şükela:  tümü | bugün
  • insanın içine bir sızı, bir ikirciklilik, bir ruh sıkıntısı koyan durumdur.

    sabah yorgana işedi şerefsiz, biz yokken neler yaptı kimbilir.
  • çocuğu evde yalnız bırakmak zorunda kalmak yaşanası bir iş olmadığından kelli, bir lükstür.
    (bkz: lüküs hayat)
  • eline kumandayı verip "buradan ses, buradan kanalı değiştirebiliyorsun" diyip kedinin sıkılma katsayısı azaltılabilir..
  • kediye ciğer emanet etmek daha makbul olurdu denilebilir yaklaşım. eve geldiğinde evi nasıl bulursun bilinmez. alt komşunun kedisini de eve atabilir mazallah. kendinizi o an ne hissedersiniz bilemem.

    (bkz: pezo)
  • (bkz: home alone)
  • akşam eve döndüğünüzde küsmüş bir kediyle karşılaşmanız olasılığını kuvvetlendirir.
  • (bkz: nevrotik kedi)
  • kedi icin pek sorun degildir, zaten butun gun uyumaktadir. evde birilerinin olup olmamasi kedi icin farketmez cunku kedi yapi itibariyle kisilere degil eve baglidir.
  • kedinin değil de evde yalnız bırakılmak zorunda kalınmak, kalınılmak, mak mek tirbinde olanın taktığı haldir.
  • çalışan bir anne-babaya** sahip bir kedi en iyi ihtimalle haftaiçi gündüzleri evde tek başına kalmaya mahkumdur. iç burkar. işteyken bilgisayardaki fotograflarına bakıp canım kedim evde yalnız bir tanem diye üzülünür. ama yapabilecek birşey de yoktur. çünkü dördüncü katta yaşayan bir apartman kedisidir. apartman da çok işlek bir caddededir. gündüz takılsın sokakta, gelsin akşam eve biz gelince deme lüksü yoktur, üstünden otobüs veya kamyon geçtiği zaman çekilecek vicdan azabı yerine en azından evde güvenli bir şekilde cam önü kedisi olarak yaşamını sürdürüyor diye düşünülür. yanına bir arkadaş daha alma ihtimali de çok gerilerde kalmıştır, çünkü asosyalin daniskası, vahşi, evcilleşememiş, artık 1 küsur yaşında, yavruluktan çıkmış bir kaplan minyatürüdür. yanına bir kedi alsak parça pincik eder zavallıyı, baksana bizim ellerimize kollarımıza, her yerimiz ısırık içinde diye düşünüp yanına arkadaş bulma seçeneği de elenmiştir. zaten evde kalmasın diye üç günlüğüne bırakılan kedi pansiyonu sahibi de bir kedi psikoloğuna götürseniz daha iyi olur, evdeki diğer tüm kedilere saldırdı, pek normal değil bu davranış bozukluğu demiştir.
    içinizi avutabilecek tek şey bütün gün evde fosur fosur uyuyordur, canı çok sıkılmıyordur zaten diye düşünmektir. yersen.
    nimbus kedisi ise onu bırakıp gideceğinizi bildiğinden her sabah sokak kapısının önüne göbek üstü yere yapışık vaziyette yatmakta, kapıyı açmanıza kendince engel olmaya çalışmaktadır. iç burkan bir görüntüdür. zavallıcık besbelli gitmenizi istememektedir işte. ama pisiciğim herşeyciğim, bizim gidip sana mamalar ciciler almak için çalışmamız lazım diye dil dökersiniz gene de kalkmaz o kapının önünden. zaten kediyi kucağa almanın mümkünatı yoktur, az önce belirttiğim gibi, kendisi canavar bir kedidir. hayatında daha kucakta oturiyim de annem beni sevsin, aman babişkomun göbikinde yatıyım azıcık kestiriyim dediği görülmemiştir. e tabi o da haklı, çocukcağız bütün gün sıkılıyor, biz eve dönünce oyun istiyor...
    tam da çıkmazda kalınan bir durumdur kediyi evde yalnız bırakmak.
    bir de bunun kediyi evde bir kaç gün yalnız bırakmak zorunda kalmak versiyonu vardır tatile gidildiğinde falan ki korkunç bir şekilde ödetir size yaptığınızı, tatil burnunuzdan gelir, salona işer, yatağa sıçar, kum kabını kullanmaz inadına, kusar, ısırır, tırmalar... ama gene de sevilir bu kedi milleti, yaptıklarına katlanılır...
    akla geldikçe için sızlar... bahçeli bir eve taşınabilip onun da ağaçlara tırmanabilme ihtimalini düşlersin...
    işle hiç bir problem olmamasına rağmen, sadece kediciğin yanında daha çok vakit geçirmek istediğin için işe geç gidip erken kaçmaya çalışırsın...
    o ise evin sımarık çocuğu olarak ekmek elden su gölden yaşantısına devam eder. ağaçlardaki kuşları cam önünden seyretmek zorunda kalarak...

    kedimi özledim.