şükela:  tümü | bugün
  • bu platformdaki son yazım olmasını planlıyorum. bugüne kadar söylediklerimden çok farklı, daha önce benden duymadığınız şeyler söyleyeceğimden dolayı bu yazıyı çok önemsiyorum.

    öncelikle "neden yazmıyor? korktu vb" söylemlere kısa bir cevap vermek istiyorum. "değmiyor", burada bulunan çok ciddi sayıda sessiz kitlelerin derinden desteği her zaman yazmamda itici güç olmuş olsa da 10 aylık ağır linç karşılığında pek çok insan yanımda destek olsa da buraya harcadığım eforun ve bana çıkardığı maliyetin karşılığını alabildiğimi düşünmüyorum. hiçbir zaman hiçbir partiden bir kuruş almadım, hiçbir yazımı para karşılığında yazmadım, bu yüzden bahsettiğim "karşılık" manevi bir karşılık.

    kendi siyasi konumumu açıklayacak olursam son 4 yılı saymazsak ak parti'ye hiç oy vermemiş birisiyim. son dört yılda ise desteğimi fazlasıyla ak parti'ye ve recep tayyip erdoğan'a verdim. hayatımda iskenderpaşa dergahı dışında hiçbir islami cemaat ve grupla ilişkim olmadı. 2011'de mhp'ye oy verdim, onun öncesinde ne yerelde ne belediyelerde oy kullanmadım. necmettin erbakan'ı hiç benimseyemedim, turgut özal'ı ve muhsin yazıcıoğlu'nu çok sevdim. şu anda recep tayyip erdoğan'ı ve devlet bahçeli'yi sevdiğim gibi.

    siyasi düşüncem vatanseverlik ve modifiye edilmiş bir anarşizm, ki bu da islam demek oluyor. islam'ın en temelde anarşizm ölçüsünde kurulduğu kanaatindeyim. islam'a girmek için söylediğimiz "la ilahe" tanrı yoktur, hiçbir iktidar yoktur, hiçbir otorite yoktur, anlamına gelir. tanrıyı, iktidarı, otoriteyi reddederiz. sonrasında söylediğimiz "illallah"la ise iktidarın, tanrılığın ve otoritenin yalnızca allah'ta olduğunu ifade ederiz. bu süreçte seçilen devlet başkanı, ya da daha akademik anlamda uygulayıcılar, yürütücüler, allah'ın emirlerini yerine getirmekle mükelleftir, kendi otoritelerini, iktidarlarını kuramazlar. benim ak parti ile ilgili temel muhalifliğim de bu bakış açısı üzerindendir.

    mustafa kemal atatürk ile ilgili yüksek hassasiyetim ise kişisel çocukluk travmalarıma dayanır. atatürk'ü bir baba figürü olarak toplumun tepesine yerleştirmek için çabalayan ve onu olmadığı bir şeye dönüştürerek bu figür üzerinden bizlere zulmedenler yüzünden gerçek atatürk'ü anlatmak, o'ndan olduğu gibi bahsetmek, bir baba, ata figüründen çıkarıp insan atatürk'ü anlatmak konusunda çabaladım. olumsuz kanaatlerim bile bu temelden hareket ediyordu. şahsıyla değil bazı eylemleriyle ilgiliydi itirazlarım. fakat aşağıda atatürk'le ilgili benden duymaya hiç alışkın olmadığınız şeyler duyacaksınız, şaşıracağınız kanaatindeyim.

