şükela:  tümü | bugün
  • ihsan varol üstadın kıvrak zekasından çıkan müthiş sorularla devam eden ve son günlerde yaşananları gözler önüne serme aşamasında gerçekleştirdiği bu zekice intikamı alırken aldığı keyfi gözlerinden okuyabileceğiniz efsane bir programa sahne olmaktadır..

    bir televizyon kanalına yakışan en güzel isim.. (koydu çocuğu)
    (bkz: halk tv)
    medya gibi çeşitli meslek kolları arasında uyulması gereken davranışlar bütünü..
    (bkz: etik)
    türkiye cumhuriyeti anayasası'na göre hürdür sansür edilemez ifadesiyle yer alan olgu..
    (bkz: basın)
    nezihe meriç'in bin başlı ejderha olarak tanımladığı iletişim ortamı..
    (bkz: medya)
    onaylamak ve ikrarla eşdeğer görülen bir eylem..
    (bkz: susmak)
    basın yayın ve haberleşme ile sinema ve kitap yayınlarının hükümetçe kısıtlanması..
    (bkz: sansür)
    bir olay bir olgu üzerine edindiği bilgiyi hazırlayıp yayın organlarında yayınlaması beklenen kişi..
    (bkz: haberci)
    baş belası olarak tanımlanan bir sosyal ağ ve mikroblog sitesi..
    (bkz: twitter)
    atatürk'ün gördüklerini bildiklerini düşündüklerini samimiyetle yazmalıdır dediği kişi..
    (bkz: gazeteci)
    çanak yalayan, dalkavukluk eden..
    (bkz: yaltakçı)
    güç, tehlike ve zorbalığa karşı durabilecekken şekinme, sakınma ve ses çıkarmama hali..
    (bkz: korkaklık)
    anaakım tarafından terkedilip sostal medyaya mahkum edilen vatandaşın tutunduğu dal..
    (bkz: sanalalem)
    iletişim veya yayın organlarıyla verilen, gerçek olmayan, uydurma veya çarptırılmış bilgi..
    (bkz: yalan haber)
    davranışları ve sözleriyle kötü bir sonuca yol açma, ateşe körükle gitme..
    (bkz: çanak tutma)
    toplumsal alanlara müdahale aracı.. (ayar var..!)
    (bkz: toma)
    ünlem haliyle "yapma", "sakın" anlamında kullanılan bir söz..
    (bkz: aman)
    adı kent, site, devlet, devlet düzeni anlamlarında yunanca kökenli bir sözden türeyen bir kamu görevlisi..
    (bkz: polis)
    kelime anlamı haklar olan toplumsal yasalar bütünü, tüze..
    (bkz: hukuk)
    yargı yolu kılavuzu..
    (bkz: avukat)
    kaba güç.. aslında mecazi anlamda da mecazi anlamı geçti bu aralar..
    (bkz: şiddet)
    birinin güvenlik kuvvetleri tarafından belli bir yerde, belli bir süre alıkonulması..
    (bkz: gözaltı)
    bir yolu, geçidi kapatmak için her türlü aracı kullanarak yapılan engel..
    (bkz: barikat)
    bazen gerilimi azaltmak için yapılması gereken eylem, geri gitmek, ricat etmek..
    (bkz: çekilmek)
    hangi mesleği yaparsa yapsın her insanda bulunması gereken acıma duygusu..
    (bkz: merhamet)
    sağduyusunu kaybetmiş güç kullanımı niteleyen söz..
    (bkz: orantısız)
    göz burun ve akciğerlerdeki mukus zarlarına saldıran maddenin en hafif........
    (bkz: biber gazı)
    toma ifrazatı..
    (bkz: tazyikli su)
    demokrasi solungacı.. (soruya gel..!! adamsın)
    (bkz: gaz maskesi)
    varoluşunun temel dayanağı egemenlik kayıtsız şartsız milletindir ilkesi olan anayasal devlet organı..
    (bkz: tbmm)
    cumhur kelimesinin eş anlamlısı..
    (bkz: halk)
    hak ve özgürlükleri kısıtlayarak zor altında bulundurma durumu, tahakküm..
    (bkz: baskı)
    kendini beğenme, başkalarından üstün tutma, büyükleme anlamındaki söz.. (gururla eş anlamlıdır ama gurur bundan kopmuştur..gurur biraz daha haysiyete doğru kaymış ama bu negatif bir anlamda dedi ek olarak)
    (bkz: kibir)
    iktidarı altında bulunanlara söz hakkı ve davranış özgürlüğü tanımayan kimse.. (tiranı ekledi)
    (bkz: despot)
    kişiyi kendi davranışları hakkında bir yargıda bulunmaya iten güç..
