şükela:  tümü | bugün
  • üşenmeden aradım fakat bulamadım besmelesiyle baslarım.
    kedi aslen bünye itibariyle öyle yolculuga gelecek bir hayvan degildir. mızmızdır. arabada filan öyle rahat duramaz. ancak ve ancak, kediye sakinleştirici yutturulup kutuya konmak suretiyle onu bir yerden bir yere götürmek olasıdır. bu durumda bile başınıza gelmesi olası binlerce ilginç durum vardır. burda kediden çok dış tahrikler yani etraftaki kedi severlerin etkisi buyuktur.
  • kediyle yola çıktıgınızda anlayacagınız ilk şey kedi severlerin gizli bir tarikat oldukları ve bu tarikatın tanışmak kaynaşmak beraberce kedilere tapmak için bir işaret beklediğidir. elinizde bi kedi olduguna göre bu işaret sizsinizdir. kedi severler etrafınızı sarar." adı ne? yaşı kaç? nerden aldınız? kısır mı? dişi mi?" gibi sonu gelmez ve üstlerine vazife olmayan sorulara bogarlar sizi. "hayır kedinin yaşını, cinsini, adını bilsen ne işine yarayacak. şu kedi denen mahlukat bir gün kendi adını bilmiş mi?" diye ukelalaşamadan kedi kedi cevap verirsiniz. ne olsa kedi sever tarikatın dogal bir uyesisinizdir artık.
  • kediyi yolda gorunce "aa..iii.. aman ne şiriiin " gibi tepkiler alışılması gereken kedi sever replikleridir. hatta deneyin siz bile çıkarabilrsiniz o sesleri. ama bi de kediye donüp" adın ne senin hanimiş?" diye soranlar bulunur. oysa henüz, "ne oldu canım birine mi benzettin?" veya "minnoş, bildigin minnoş" diye cevap veren kediye rastlanmamıştır. o yüzden tüm bu saçma sorulqarın muhattabı artık sizsinizdir. ister sabah beş bir mola yerinde olun ister tıklım tepiş bir garda, "adı hede" diye cevap vermek görevinizdir. boynunuzun borcudur.
  • kedinizin, hiç olmadık anda tuvalet ihtiyacını, içerisinde bulunduğu kafeste gidererek, toplu taşıma aracında kötü koku sebebiyle isyana sebebiyet vermesi hoş bir durum olmasa da başınıza gelebilecek şeylerden biridir. bunun dışında normalde datasında asla sahip olmadığını düşündüğünüz sesleri çıkarmaya başlaması ve "ayy burda kedi mi var, ay ay ay ben korkarım at onu dışarı" gibi nidalarla sizi yönetime şikayet eden, ortalığı karıştıran cinnet sahibi yolcular ile edilen kavgalar ve kedinizin zorla olur olmadık yerlerde yolculuk etmesi için yapılan baskıları zaman zaman insanı canından bezdirir.
  • kendi bavulunuzu hazırlarken bir de kediniz için bavul hazırlamak gerektirecek eylemdir. birçok kez yapmak zorunda kalmış olduğum aktivitedir. üzücüdür. kedi evini seven bir varlık olduğundan, evden bavullarla çıktığı an huzursuzlanır. başını arabada hemen arkanıza saklar. bir süre sonra yere iner, geri yukarı çıkar, kapıları tırmalar. bi yerde mola verdiğinizde, çimlere koyayım dersiniz, yaramaz kediniz siner kalır, sürünerek nereye kaçacağını şaşırabilir, hadi yol bitti, "evcil hayvan sokmak yasaktır" mentalitesine sahip, ne cins yaratıkların yönettiği belli olmayan bir otelde kalacaksanız, kedinizi bu sefer koca bi sırt çantasına sokarak odaya götürmeye çalışırsınız, tabi sırt çantasına girmiş sevimli kediniz iyice manyaklamıştır artık... zincirleme sorun doğurur bu tip hareketler, ama dünyanın en güzel varlığıyla beraber yaşadığınız için, çektiğiniz üzüntüye de, sorunlara da değer. önemli olan mümkün olduğunca tatlı pisiği üzmemektir.
  • tasinirken kabusa donusebilecek yolculuk cesidi. ola ki kamyonun sofor mahallinde yeni evinize dogru ilerliyorsaniz ve kediyi kutuya degil kucaginiza koyduysaniz siki tutun. zira tirsan kedinizin kamyon soforunun uzerine atlama ihtimali vardir ki, soforun kaza yapma ihtimalini artiran bir haraket olur.
  • yolculuğu yenikapı-bandırma feribotu ile yapıyorsanız, pisiciğinizi ''yolcu salonuna almak yazah beyfendi, aşağa goyun valizlerin arasına bah'' diyen iskele babası sıfatlı görevliyle papaz olmak için birebirdir, lakin ısrarcı olunuz, bildignizden şaşmayınız, bu adamların tepkileri rüzgar '''e peki madem'' diyorlar sonunda, yoksa pisi üşür...
  • uçakla yapıldığı zaman gayet rahat gerçekleşen hadise. gerçi kedilerin sağı solu belli olmaz, standart diye bir şey tanımazlar. ancak havayolları onları standardize etmeye çalışır yine de. kabıyla birlikte 6 kgdan fazlasını kabul etmezler. benimki yedi kg gelmekte artık ve bugün havaalanında ne tür bir durum ile karşılaşacağımı bilmediğim için o gayet rahat uyurken yanımda, ben ayaktayım.
  • eğer ki kedi değil kedilerle yolculuk ediyorsanız, üstelik de tek başınıza araba kullanıyorsanız 10 saat boyunca teptiğiniz yol boyunca miyk!..miyk!..miyk! korosunu dinleyeceğiniz anlamına gelir bu durum.

    yolculuğunuz gayet sakin başlar. arabanın içinde ilk başta bir telaş ve nerdeyim ulan ben hissiyatından hezeyana gark olan kediler kutularının içinde bir iki bağırırlar ama sonra susarlar. hah sakinleştiler dediğiniz anda ise asıl yaygara başlar. belki biraz sakinleşirler diyerek kenara çekip kutularının kapaklarını açarsınız. işte en büyük hatanız bu olur...kutular açıldıktan sonra kediler oraya buraya dalacaklardır. girmedikleri delik kalmayacaktır. torpido gözünü kemirmekten, klimanın sıcaklığını daha iyi hissedebilmek için camın ta önüne yatmaya, ayağınızın altına gelip paçanızın kenarından sizi dişlemeye kadar çeşitli olaylara gireceklerdir. üstüne de yarım saniye araya bir miyk! derken diğeri meyvğ diyerek düet yapacaklardır. kafayı sıyırmamak ve sesleri duymamak için son ses müzik açsanız da bir kaç saatten sonra şişen kafanızın titremelerini dindirebilmek için kenara çekmek zorunda kalacaksınızdır.

    kedi dediğin yaratık zaten huzursuzlanmaya en elverişli varlıklardan birisi. sen ne diye alıyon güzelim hayvanı evinden uzağa götürüyon di mi?..en güzeli ne olursa olsun evde bırakmaktır. size de yazık..onlara da...