    atatürk'ün en başından beri bir ideali olduğunu düşünüyorum. bunun da doğduğu ülkeye dair tespit ettiği ve kendisinde travma yaratan sebeplere dayalı olduğu kanaatindeyim. osmanlı'da kimin neye hizmet ettiğinin belli olmadığı bir dönemde içinde bulunduğu zümrenin çözümlerini bir insanın benimsememesi güç bir şeydir. islam'a karşı mesafeli olması, ölmeden önce son icraat olarak laiklik'i getirmesi, fransız sekülerizmine dayalı bir devlet kurmaya çalışması, dini sembolleri görünmezleştirmeye çalışan inkılaplarıyla bunu görüyoruz. derdi islam'ı silmek değil islam'ın çürüttüğünü düşündüğü bir devlet yapısını yeniden ihya etmek ve devletini seküler temellerde yeniden inşa etmekti. bunun için siyaseti iyi kullandı. başarısız bir dünya savaşının içinde nispeten parlayan bir komutandı, buradaki başarısını siyasette ustalıkla kullandı. önce dindarlarla ittifak yapıp birlikte ve çoğunlukla onların halk tabanını kullanarak istiklal savaşını hem harpte hem de siyasi manevralarıyla kazanmış olması küçümsenecek bir şey değildir. bu anlamda yürüttüğü siyaset ve savaşı; belki de islami kültürü feda etmek pahasına kazanmış olması bizi yaralayan kısımdı. çünkü biz dindarlara göre bir savaş; kültürünü muhafaza etmek için verilir, o kültürü feda edeceksek verilen savaşın da anlamı yoktur. kadir mısıroğlu'nun "keşke yunan galip gelseydi" ile başlayan konuşmasında bahsettiği de buydu. keşke galip gelmek uğruna islam kültürünü feda etmeseydik de daha sonra bir direnişle kültürümüzü koruyarak kazansaydık demek istiyor. ama atatürk o savaşı devletini kurtarmak için verdi ve onun için islami kültürün bir önemi yoktu, zaten onunla hesaplaşıp laik temellerde bir devlet kurmak istiyordu. bu anlamda kendi bakış açısından devletini sevdiğine ve bunun için mücadele ettiğine inanıyorum. bugünlerde yazılmış şu yazıyı okuduğunuzda demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız. (bkz: #78606510) netice olarak son cümlemle sizi şaşırtmak isterim; atatürk'ü uzun zamandır şöyle görüyorum: atatürk ülkesini çok seviyordu ve ülkesini kendi inandığı idealleri doğrultusunda ayağa kaldırmaya çalıştı. bu yola çıkma cesaretine sahip her insanın yapacağı gibi bu idealleri doğrultusunda pek çok imkansızı başardığı gibi pek çok hata da yaptı, bu çok normaldir. bu hatalarından ders çıkarmak ve o hataları doğrulara çevirmek ise biz yeni nesillerin vatanına borcudur.

    bugün atatürkçülerin bu konuda bir açmazı olduğu kanaatindeyim, aslında yazılarımda bu açmazdan onları çıkarmak da hedeflerimden birisiydi. atatürk bir insandı ve pek çok başarıya imza attığı gibi pek çok hatalar da yaptı. en büyük başarısı dediğimiz istiklal savaşı ve tbmm'nin kuruluşunun ve aynı zamanda cumhuriyetin ilanının dindarlarla yaptığı ittifak dönemine denk düşmesini atatürkçüler bana göre iyi okumalıdır. hatalarının ise tıpkı benim şu son yıllarda travmam kaynaklı olarak yaptığım kemalistlere dair takıntılarım gibi, islama dair mesafesine sebep olan takıntısından kaynaklandığını görmeliyiz. islam'ın uygulanmasındaki sorunları nasıl islam'a mal edemezsek, dindarlara, kürtlere veya alevilere yapılan zulümleri de topyekün cumhuriyete, demokrasiye ve meclis sistemine mal edemeyiz. burada atatürkçülerin yapması gereken atatürk'ün doğrularını benimseyip, yanlışlarını "dönemin şartları" retoriğiyle normalleştirmek yerine o hatalardan ders çıkarmaktır. çünkü o hatalar bile aslında çok değerlidir, çünkü o hatalar sayesinde çıkarılacak dersler bize doğruyu bulmamızda yardımcı olacak. elbette dönemin şartlarının yapılan hatalara etkisi vardır, fakat dönemin şartları bir mazeret değil, o şartların ittiği hataları görme şansıdır, bir daha tekrarlanmaması için.