    (bkz: vicdan)
    sapkınlık, doğru yoldan ayrılma anlamındaki arapça kökenli söz..
    (bkz: dalalet) (atatürk'ün gençliğe hitabesini okudu adam tüyo vermek için..)
    düşüncesini fiilen gerçekleştirmeye çalışan kimse, etkinci, eylemci..
    (bkz: çapulcu) (zor soruydu çünkü anlamı o değil dedi bi de..)
    hammamat kaplıcaları ile ünlü hatay ili ilçesi..
    (bkz: reyhanlı)
    bütün siyasi yetkileri kendisinde toplamış kimse..
    (bkz: diktatör)
    ücretle iş gören, genellikle erkek işçi, uşak..
    (bkz: hizmetkar)
    bir yürütme erkinin yasama organından bağımsız bir şekilde yönetimde bulunduğu hükümet sistemi..
    (bkz: başkanlık)
    kendi isteği ile bir işten veya bir hizmetten ayrılma..
    (bkz: istifa etme)
    kişinin büyüklüğünü arttıran, yaptığı bir yanlıştan dolayı hatasını anlama eylemi..
    (bkz: özür dileme)
  • gezi
    görmek, eğlenmek amacıyla yapılan yolculuk
    park
    bir yerleşme merkezinde halkın gezip hava alması için düzenlenmiş ağaçlı ve çiçekli büyük bahçe
    sivil
    uluslararası hukukta herhangi bir ülkenin silahlı kuvvetlerine veya diğer silahlı gruplara mensup olmayan kişi
    eylem
    bir durumu değiştirme veya daha ileriye götürme yönünde etkide bulunma çabası
    birlik
    ana duygu ve düşünceler çevresinde toplanma durumu, bölünmezliği içeren yalın bütün
    uyanma
    mecazen gerçekleri anlar, kavrar duruma gelme
    gençler
    m. k. atatürk’ün “terbiye ve irfan ile insanlık meziyetlerinin, vatan muhabbetinin, fikir hürriyetinin en kıymetli timsâli olacaksınız” dediği kişiler
    sağduyu
    doğru, akla uygun yargılar verme yeteneği, aklıselim, hissiselim
    kamumalı
    hiçbir şekilde zarar verilmemesi gereken halkın bütününe ait taşınır veya taşınmaz varlıkların tümü
    pasifizm
    şiddetsizlik ilkelerini izleyip, şiddetsiz eylemi en etkili yol olarak gören ideoloji
    vandalizm
    bilerek ve isteyerek, kişiye ya da kamuya ait bir mala, araca veya ürüne zarar verme eylemi
    oysandığı
    demokratik çözüm kutusu
    referandum
    halkın türlü siyasi ve toplumsal sorunlar karşısında görüşünü belirlemek için başvurulan oylama
    provokatör
    haklıyı haksıza, göstericiyi teröriste çeviren kişi, kışkırtmacı
    halk
    aynı ülkede yaşayan, aynı kültür özelliklerine sahip olan, aynı uyruktaki insan topluluğu
    ağaç
    tek ve hür olmanın simgesi olan uzun yıllar yaşayabilen bir bitki
    orman
    kardeşçe yaşamanın simgesi sayılan ağaçlarla örtülü alan
    çarşı
    beşiktaş’ın şövalye ruhlu semt çocukları
    taksim
    bölme, bölüştürme anlamına gelen, birleştirici bir semtin de adı olan söz
    meydan
    "geniş alan" anlamına gelen arapça kökenli bir söz
    yürüyüş
    bir olayı protesto etmek, bir konuya dikkati çekmek amacıyla topluca adım atarak ilerleme
    direniş
    karşı koyma, vazgeçmeme işi
    protesto
    bir davranışı, düşünceyi, uygulamayı haksız, yersiz, gereksiz bularak karşı çıkma, kabul etmeme
    özgürlük
    dış etkilerden bağımsız olarak insanın kendi iradesine, kendi düşüncesine dayanarak karar vermesi
    dayanışma
    bir topluluğu oluşturanların duygu, düşünce ve ortak çıkarlarda birbirlerine karşılıklı bağlanması
    genelgrev
    bütün emekçi kesimince uygulanan iş bırakımı
    örgütlenme
    herhangi bir amacı gerçekleştirmek için bir araya gelme, organize olma
    ayaklanmak
    hem başkaldırmak hem de dikilmek, yürümeye başlamak anlamlarına gelen bir söz
    halk
    bir televizyon kanalına yakışan en güzel isim
    etik
    medya gibi çeşitli meslek kolları arasında uyulması veya kaçınılması gereken davranışlar bütünü
