkmazda kalınan bir durumdur kediyi evde yalnız bırakmak.
    bir de bunun kediyi evde bir kaç gün yalnız bırakmak zorunda kalmak versiyonu vardır tatile gidildiğinde falan ki korkunç bir şekilde ödetir size yaptığınızı, tatil burnunuzdan gelir, salona işer, yatağa sıçar, kum kabını kullanmaz inadına, kusar, ısırır, tırmalar... ama gene de sevilir bu kedi milleti, yaptıklarına katlanılır...
    akla geldikçe için sızlar... bahçeli bir eve taşınabilip onun da ağaçlara tırmanabilme ihtimalini düşlersin...
    işle hiç bir problem olmamasına rağmen, sadece kediciğin yanında daha çok vakit geçirmek istediğin için işe geç gidip erken kaçmaya çalışırsın...
    o ise evin sımarık çocuğu olarak ekmek elden su gölden yaşantısına devam eder. ağaçlardaki kuşları cam önünden seyretmek zorunda kalarak...

    kedimi özledim.

kediyi evde yalnız bırakmak zorunda kalmak hakkında bilgi verin