    hazır buraya gelmişken son 10 aylık linç atatürkçüleri de gözlemleme adına bana ciddi bir tecrübe oldu. burada beni linç edenler kadar mahalle baskısından kayaklı olarak açıktan olmasa da özel mesajla destek veren atatürkçüler de oldu. bazıları ile buradan uzun uzun konuştuk, bazıları ile de gerçek hayatta görüştük. bu anlamdaki izlenimlerimi burada söylemek isterim. öncelikle fatih güner'in seçimden sonraki şu zincirini ve 140journos'un şu videosunu önemsiyorum. atatürkçü kesimin seküler yaşam tarzını benimsemekle birlikte çok büyük bir kısmının dinle bir sorunu olmadığını gördüm. bunlar gerçekten allah inancı olan, cumalara giden, bayramı kutlayan, kurban kesen, dini vecibelerini kendi ölçülerinde uygulamaya çalışan, ama ara sıra içkisini içen, plajda bikini giyerek eğlenen, dans eden, konsere gitmekten hoşlanan insanlar olduğunu gördüm. bu anlamda birbirimizden çok fazla farkımız olmadığını hep söylerdim ama bunu bir kez daha gözlemle şansım oldu. ülkesini seven, vatansever insanlar olduğunu gördüm. bir çoğuyla gerçekten çok samimi olan arkadaşlıklar da kurdum.

    öyleyse "neden atatürkçülerle aramızda bu kadar soğuk rüzgarlar esiyor" sorusunun cevabını da bu süreçte hep merak ettim. hoşuna gider gitmez ama burada iktidar kadar belki ondan çok daha fazla sorumluluğun seni temsil edenlerde olduğunu bir dostun acı söylemesi gibi söyleyeceğim, lütfen bana kızmadan dinle. son seçimler bunun için gerçek bir ayna tuttu sana. en başta şunu söylemeliyim ki seni temsil edenlerin medyası seni atatürk kravatı satılacak adam yerine koyuyor, sözcü gazetesinde sana aptal muamelesi çeken mizansenler yayınlanıyor, beş doğrusuna beş yalan katarak seni kandırıyor. önce sende kaygılar oluşturuyor, bu on sene önce "laiklik elden gidecek, şeriat geliyor"du, "başörtüsü siyasi simge olacak, herkesi kapatacaklar"dı, şimdi "tek adam diktası, oylar çalınıyor, halk cahil, muharrem ince tehdit edildi vs vs" oldu uzatmama gerek yok, en iyi sen biliyorsun zaten. bu kaygılarını korkulara dönüştürüp, seni o korkulara hapsediyor ve bundan siyasi menfaat elde ediyorlar. hatırladın mı "dini kullanarak oy topluyorlar" söylemini, sence sende neyi kullanıyor olabilirler? seçim akşamı karşına muhatap olarak bile çıkmayıp seni zerre kadar umursamıyorlar. sana özeleştiri yaptırmak, geçmişinle yüzleştirmemek istiyorlar çünkü bir özeleştiri yapmaya başlarsan ilk indirmek isteyeceğin seni temsil eden beceriksizler olacak. seni bir korku masalına hapsetmeleri de bu yüzden. hep soruyor ya dindarlar "on altı senede yaşam tarzına ne gibi bir müdahele yapıldı?" diye. sen buna cevap vermekte gerçekten zorlanmıyor musun, saydığın şeylere şüpheyle yaklaşmıyor musun? sana müdahale olarak seni temsil edenlerin sana anlattıkları şeyler gerçekten seni tatmim etmiyor değil mi? saydığın şeyler çoğunlukla seni hapsettikleri o korku zindanıyla alakalı değil mi? ortada ciddi bir şey yok ama çok ağır zulümlere uğruyormuşsun gibi hissetmiyor musun? sence de seni temsil edenler seni o korku iklimine soktuğu için olabilir mi? peki sana bir soru daha; korkan insan başarılı olabilir mi, seçim kazanabilir mi, iktidara oynayabilir mi? hep sen demiyor musun bunlar kendileri iktidar olmak istemiyorlar diye. hatırladın mı yukarıdaki fatih güner'in zincirinde anlattıklarını, tam da bundan bahsetmiyor mu? iktidar olmak isteseler seni bu korku girdabına hapsedip, bizim gibi "öcüler" imal edip seni sömürürler mi bunca senedir?