    basın
    türkiye cumhuriyeti anayasasının 28. maddesinde " hürdür, sansür edilemez" ifadesiyle yer alan olgu
    medya
    nezihe meriç’in “bin başlı ejderha” olarak tanımladığı iletişim ortamı
    susmak
    onaylamak ve ikrarla eşdeğer görülen eylem
    sansür
    basın, yayın ve haberleşme ile sinema ve kitap yapıtlarının hükümetçe denetlenmesi ve kısıtlanması
    haberci
    bir olay, bir olgu üzerine edinidiği bilgiyi hazırlayıp yayın organlarında yayınlaması beklenen kişi
    twitter
    “baş belası” olarak tanımlanan bir sosyal ağ ve mikroblog sitesi
    gazeteci
    m.k. atatürk’ün “gördüklerini, düşündüklerini, bildiklerini samimiyetle yazmalıdır” dediği kişi
    yaltakçı
    çanak yalayan, dalkavukluk eden kişi
    korkaklık
    güç, tehlike ve zorbalığa karşı durabilecekken çekinme, sakınma ve ses çıkarmama hali
    sanalalem
    ana akım tarafından terk edilip sosyal medyaya mahkum kalan vatandaşın tutunduğu dal
    yalanhaber
    iletişim veya yayın organlarıyla verilen gerçek olmayan, uydurma veya çarpıtılmış bilgi
    çanaktutma
    davranışları veya sözleriyle kötü bir sonuca yol açma, ateşe körükle gitme
    toma
    toplumsal olaylara müdahale aracı
    aman
    ünlem haliyle “yapma, sakın” anlamında kullanılan bir söz
    polis
    adı “kent, site, devlet, devlet düzeni” anlamlarında yunanca kökenli bir sözden türeyen bir kamu görevlisi
    hukuk
    kelime anlamı “haklar” olan toplumsal yasalar bütünü, tüze
    avukat
    yargı yolu kılavuzu
    şiddet
    kaba güç
    gözaltı
    birinin, güvenlik kuvvetleri tarafından belli bir yerde belli bir süre alıkonulması
    barikat
    bir yolu veya geçidi kapamak için her türlü araçtan yararlanılarak yapılan engel
    çekilmek
    bazen gerilimi azaltmak için yapılması gereken eylem, geri gitmek, ricat etmek
    merhamet
    hangi mesleği yaparsa yapsın, her insanda bulunması gereken acıma duygusu
    orantısız
    sağduyusunu kaybetmiş “güç kullanımını” niteleyen söz
    bibergazı
    göz, burun, ağız ve akciğerlerdeki mukus zarlarına saldıran, maddenin en gevşek halindeki silah, oleoresin capsicum
    tazyiklisu
    toma ifrazatı
    gazmaskesi
    demokrasi solungaçı
    tbmm
    varoluşunun temel dayanağı “egemenlik, kayıtsız, şartsız milletindir” ilkesi olan anayasal devlet organı
    halk
    cumhur sözünün eş anlamlısı
    baskı
    hak ve özgürlükleri kısıtlayarak zor altında bulundurma durumu, tahakküm
    kibir
    kendini beğenme, başkalarından üstün tutma, büyüklenme anlamlarındaki söz
    despot
    iktidarı altında bulunanlara söz hakkı ve davranış özgürlüğü tanımayan kimse
    vicdan
    kişiyi kendi davranışları hakkında bir yargıda bulunmaya iten güç, içsel mahkeme
    dalâlet
    "sapkınlık, doğru yoldan ayrılma" anlamındaki arapça kökenli söz
    çapulcu
    düşüncesini fiilen gerçekleştirmeye çalışan kimse, etkinci, eylemci
    reyhanlı
    hamamat kaplıcalarıyla ünlü hatay ilinin ilçesi
    diktatör
    bütün siyasi yetkileri kendinde toplamış bulunan kimse
    hizmetkâr
    ücretle iş gören genellikle erkek işçi, uşak
    başkanlık
    bir yürütme erkinin yasama organından bağımsız bir şekilde yönetimde bulunduğu hükûmet sistemi
    istifaetme
    kendi isteğiyle işten veya bir hizmetten ayrılma
    özürdileme
    kişinin büyüklüğünü arttıran, yaptığı bir yanlıştan ötürü bağışlanmasını isteme eylemi
  • dun "kendime guveniyorum" deyip 1800 puanla yarismayi bitirip "sorular cok zordu" diye aglayan bir kizi konuk etti. adini not alacaktim unuttum. zor dedigi ve tum harfleri tukettigi sorular soyleydi:

