şükela:  tümü | bugün
  • corn flakes mucidi.. bazen yanlis yazilir (bkz: kellogs)
  • bundan yalnızca 200 yıl önce, mastürbasyon, toplumun düşmanı olarak adlandırılıyor, hatta akıl hastalığının en başta gelen nedenlerinden biri olarak gösteriliyordu. bilimsel makalelerde ismi “kişinin kendi kendine zarar vermesi” (self-abuse) olan mastürbasyon, dönemin doktorlarına göre, yalnızca akıl hastalığına değil, ayrıca hafıza kaybına, körlüğe, sinir sistemi rahatsızlıklarına ve hatta sara hastalığına bile neden oluyordu. bu konu öyle bir hale geldi ki doktorlar, bir kişinin alkolik olup olmayacağını, o kişinin mastürbasyon yapıp, yapmadığı ile ölçer oldu.

    ahlaksız bir davranış olarak adlandırılan mastürbasyona engel olmak için, binlerce erkek ve kız çocuk, sırf böyle bir alışkanlık kazanmamaları için “önlem” amaçlı sünnet ediliyordu.

    o yıllar içinde hangi gazeteyi okusanız, hangi tıp/bilim yayınlarına göz atsanız, mastürbasyon ve mastürbasyonun sağlığa olan zararından bahsediliyordu. neredeyse, günümüzün “sigara sağlığa zararlıdır” kampanyası kadar yaygın bir konuydu.

    ve bütün bunları bir pazarlama fırsatı olarak görenlerde vardı...

    konunun popülerliği bahanesi ile işe başlamış ve mastürbasyon bağımlığını “tedavi” etmek için hizmet veren klinikler vardı o yıllarda. bu kliniklerden en meşhur olanlarından birinin michigan eyaletinde bulunan battle creek şehri ile aynı ismi taşıyan battle creek sanatoryum’du (the san).

    will ve john adındaki doktor kardeşler tarafında işletilen klinikte, mastürbasyonu tedavi etmek için takip edilen ana yol diyetten geçiyordu.... ama tabi ki sıradan bir diyet değil... bütün bunları bir fırsat olarak gören kardeşlerin yarattığı “özel diyet”.

    kliniğin başhekimi dr. john, mastürbasyon için gerekli arzunun, kendi geliştirdiği ve kahvaltılarda yenilen mısır gevreği ile yenilebileceğini söylemeye başladı ve kısa bir zamanda, dr. john’un geliştirdiği mısır gevreği, çocukları için endişe eden birçok ailenin evine girmeyi başardı.

    işte, o dönemde gündemi işgal eden mastürbasyon konusunu bir fırsat olarak gören dr. john harvey kellogg, bugün, halen evlerimize giren ve popülerliğini halen koruyan (ama başlangıç nedeni unutulan) kellogg’s corn flakes ürününün yaratıcısıdır.
  • reklamlarında 2 hafta 2 öğün yenildiği zaman kilo verildiğini iddia eden marka. aynı şekilde sadece su tüketilse de aynı sonucu veriyor, bu da noter onaylı bir tespittir.
  • markayla ilgili ilginç bir ayrıntıyı paylaşayım hemen. kellogg's farklı duyulara hitap etmenin marka bilinirliğini önemli ölçüde artırdığını fark etti ve bunun üzerine çalışmalar yapmaya başladı. çıtırtı ile tat bir araya geldiğinde ortaya çıkan sinerjiyi oluşturmak için yıllarca deney yapan firma, bu araştırma kapsamında danimarkalı bir müzik laboratuarıyla anlaşarak onun kahvaltı gevreğine özgü tam bir çıtırtı hissi üzerinde uzmanlaşmasını sağladı. tıpkı ürünün reçetesi ve logosunda olduğu gibi, özgül çıtırtısının da patentini almak ve tescil ettirmek istiyorlardı. bunun üzerine müzik laboratuarı yalnızca kellogg’s için tasarlanmış oldukça belirgin ve ayırt edilen bir çıtırtı sesi yarattı. bu sesin reklamlardaki geleneksel müzikten çok önemli bir farkı vardı. bu farklı çıtırtı sesi ve hissi yalnızca kellogg’sla özdeşleşiyordu; bu sayede, bir kahvaltı büfesinde büyük bir cam kaseden mısır gevreği alan herhangi birisi, markası belirsiz bu mısır gevreğinin kellogg’s olduğunu hemen anlayabilecekti. kellogg’s kendine özgü benzersiz çıtırtısını piyasaya sürünce, markası hızla yukarılara tırmanmaya başladı. görme ve tatmayla sınırlı olmanın ötesine geçip, hitap ettiği duyuları, dokunma dahil, 4’e çıkararak, markanın algılanışına genişlik kazandırmış oldu. böylece 5 duyumuzdan bir tanesine daha seslenerek, marka platformlarını genişletmişlerdi.
  • sonunda ülker tekelinden kurtulmuştur.tekelden kastım ticari değil, tadı bozması ve ürünü kalitesizleştirmesi. reyonlardan sadece kellogg's ibaresi görmek ne güzel..

    https://www.yenisafak.com/…taklik-sona-erdi-3413037
    https://tr.sputniknews.com/…ggs-ortaklik-bitiriyor/
  • şu ürünü görsel 90'lı yıllarda ülkemizde de kutulu ambalajlarında aynen avrupadaki ürünler tadında satılıyordu. ne zaman ülkerin üretimi başladı ürünün avrupadaki aynı ürün ile yakından uzaktan alakası kalmadı. incecik kıtır kıtır olan ürünün kalınlığı 4 katına çıkarken lezzeti yerin dibine gömüldü. sanki kağıt yiyorsunuz öyle bir madde.

    ülkerin çekilmesiyle ürün eski tadına döner diye umduk ama yok hala aynı ülkerin kalitesiz tarifi. dibimizde yunanistanda halen eski kaliteli ürün satılırken kellogs türkiye için lezzetsiz ürüne ismini basmaya nasıl devam ediyor gerçekten çok ilginç.
  • kellogg's special gevrek bar'i var. cikolatali, guzel de. kutusunda 6 tane bar var. besini yedim, tam altincisi icin elimi kutuya attigimda farkettim ki altincisi acilmis ve yenilmis. yiyen dis izlerini de birakmis hatira olarak.
    kutuyu ben actigim icin eminim markette acilip da yenilemez. buyuk ihtimalle uretim yerinde biri dislemis, bir kismini koparmis paketine koymus ama paketini yapistirmamis. sonra da kutulamislar, o da bana nasip olmus.
    bir seye kizmis da mi yapmis yoksa calisma kosullari agir da dur agzima bir sey atayim diyip de mi yapmis bilinmez.
    kutuyu ve bari sakliyorum su anlik. belki sonra ispatlamam gerekir diye...
  • (bkz: special k)
  • ülker ile stratejik ortaklık yapıp ortadoğu pazarında bu ortaklıkla ürün ve operasyon kabiliyetini arttırmış firma.
    (bkz: kelloggs'un ülker tarafindan üretilmesi)
  • klasik horozlu gevreği iğrenç ötesi bir tat kazanmıştır. tüm şirketler ürün gelişimine yönelirken bu adamlar tam tersine ürünü nasıl baltalayacaklarını düşünüyorlar sanırım. 500gr lık paketten kurtulduktan sonra bir daha almayı düşünmüyorum.