    on küsür seçimdir oy verdiğin kemal kılıçdaroğlu'na gelelim. bu adamın koltuk sevdalısı olduğunu görüyorsun değil mi, yanlış anlama sevdalı olduğu koltuk iktidar değil, seni dilediği gibi sömürebildiği chp genel başkanlık koltuğu. bu adamın bir kez olsun iktidar olmak istediğine inandın mı hiç? ben inanmadım. eminim sen de inanmadın ki başlığında binlerce kez bundan bahsedilmiş. bir kez bile seçimlere çıkıp nasıl yöneteceğini adam akıllı anlattığına ben şahit olmadım, ama çeşitli söylemlerinde defalarca milli olan her şeyi yıkmaya çalıştığına şahit oldum, buna partindeki milli olan her şey de dahil. son seçimlerde atatürk vurgusu gördün mü mesela hiç, ben ak parti reklamlarında bile gördüm açıkçası, ama chp'de göremedim. partinden atatürk'ün ve atatürkçülerin silindiğine, görünmezleştirildiğine şahit olmuyor musun senelerdir? hdp'ye oy vermen yönünde seni de ikna etmeye çalışmadılar mı? ben bir dindarın elinin o partiye oy vermeye gideceğine çözüm sürecinde bile şahit olmadım, teklif edeni de duymadım. ama sana teklif ettiler ve çevrendeki insanlara oy verdirdiler değil mi? sen artık bu yenilme girdabından ve beceriksizlikten sıkılmadın mı? sürekli pasif kalmasından, milli bir söylemden imtina etmesinden, sürekli yıkıcı olmasından, yerlilikten uzaklaşıp sürekli batıyla iş tutar görüntüsünden sıkılmadın mı? burada sabahlara kadar eleştirebilirim ama anlamı yok, çünkü en iyi senin gördüğüne ve eleştirdiğine inanıyorum bunu burada yazmasan da. şunu görüyorsun değil mi, on küsür seçimdir denenen "erdoğan'ı yıkma siyaseti"nin iflas ettiğini. erdoğan seçimin galibi olarak çıkmasına rağmen seçmenlerine "partimize verdiğiniz mesajı görüyorum ve özeleştiri yapacağız, düzelteceğiz" demesine rağmen, seçimi kazandıklarını iddia eden kemal kılıçdaroğlu'nun neden kazandığı seçimden sonra 3 gün ortalarda görünmediğini, suratına baka baka "biz kazandık akp kaybetti" derken seninle nasıl alay ettiğini görüyorsun değil mi? sen neyi nasıl yapacağına, iktidarın nasıl ötesine geçeceğine, iktidardan daha ileride projelerine halkı ikna etmedikçe iktidar olamayacağını görüyorsun değil mi? bak bunları sınırlı da olsa yapan bir başkan adayı olan muharrem ince nasıl partisinin 8 puan önüne geçebildi. uzatmayayım, dediğim gibi eminim benden daha iyi görüyorsun bunları.

    çözüm ne? ben bir şeyler söyleyeceğim ama bunu en iyi sen bilirsin yine de. bunları maddeler halinde yazmak benim için daha kolay olacak, hem benim adıma bir yapılacaklar listesi gibi olur, hem de sen kendin bunları daha da zenginleştirirsin. benim önerilerim sana ne yapacağını dikte etmek değil, bir ak parti seçmeni olarak sende gördüklerimi söylemek, ister dikkate alırsın, ister kendi doğrularını bulursun, sana kalmış.