    - sinema bufecilerinin en sevdigi zaman araligi. (cevap: antrakt)
    - belli belirsiz bir grubu tanimlama seysi (cevap: bir takim) (bundan emin degilim gerci ama boyle basit biseydi)

    bu yarismayi izleyenler sunu anlasinlar: ekran karsisinda uc bes soruyu biliyor olmaniz yarismada iyi performans gostereceginiz anlamina gelmiyor. insan oldugunuz icin sadece cevabini bilip sevindiginiz sorulari hatirliyorsunuz (bkz: episodik hafiza). o yuzden kendinizi cok super zannediyorsunuz. hayir efendim oturup puan cetelesi cikaracasiniz ve kac puan aldiginizi yazacaksiniz. sonra onu %30 dusureceksiniz ki heyecan katsayisi da olsun. sizin gercek degeriniz odur.

    size 1 hafta muhlet. eger ki bir daha oyle bilip bilmeden bu yarismaya giren olursa burada afise edecegim, burada! (masaya vurur).

    edit: 1300 degil 1800 puan almis. (adini mesajdan soylediler ama bu seferlik affediyorum onu)
  • bugün yayınlanan bölümünde yarışmacının 'heyecanlı mısınız' sorusuna 'adımı sorsanız harf isterim' diye cevap verdiği yarışma.
  • üniversitedeyken bir hocam hugh heffner'ın playboy'la ulaştığı başarıyı çözümlemişti. playboy, alanındaki ilk yayın değil, piyasaya çıktığında da ondan başka erotik ve çıplaklı dergiler var. ama playboy'un diğer erotik dergilerden bir farkı var. onlu ya da yirmili yaşlarında genç bir erkek, gazete bayiine gidip istediği erotik ya da pornografik yayını satın alabilir. ama kırklı ve üstü yaşlarda, belli bir sosyal konumu olan bir erkek bunu yapamaz. utanır. buradan yola çıkarak hugh heffner, her sayısında bir ünlü ve önemli figürle yapılmış en iyi ve doyurucu röportajlardan birinin, hatta genellikle en iyisinin olduğu playboy dergisini yarattı. hocamın verdiği örnekler yine o kişilerle yapılmış en iyi röportajlardan olduğunu söylediği george bush ve marshall mcluhan röportajlarıydı. böylece andropozlu kart zamparaya da erotik yayın takip etme bahanesi yaratılmış oldu. artık bu yaş gruplarındaki kişiler de bir gazete bayiine gidip, "evladım, şu george bush röportajının olduğu playboy sayısından versene." diyebilecekti.

    işte "kelime oyunu" da playboy faktörünün çok iyi okunmasıyla tasarlanmış bir yarışma. çünkü ihsan varol da yarışma programlarındaki benzer bir eksikliği doğru tespit etmiş. türkiye'deki televizyon yarışmalarının hemen hepsinin iddiası ne oldu? "en çok kazandıran yarışma", "tek seferde en büyük ödülü veren yarışma", "ağırlığınca altın kazandıran yarışma", "ödül kazanma şansınızın en yüksek olduğu yarışma", vs... hemen herkes yarışmaları sever, yarışma programlarına katılmaya da özenir. ama belli bir toplumsal saygınlığa, doygun bir gelire, ya da prestijli bir titre sahip insanlar, "acaba birgül hanım muhtaç durumda mı?", "yoksa zeynel bey paraya mı sıkıştı?" gibi kuruntuların meydana gelmesinden endişe eder. bu nedenle eksikliği çekilen kazandıran yarışma değil, kazandırmayan yarışma. yüz yirmi beş bin liralık soruyu bilemeyip on beş bin liraya gerileyince yüzümüzün düştüğü yarışmaya değil, cümle alemin, "önemli olan gerçekten yarışmak" algısıyla yarışıp izlediği yarışmaya ihtiyacımız var. televizyon yarışmalarının playboy'u "kelime oyunu" da o işte. yarışmacı profiline dikkat edin. emekli öğretmen, akademisyen, hatta "ünlüler yarışıyor" kafasıyla, kazananın, "atatürkçü düşünce derneğine bağışlıyorum" demek zorunda olduğu bir şöhretler karmasıyla gelmiş değil, hasbelkader yarışmacıların arasına karışmış şöhretli müzisyen ve oyuncular, "elalem ne der?" faktörünü dert etmeksizin yarışmaya geliyor. yeni yarışma böyle bir şey.
  • yıllarca süren beklememin sonunda iki kez yarışma fırsatı bulduğum çok muhtemel şu an televizyondaki en iyi yarışma programı.

