şükela:  tümü | bugün soru sor
  • dan auerbach'in amerika'da 10 subat 2009'da satisa cikartacagi ilk solo albumu. bluegrass ve de blues icerikli album mojo, rolling stones, bill board gibi muzik dergilerinden cikmadan tam not almis bulunmakta. dort gozle bekliyoruz.
  • ulaşılabilecek mevkilerde yerini almış dan auerbach albümü. biraz psychedelic, biraz blues, biraz garage eskilerden gelen bir tat var gibi şarkılarında.

    (bkz: i want some more)
  • çok leziz bir çalışma olmuş. eskilerin psychedelic kokusunu buram buram hissettiriyor. buradan bakınca albümün 2009 yapımı olduğunu tahmin etmek güç. şarkı listesi şöyle:

    1. trouble weighs a ton
    2. i want some more
    3. heartbroken, in disrepair
    4. because i should
    5. whispered words
    6. real desire
    7. when the night comes
    8. mean monsoon
    9. the prowl
    10. keep it hid
    11. my last mistake
    12. when i left the room
    13. street walkin'
    14. goin' home

    her blues rock severin 2009 yapımı bu albümü keşfetmesi dileğiyle. whispered words, i want some more, heartbroken, in disrepair şarkıları tavsiye edilir.
  • bu adamlara dair yine çok geç keşfettiğim, the black keys'in bence esas adamı dan auerbach'ın yörüngeye şutladığı ilk solo albüm. gitar, bas, davul, keyboard, prodüksiyon her şey dan auerbach'a ait olmakla birlikte, konuk müzisyenleri de barındıran bu albüm tınısıyla, kapağıyla, şarkılarıyla 1960'lardan çıkıp gelmiş eski bir plak gibi. korkunç bir vintage gitar, analog pedal vb ekipman koleksiyonu olduğunu duyduğumuz, okuduğumuz dan auerbach sanırım eteğindeki taşların birazını da bu albüme saklamış. bu noktada bu çeşit vintage ekipman hadiselerine meyilli dinleyicinin ilgisini sonuna kadar hakeden bir 'kayıt' keep it hid. buraya kadar her şey güzel, biraz da müziğe gelirsek, albüm en yüzeysel tanımıyla soft bir the black keys. daha derine in derseniz sanırım dan auerbach fleet foxes olayını tutmuş derim, bazı şarkılarda fleet foxes kadar vokal harmonilerine dayalı olmasa da hissiyat olarak fleet foxes etkisi görülebilir. ya da bu insan aklının her yeni şeyi daha önce tanıdıklarına benzetme çabasının sonucu olarak sadece benim kuruntumdur belki, bilemiyorum. şarkılar bir bütün olarak ele alındığında, yani albüm müziğe eskiden duyulan saygıya uygun olarak baştan sona aralıksız dinlendiğinde güzel, ama hiçbiri öne çıkacak vuruculukta değil. bundan şikayetçi değilim, bu albüme yakışmayacak bir şey olurdu bir hit şarkı, bu tarz işler daha çok the black keys için uygun galiba. zaten bu hit şarkılar yüzünden iron and wine gibi nadir bir güzellik de popüler filmlerin soundtrack'lerinde görülüp, aç ve kıymet bilmez yığınlara yitirildi, bu nedenle hit olmaması iyi. kısa kesiyorum, güzel albüm, kimse dinlemezse ben dinlerim.
  • insanın sadece kendine saklamak istediği, kimse bilmesin sadece benim olsun dediği ama dayanamayıp bak böyle bir albüm var süpermiş deyip (anlayacak) herkese dinletilen albümlerden biri.
    ve hatta her şarkı nasıl güzel olabilir bir albümde? diye düşündüren albüm.
  • bu zamana kadar black keys'den fırsat bulup da auerbach solo albümüne bakmak aklımıza gelmemiş. geç olsun güç olmasın diyerek adamın çok kaliteli bir albüm kaydetmiş olduğunu belirteyim. turn blue'yla yaşadığım hayal kırıklığını keep it hid ile dindiriyorum bu aralar.
  • robert plant'in 13 ekim 2017'de çıkarmış olduğu 11. solo albümünün 9 numaralı şarkısı. bence albümün müzikal anlamda carry fire'dan sonraki en iyi şarkısıdır. 3. dakikada başlayan mini bir solo, size turuncu sokak lambalarıyla aydınlatılmış eski bir sokakta geziyormuş hissi verir. söz yazarı robert plant ve john baggotdur.