    - atatürk'ün en başarılı olduğu dönem gibi bu ülkenin dindarlarıyla barışmalısın ve ittifak yapmalısın. bu sandığın kadar zor değil, aramızda dağlar yok. kendi geçmişinle yüzleşip hatalarını görmeni, samimice kabullenmeni, özür dilemeni bekliyoruz. emin ol bu seni temsil edenlerin söylediği gibi seni küçültmez, aksine gözümüzde değerini artırır, seni bizim için bir alternatif yapacak ilk adım da bu. bahsettiğim saadet partisi gibi bitmiş ve dindarların bile senelerdir zar zor tolere ettiği bir partiyle göstermelik bir ittifak kurmak değil, o seni temsil eden beceriksizlerin siyaset mühendisliğiydi ve aslında çok iyi bir şey yaparak bunun tutmadığını da sana göstermiş oldular.
    - partini seni temsil eden beceriksizlerden kurtarmalı, genciyle yaşlısıyla yeni, atatürk'ün doğrularını kendine ideal edinmiş, hatalarını ise "dönemin şartları" gibi retoriklerle savunmadan analiz edip ders çıkarmış, doğrulara dönüştürmüş, erdoğan'ın söylemiyle değil "kendi ideallerinle yerli ve milli bir söylem"i samimiyetle benimsemiş bir kadroyu başa getirmelisin.
    - lider mi? bunlar olmamalı. evet muharrem ince olabilir mesela, gerçekten bir halk çocuğu, çoğu söyleminde samimi, en önemlisi "iktidar olmak istiyor". en önemlisi gerçekten "çalışkan". ama bence sen daha iyisini hak ediyorsun. yine de elinde muharrem ince varsa, kemal'den kat kat iyi bir tercih olduğu ortada. buradan da başlayabilirsin, nacizane.
    - en önemlisi ise seçimler açıklanınca değil, her zaman halkla değil "milletle" irtibatın olmalı. hiçbir chp temsilcisi benimle konuşmadı biliyor musun? bir iki chp standında laf attım mahsus, eleştiri yönelttim. bana hakaret ettiler. böyle bir şeyi akparti standında bir atatürkçü yaşamaz. senin standında beni ikna etmeye çalışsalardı, güzel davransalardı belki bu seçim değil, ama bu ikna çabası sürseydi en azından sempatimi kazanırlardı. başkalarının ise oy tercihlerini değiştirebilirlerdi. ama bu tavırla olmadı, olamadı.
    - bu seçim senin için de çok önemli ders olacak bir olaya imza attı: erdoğan'la ak parti arasındaki mhp'ye geçen o %10'u gördün mü? o %10 sana söylenen "ak parti seçmeni sorgulamaz" yalanının iflasıdır. bugüne kadar erdoğan'dan hem de %8-10 bandında oy çekebilen tek kişinin onun doğru politikalarını açıktan destekleyen, yanlış politikalarını açıktan eleştiren ve geçmişte de çok ağır sözerle erdoğan'ı eleştiren devlet bahçeli olması çok ilginç değil mi? buradan çıkarman gereken ders, erdoğan ne yaparsa yapsın muhalefet eden eleştirenlerin onun tabanından oy alamayacağı, ama doğru politikalarını destekleyip yanlışlarını dile getiren olunca ak parti seçmeninin bunu ödüllendirdiği. bence bunu çok doğru okumalısın.

    son olarak sana kazanman gereken bu akparti seçmeninden ve recep tayyip erdoğan'dan bahsedeceğim. erdoğan bugün %52,5 oy alsa bile ikinci tura kaldığında %58-60 bandını yanına çekebilecek bir lider. bugüne kadar oylarını %20 civarında artırdı (refah'ı baz alırsak %30 diyelim). bunun ana sebepleri var. geçmiş söylemleriyle yüzleşebilen, gerektiğinde özeleştiri yapıp, özür dileyebilen birisi (samimi bulursun bulmazsın, tabanı samimi buluyor). bunun yanında gerçekten insan üstü çalışkan. söylemlerini dönüştürebiliyor ve bu sandığının aksine olumlu bir şey, sürekli sosyal medyada paylaşılan recep erdoğan&tayyip erdoğan kıyası videoları aslında olumlu bir şey, söylemini revize edebilen, hatalı söylemlerinden ayrılabilen bir lider, yukarıda refere ettiğim sözlük yazısında atatürk'ün siyasetini hatırla burada, ne kadar benziyor değil mi? senin yapman gereken de bu aslında, özeleştiri yapabilmeli, söylemini revize edebilmeli, özür dileyebilmelisin. en önemlisi de tayyip erdoğan'ın milletle teması seçimden seçime değil, sürekli temas içinde ve sadece kendisi de değil teşkilatı da temas içinde. şimdi diyeceksin ki, o zaman erdoğan'ı desteklerim bu kadar iyiyse?? desteklemene sevinirim, güzel bir mutabakat ve ittifak olurdu ama mecbur değilsin. yeter ki onun gibi çok çalış, milletle irtibatını sürekli tut, özeleştiri yap, geçmişinle yüzleş, siyasetini revize et ve her şeyden önemlisi kendi yerli ve milli siyasetini dizayn et. bize erdoğan'ı indirmeyi değil, neyi ondan daha iyi yapacağını, nasıl daha iyi yapacağını, kimlerle yapacağını anlat. samimiyetle söylüyorum sen ve senin gibi atatürkçüler bu ülkeye lazım, ihtiyaç var. bu iktidar oyunu %53'lerde sabitleyerek uzun süre kalabilir, çünkü tabanının nüfusu da çok çocuk yaptığı için senden daha hızlı artıyor. ama buralara sıkışmış bir türkiye bence sürekli sendeliyor. bugün ak parti bu milliyetçi muhafazakar eksenli ittifakta mhp'nin taleplerini de karşılamak zorunda kalıyor. seninkileri de karşılamak zorunda kalsın, sen de bu ülkede iktidara ortak ol. gelecekte iktidarı ele geçireceksen de gönül rahatlığıyla oy verebileceğimiz bir iktidar alternatifi ol, seni temsil edenler gibi sömürücü ve bizi sürekli aşağılayarak kaybeden müzmin muhalefet değil.