    buralara bolca yazmış katılmak isteyip de cesareti olmayan sevgili sözlük yazarları, onlar için bir şeyler karalamak isterim.

    öncelikle ilk önerim ne olursa olsun şimdiden başvuru yapmanız. şimdiden başvurun ki, siz kendinizi gaza getirene kadar anca sizi arayacaklardır. sizi aradıklarından sonra başlayan süreçle ilgili öneriye ihtiyacınız olmayacak çünkü her şey kendiliğinden çok güzel geçecek emin olun. sizi yarışmaya davet için arayan ve dahasında elinden geldiğince yardımsever, kibar*, arkadaşça davranan meşhur devrim bey* karşılayacak sizi ve yarışma başlayana kadar diğer yarışmacılarla bol çaylı, arkadaş olmalı, güzel bir sohbet başlayacak.

    burada şöyle bir ayrıntıya değinmek isterim, daha evvel izlediğim yarışmalarda kaybeden yarışmacı "ayy, en az kendim kazanmış kadar sevindim, zaten x'i çok sevmiştim." diyor ya, o doğru. kaybetmeye olan tahammülü çok düşük biri olarak ben bile kazanamadığıma üzülmedim. sahiden o bol çaylı devam eden, ali ihsan varol'un da katılımıyla daha da koyulaşan sohbetin ardından stüdyoya girdiğinizde herkesi uzunca süredir tanıyor ve seviyor gibi hissediyorsunuz çoktan.

    ali ihsan varol da apayrı bahsedilmeyi hak eden birisi, izlerken gördüğümüz pek naif, insana kendini iyi hissettirmek konusunda kitaplar yazsa okunacak bu insan, stüdyonun dışında da aynı şekilde kendini bir kez daha sevdiriyor. kendisinin çok mutlu bir hayatı olduğunu, o yüzden de bu kadar pozitif bir insan olduğunu tahmin ediyorum.

    yarışma başladıktan sonra ise, evde arkadaşlarla oturmuş scrabble oynuyormuş gibi eğlenceli ilerliyor her şey. sakin. ekip küçük, samimi, insanlar samimi. çıkarken tüm yarışmacılar mutlu.

    demem o ki; katılmaktan korkmayın gençler, ben o kadar eğlendim ki 10 kere daha katılsam, 10 kere daha elensem keşke diyorum.

    not: ekip bu başlığı sıkı takip ediyor. akıllı olun. :)
  • akranları süslü gelinlerle kaynanaları aynı çatıda toplayıp, dünya starlarına kutular açtırırken; olağanca minimalliği ile ekranlarda arz-ı endâm eden yarışma programı.
    binicilik yerine balinalar diyebilen yarışmacıları ve zıpçıktımsı sunucusu dikkate alınmazsa çok keyiflidir.

    en az bir kelime bir işlem kadar mütevazı.

    edit: ilk zamanlar yazmıştım bunu. sunucusuna dil uzatmışım. bence o sunucu olmasa bu yarışma bi boka benzemez. severek takip ediyorum.
  • hafta içi akşamları eve gelip kendimi giriş kapısından salondaki kanepeye fırlatıp, "bakalım ne var, ne yok" diye kanalları dolandığımda karşıma çıkan ve her akşam ucundan kıyısından azcık takıldığım program.

    bugün azmettim ilk yarışmacıdan itibaren sonuna kadar izledim. o da niye biliyo musun, şundan, ben zannediyodum ki bu yarışma 2-3 aşamalı, yani herkes o kelimeleri biliyo, bir tur geçiyo, sonra diğer turlara atlanıyo, farklı tarzda kelime oyunları oynanıyo falan. ama meğer baştan sona aynı formatmış. onu öğrendim en azından.

