şükela:  tümü | bugün
  • bence o videolarda oynadığı herkesle çok ağır taşak geçiyor.
  • sanatla uzaktan yakından alakası olmayan parayla satın alınmış takipçileriyle ünlümsü. ne yazdığı monologlar monologtur ne de şiirleri tuna kiremitçi'nin vasat yazılarından öteye geçer. tiyatro bilgisinden ve yaratıcılığından ise son derece şüpheliyim. gerçek şiir ne demek diye soranlara ise neruda, shakespeare, nazım hikmet, edip cansever, turgut uyar önerilir. şimdi de gördüğüm işiyle eleştireyim, yaptığı son oyuna gittim, gitmez olaydım. televizyondan ünlü oyuncumsusu metin akdülger'in diksiyon hatalarını saymaktan usanarak korkunç oyunculuğundan içim kalktı. yönetmen olsun oyuncusuna türkçe öğretsin, seyircisi bunu hakediyor. maalesef ki birileri şişiriyor ya da bunlar kendi kendini bu kadar satışa çıkarıyor diye inanıyoruz ve yaptığı işleri görmeye gidiyoruz. zaman kaybından ve hüsrandan başka bir şey yaşatmadı bana. ey türk halkı, kendini sanatçıyım diye pazarlayan bu cehalete göz yumma lütfen. bizim ne sanatçılarımız var, şarlatanlara, bu halkla ilişkiler uzmanlarına, pazarlamacılara, işletmecilere bizleri mahkum etme.
  • ciddiye alınası bir yazar hele de tiyatro yazarı hiç değildir. üzgünüm. kendisinin bir oyununu ya da instagram'a yüklediği monologu yerine harold pinter'ın aldatma'sını art arda 3 kere izlemeyi* yeğlerim.
  • bu arkadaşı şair olduğuna kim inandırdıysa kendisini ve peşinden sürüklediği insanları tebrik ediyorum. başarılı bir pr çalışmasıyla olamayacağınız şey yok arkadaşlar, durmak yok pr'a devam.
  • izlediğim en iyi iki oyunun yazarı.

    (bkz: garaj)
    (bkz: kabin)
  • omuz fetişisti, anlamsız cümleler mühendisi. youtube a yüklediği performans videolarının neredeyse hepsinde omuz kelimesi geçiyor.

    --- spoiler ---
    yanaklarım yere sarkarken, kısalan bir "omuza" nereden sarılacağım?
    kısalan bir "omuza" nereden sarılacağımı hala bilmiyorum.
    iki uyku arasında güçlü bir omuz yok. hep korkak omuzlar.
    üçlü omuzlara inandığı, güzel elleri ve ıssız sokakları inadına takip ettiği..
    kalbimin çürüğü geçti, omzumdaki burda, demiyor.
    arada, ara sıra omuzlarımı hatırlatıyorsun... iki uyku arasında…
    sen hiç güçlü omuzlara bu kadar yakından baktın mı?
    öp omuzlarımı.
    ağrıların, uyuşan ellerin, tutulan omuzların sayısını hatırlayacak kadar az…
    boğazımdan değil, omuzlarımdan. omuzlarımdan ne zaman sesin geçse..

    --- spoiler ---
  • çok güzel, çok etkileyici kafa sesleri yazan insan. muhteşem yeni dünya insanları için muazzam bir melankoli sebebi daha. çok dokundu bana. yani üç kelime bir insana ne kadar dokunursa. gerçi ben de her şeyden bir anlam çıkarıyorum.

    ayının karnına basma

    teşekkürler.
  • monologlarina dun bir yenisi eklenmis.

    öyle birine aşık ol ki!

    birini pencere kenarina cicek koyacak kadar sev...

    asik olursan birgun benim kadar,
    yuzunu yagmura uzat,
    gecti, gecti desin biri,
    gecmesin...
  • cinecity'yi sunan insan evladı. oray eğin türkçesi'ne sahip.
    vakt-i zamanında hayko cepkin'le röportaj yapmıştı. hayko, gayet ciddi ve ağır başlı bi şekilde soruları cevaplarken, kendisi şöyle bir soru yöneltmişti:*
    - tarzınız, saçlar felan. dikkat çekmek için mi?
    hayko bozuntuya vermemişti; ama onun yerinde ben olsam dalardım direkt.

    az önce denk geldiğim programda da şuna benzer bi söz sarf etti:
    - ben de avrupa'da new tork'ta bulundum.

    tamam; sıcakkanlı felan da, buram buram amatörlük kokuyor yahu.
  • yıllarca kültür-sanat programı yaptıktan ve cine5'ten ayrıldıktan sonra oyunculuğa yönelen kemal hamamcıoğlu, geçtiğimiz sene askere gitmiş ve bu süre içinde bir de oyun yazmış. kabin'de gonca vuslateri ve bora akkaşrol alıyor.