    samimiyetle söyledim bunları, şimdi değiştirme sırası sende. burada son kez bunun için yazdım, samimiyetle senin iyiliğin için, seninle de kardeş olabilmek, birlikte aynı ufuklara bakabilmek için. bir el uzattım, tutarsan çok şeyler başarabiliriz. tıpkı istiklal harbinde, tbmm'de ve cumhuriyetin kuruluşunda çok büyük şeyler başardığımız gibi. o zaman bu ülkeyi kimse tutamaz, anlıyor musun?
  • ben de tam hangi aktroll ne saçmalamış diye gelmiştim ki baba troll buradaymış.

    edit : aktroll zırvası

    belli bir yere kadar okudum. yine kendi doğru kabul ettiklerin üzerinden yorumlamışsın. akp yapısına bulaşmış olan kibir seni de zincirlemiş. acaba ben bir yerde yanlış yapıyor muyum sorusu yok. bu nedenle de baştan belirteyim samimi değil yazın.

    senin en büyük hatan, islamın bir ahlaki öğreti olduğunu göz ardı etmen. sadece şekil üzerinden değerlendiriyorsun.

    atatürkçü kişilerle tanışıyormuş, namaz kılan, oruç tutan vs kişilermiş. daha bi yakınlık hissetmiş filan.

    bunu bugün anlamış olman senin eksiğin. ancak hala anlayamadığın bir şey var.

    nitekim sen insanları inancı, inanma şekli vs ayırdığın sürece islam'ı anlamamış olacaksın. inançsız birinin senin tanıştığın en inançlı kişiden daha iyi bir insan olabileceği ihtimaline yer bile vermiyorsun düşüncelerinde.

    ben kişilere bakarken ahlakına, diğer insanlarla ve canlılarla olan ilişkisine bakıyorum. kıldığı namaz da tuttuğu oruç da onun olsun. onu sorgulamak kula düşmez. bana bir şey de kazandırmaz. hz muhammed vefatından önce kabe'nin örtüsünü neden bir yahudiye emanet etti diye sordun mu hiç kendine ?

    kılıçdaroğlu noktasına gelecek olursak da, atatürkçü düşünceden ne anladığını bilmiyorum. atatürk'ü anlayamadığını biliyorum.

    kimse atatürk'e hatasız demiyor. nitekim çakma dünya lideri de değil. bildiğin en orjinal dünya lideri. çünkü sadece savaşmayı değil, barışmayı da biliyordu.
  • korkusundan ak parti'ye verdiği oyu paylaşan bir zamanların fethullah gülen islami terör örgütümensubunun, atatürk'ten bahsederken kullandığı zamiri tırnak işaretiyle ayırarak, atatürk'ü allah yerine koyanları eleştirdiği bir komik yazısı.

    atatürk'e ettiğin küfürler sana destek çıkanların tek motivasyonu ve sen bundan vazgeçmişsin.
    ne oldu fetöcü diye arada kaynamaktan mı korktun?

    belki öylesin belki değil ama bunun olabileceğini biliyorsun ve bu iktidarı savunuyorsun. umarım hiç alakan yoksa bile fethullah gülen'le bir gün fetöcü diye hapse atılırsın.
  • (bkz: syntax error)
  • sözlüğün her başlıkta aranan adamının son başlığının tutmamış olması ne ilginçtir!
  • bu zibidiye etmediğim küfür kalmamıştı, lakin şimdiye dek yazdığı yazıyı baştan sona küfür etmeden okuduğum tek girdi'si bu olabilir. benim gözümde değeri hala aynı, ancak bu yazısını, sırf bize muhalif olduğu için görmezden gelmek doğru değil.
  • zaman ayırdım okudum. günah çıkarmaya çalışmış, "u" dönüşü yapmış. atatürk vurguları dikkat çekici ama yemezler.

    katıldığım tek nokta ; kılıçdaroğlu'nun koltuk sevdası.