    oldum olası severim böle oyunları da bu akşamki bölüm pek eğlenceliydi. dünyalar sevimlisi, erhan diye güler yüzlü bi çocuk yarıştı. hani atletizmde, diğer yarışmacıları gaza getirmek için tavşan atletler olur ya, bu da sanki programa renk gelsin diye araya serpiştirilmiş bi oyuncu gibiydi. pek komikti lan. yani gerçek olamayacak kadar komikti. şöyle ki;

    ilk kelime bitti, 4 harfli ikinci kelimeye geçildi. hatırladığım kadarıyla şöyle diyaloglar yaşandı;

    -bikbikbik, gemilerin halatını bağlamaya yarayan silindir boru?
    +harf aliyim.
    -b_ _ _
    +harf aliyim.
    -ba _ _
    +aomm, hmm, ouffhh
    -ba?
    +ba....ba....ba....(sayıklıyo)
    -ah, aslında cevap ağzınızdan çıkıyo.
    +ba..ba..baaaa....
    -ne derler hani, iskele?
    +ba...baa....iskele...? iskele? baa...iskelebaşı!!!
    -o_0 yok diyil. hani iskelee?
    +iskele...baaa...ouuffhh..baaa. baa.
    -evet?
    +babası! baba!
    -evvet!

    8 harfli kelime.

    -boynun arkasıyla sırt arasında kalan yer.
    +(soru tekrarı) boynun arkasıyla sırt arasında kalan yeeeeer. (elini bi yandan boynunun arkasına götürüyo.)
    -evet?
    +harf aliyim.
    -e _ _ _ _ _ _ _
    +harf aliyim. (el ensede)
    -e_ s_ _ _ _ _ (çıkan harfleri hatırladığım kadarıyla)
    +ensebaşı!
    -ahh diyil. ama kabasını aldınız! (tâbire gel)
    +enseee...enseeee..ensealtı?
    -yok.
    +diyil diyil, olamaz zaten. ensekökü!

    10 harfli kelime.
    -sürekli, hızlı dönen şeyi betimleyen ikileme _ _ _ _ _ _ _ _ _ _
    +hmmm.
    -hani ne deriz, başım..başım?
    +dumanduman!
    -yok.
    +(eliyle sürekli dönme hareketi yapıyo, topaç çevirir gibi) dönmedolap!
    -o_0
    +yok diyil canım, olamaz zaten tabi. harf aliyim.
    -_ _ _ _ _ _ _ _ l
    (erhancım, bilemedi sanırım, kelime fırıl fırıl'dı)

    10 harfli kelime. ortaöğretim düzeyindeki metodik ve mesleki eğitim veren okul.
    - _ _ _ _ _ _ _ _ _ _
    +ilköğretim!

    bu gece tekrarını falan verirlerse ilk 15 dakkasını izleyin derim. çok eğlenceliydi. erhancığımın sürekli gülümsemesi ve samimiyeti de cabası.

    sonradan çıkan bi kıza sorulan başka bi sorudaki:

    -ıslak eli başa sürmek m_ _ _ _ t _ _ k
    +mestetmek!
    -ıslak el başına sürüldüğünde mest olan var mıdır bilemiyoruz tabi.

    doğrultusunda geçen diyalog da süperdi.

    yannız, pek efendi sunucu oğlumuza şunu da sölemek isterim ki bazı sorular daha özenli hazırlanabilir sankim. sorulan kelimeyi hiç de çağrıştırmayacak tuhaf sorular da gelebiliyo bazen.

    yine de çarkıfelek'ten iyidir lan bu yarışma.
  • geçen gün seyrederken hiç harf almadan tüm soruları bilen yarışmacı kaç puan alır diye hesaplamaya çalıştım, yaklaşık 40 saniyede 9800'ü buldum. elin oğlu 23 saniyede 9800 puanı "aldı". helal olsun, çok kıl sorular gelmedi evet ama kesinlikle sorular kolaydı diye küçümsenecek bir durum da yoktu.
  • an itibariyle yarışan engelli yarışmacının "bizi adam yerine koyup çağırdığınız için teşekkür ederiz." dediği, dekorunda engelli rampasına yer veren, duyarlı, alkışa layık ve cesur yarışma programı. (bkz: engellileri insan yerine koyduk)