    --- spoiler ---

    on küsür seçimdir oy verdiğin kemal kılıçdaroğlu'na gelelim. bu adamın koltuk sevdalısı olduğunu görüyorsun değil mi, yanlış anlama sevdalı olduğu koltuk iktidar değil, seni dilediği gibi sömürebildiği chp genel başkanlık koltuğu.

    --- spoiler ---
  • lord eddard stark'ın sanırım tek " idare eder " yazısı.

    baya haklı yanları olsa da 3 ciddi falsosu var:

    1) atatürk muhtemelen müslüman değildi. ya da reformist islamcı bir görüşü vardı. sen ise düpedüz şeriatçısın ve bu şeriat kültürünü yıktığı için atatürk'ün yanlış yaptığını söylüyorsun.

    her şey boka sardığında bu ülkeyi şeriatçı bir kumandan da kurtarabilir, atatürk'ün yaptığı zeki hamleleri şeriatçı bir kumandan da yapabilirdi.

    ama atatürk yaptı. ve kendi görüşüne uygun, şeriattan son derece uzak bir ülke kurdu.

    hani bize diyorsun ya tarihle yüzleşin diye, sen yüzleş. senin şeriatçı ataların o dönem ingiliz götü yalıyordu. ingiliz götü yalamak yerine milli mücadelede önemli roller edinselerdi bugün bu eleştiriyi yapabilir, kültürümü yıktın diyebilirdin.

    senin kültürünü atatürk yıkmadı. atatürk kendi mücadelesini verdi, kendi kültürünü ve düşüncelerini iktidara getirdi.

    o sırada senin şeriatçıların atatürk'ün yanında değildi. atatürk'ün hapishanelerinde de değildi. atatürk'e karşı ayaklanmışlardı. senin atan yenildi, bizim atamız yendi. deal with it.

    2) ben bir ateistim ve anladığım karıyla senin gözünde benim hiçbir değerim yok. " atatürçüler de müslümanmış " diyerek avutuyorsun kendini. " onlar da en az bizim kadar bu ülkenin vatandaşı " diyerek değil.

    hatta gücü eline alsan mevzu bahis hadisten dolayı kafamı vurursun. uzun uzun yazmama gerek yok herhalde. düşüncelerinin temelinde yatan bu değer yargıların seni gözümde iğrenç ve barbar bir insan yapıyor. son gördüğümden beri pek bir şey değişmedi yani.

    3) akp'den mhp'ye kayan oyları yanlış yorumlamışsın.

    hani muhaliflere muhalifsiniz o yüzden şunları göremiyorsunuz tarzı bir şeyler anlatıyorsun ya, gözün kör mü be adam? sen kendin ayan beyan ortada olan bir şeyi görememişsin.

    erdoğan'ın bütün medyayı ele geçirdiğini ve kendisi için kullandığını görememişsin.

    seçim süreci boyunca muharrem ince ve meral akşener erdoğanla kıyasladığında neredeyse televizyona çıkamadılar.

    çıkartıldıkları programlarda amaç " eleştirmek " için malzeme koparmaktı. çanak sorularla doluydu. mesela negahen alçı'nın sorduğu " menderes'i anmadınız " sorusu.

    mesela " yani siz yerli otomobile karşısınız " ifadesi.

    ortada böylesine büyük bir medya baskısı olduğu için oylar mhp'ye kaydı. ne alaka dersen şaşırmam. çünkü zeki bir insan olduğuna hiçbir zaman inanmadım. kendi tarafındaki insanlardan daha zeki olman seni biraz zeki gösterdi hepsi bu.

    alaka şu canım:

    medyada bütün liderler sürekli " kötülenirken " kötülenmeyen sadece 2 lider vardı.

    erdoğan ve bahçeli.

    erdoğan sürekli övülüyordu, bahçeliye karşı ise nötr bir tavır vardı medyada. hatta zaman zaman o nötr pozitife bile dönüşebiliyordu.

    dolayısıyla; mevcut ekonomiden, mevcut gidişattan, mevcut herhangi bir siyasi x'ten memnun olmayan sıradan ( sıradan yani, öyle internet falan takip etmeyen, politikayla senin benim kadar ilgilenmeyen, çok kültürlü olmayan vs )

    sıradan... seçmenler karşılarında 2 seçenek gördüler.

    mhp ve akp.

    erdoğan'ın elde ettiği medya monopolisi seçmen için 3. bir seçenek oluşturmadı. diğer seçenekleri sildi.

    bununla beraber bu medya yıllardır akp'den ziyade erdoğan'ı övdü, muhalefeti eleştirdi. bir kurum olarak akp ile o kadar da çok ilgilenmedi.

    işte bu sıradan seçmen bu durumda şu şekilde düşündü: " erdoğan çok iyi adam da bu akp problemlere sebep oluyor içlerinde çok yiyici var "

    medya yüzünden erdoğan'a bok sürdürmediler,

    medya yüzünden farklı olarak oy atabilecekleri tek parti* gördüler. o yüzden böyle bir sonuç çıktı sandıktan.

    eğer bunu göremiyorsan ya salaksın, ya da siyasi düşüncelerin seni salaklaştırmış.

    bence her ikisi.
  • sonuna kadar okuyacaktım samimi şekilde, yeni haberim oldu gitme kararına(inanmıyoruk ama neyse)

    önce devlet bahçeli nasıl oy çekti kısmına takıldım, neymiş eleştirmiş vb, eğer ittifak olmasa devlet bahçeli zor çekerdi o %10 u yanına. öncelikle bunu kenara koyalım, çektiği seçmen zaten kemik mhp seçmeniydi eskiden, menfaat, güçlünün yanında olma vb gibi sebeplerden akpye geçmişlerdi. nasılsa oy aynı yere diye mhp ye bastılar.

    şu soruya da yanıt verilmez, madem devley bahçeli o kadar iyiydi, ikna edebiliyordu neden cb adayı olmadı? geçiniz

    neyse dedim devam edeyim, bu sefer de ne göreyim. tayyip erdoğan sürekli kendini yenileyen, gerekirse özür dileyen biriymiş, aslında 2 recep erdoğan videoları çok iyiymiş hatasını kabul ediyormuş

    “dönemin başbakanına mı sordunuz?” sorusundaki hata kabul etme ve özeleştiriyi gösterebilir misiniz? bu videolardaki çarklarda bay recep tersine pozisyon aldığı her durumda kendisinden hep 3. şahıs olarak bahseder. asla ve kat’a sorumluluk almaz, ya haberi yoktur ya da kandırılmıştır. suçu hep karşıya atar

    “bu davanın savcısıyım” dediği zamandan bugüne dair bir tane yanlış yaptık o konuda dediğini gösteremezsiniz

    “kandırıldık, allah affetsin” derken bile kendisini değil topluluğunu ifade eder ve bunu edilgen olarak yapar. etkenler onu o pozisyona zorlamıştır

    kalanı okumadım. baş kısmı iyi gidiyordu. atatürkçülerin büyük kısmının dinle sorunu olmadığını geç de anlaması isabetli. sorunumuz dinin kullanılıp, fakir insanların sömürülmesi. yaşam tarzınıza karışmadıktan kastımız içki içip bikini giymek değil, bunlara zaten karışamaz akp zira gelir kapısı. bunun için milli piyango konusuna bakabilirsin furkan

    hayat tarzına karışmak, her yeri imam hatiple doldurup insanları özellikle maddi güçlüğü olan insanları zorla buraya yönlendirmek ve kendisine nefer yetiştirmek

    tanıdığım bir çok insan var, atatürkçü ve akpye hiç oy vermemiş. hem de kırıkkalede furkan. ama maddi durumları zayıf. ve çocuklarını mecburen imam hatiplere gönderiyorlar.

    hayat tarzına karışmanın ne olduğunu daha iyi gözlemleyebilirsen anlarsın. tüm medyayı ele geçirip her yeri osmanlı dizi, film vb si ile doldurmak da hayat tarzına karışmaktır furkan. öğren abicim