şükela:  tümü | bugün
  • aslında derviş kemal olarak bilinen halk ozanıdır. ancak derviş kemal isminden direk olarak kemal derviş'e geçiş yapıldığı için ister istemez büyük ihtimalle kendisini bile unutmuş olduğu resmi ismi ile bilgi vermek durumundayım.

    derviş kemal, 1930 yılında dimetoka’nın (yunanistan) babalar köyünde doğdu. asıl adı kemal özcan’dır. doğduğu yıl ailesiyle birlikte uzunköprü’ye göçetti.

    şiir yazmaya yaklaşık 15 yaşlarında başladı. herhangi bir ustası bulunmayan derviş kemal, edebiyatın yanında resim yapmakta, keman, cümbüş ve bağlama çalmaktadır.

    1950 yılında askere gidinceye dek çiftçilikle uğraştı. askerlik dönüşü 2 yıl kadar noter katipliği yaptıktan sonra, 1955 yılında adliyede çalışmaya başladı. bu görevi 1983 yılındaki emekliliğine kadar sürdü.

    önceleri sevda ağırlıklı şiirler yazan derviş kemal, daha sonra bektaşi düşünce biçiminin de etkisiyle tasavvufa yöneldi. ancak şiirlerinde toplumsal sorunlardan insana ilişkin öteki tüm konuları da ayrıntılı olarak işlemektedir.

    derviş kemal’in 1960’lı yılların sonundan itibaren başta feyzullah çınar olmak üzere birçok sanatçı tarafından bestelenen şiirlerinin bir bölümü »şah damarı« (1996) adıyla yayımlandı. ayrıca yayına hazırlanmakta olan »dost gülleri« adlı kitabı bulunmaktadır.

    şiirleri ve daha detaylı bilgi için:
    http://home.arcor.de/derviskemal/index.htm
  • istanbul'daki hatta türkiye'deki saatçilerin piri olarak bilinir.saatlere çocuksu bir tutkuyla bağlı olan kemal özcan'ın hayallerini, kızı sirkeci'de bir han odasında büyük bir sabırla devam ettiriyor.aşağıda bununla ilgili bir röportaj var.

    'saatçılar yuvası' 50 senedir sirkeci'de, 35 senedir de bu handayız. babamın vefat ettiği 1989'dan beri onun yadigârını tek başıma yaşatmaya çalışıyorum. babam kemal özcan'ı bilmeyen saatçi yoktur. asıl işimiz tamirat değil, saat aksamı satıyoruz. bazı parçaların imalatını da yapıyoruz: saat mikaları, kurmalı masa saati zemberekleri, cep saatlerinin kurma anahtarları... genelde pek hanım işi değildir, zaten handa da tekimdir. herkes bilir, 'abla' diyerek hürmet eder. ben gençkızlığımdan beri babamın yanına gelir giderdim, severdim bu işi, mecbur kalmış değilim. üç kız kardeşiz biz, biri vefat etti, içlerinden ben çıktım saatçi. çok isteyenim oldu, istemedim, hiç evlenmedim. pişman da değilim.

    en basit saatte yüzlerce parça vardır, bu çekmecelerin içinde hepsinin tek tek yerini bilirim, şaşırırlar: avare çarkı, karanfil, cırcır makara, raket... arada saat mikalarını keserim tornada. bir de tabii artık pil değiştirme işimiz var. zaten hep pilli saate döndü, onların da tamiri olmaz. hele çin malı saatler, pilden daha ucuz neredeyse. bir de artık herkes cep telefonunun saatine bakıyor, kolunda saati olan azaldı. hâlâ kurmalı saat kullanan geldiğinde çok mutlu olurum. genelde yaşlı kişilerdir, ama meraklı gençlerde var tek tük.

    saatlerin en çok balansı kırılır, ben de balans kısmını severim zaten, kalbidir çünkü. şimdiki saatlerde entegresinde ya da bobininde sorun olur. başka? kadran boyalarını yaparım, rakamları yazarım, akrebi, yelkovanı boyarım; ince bir iştir. saatler hassastır, içini o kadar bilsem de bozulduysa bir derdi var gibi gelir bana.

    rahmetli babamın saatlere özel ilgisi vardı, hatta bir saat fabrikasıkurmak istedi, olmadı. çok muteber bir işti onun zamanında. saatçilere çok emeği vardır; yazdığı 'kurma direk benzerleri kitabı' hâlâ temel bilgi kitabıdır. saatçilik dergisiçıkarıyordu, onları ciltlettim şimdi. öldüğünde 'ulu çınar devrildi' dediler, birçok saatçi babam için yazılar yazdı. saat tamirine merakı yoktu, saatleri severdi. bir yandan da güzel şiir yazardı. güneşi batarken görür, hemencecikeski türkçe karalamaya başlardı. ben de arada bir yazarım işte. okumayı severim. ahmet hamdi tanpınar'ın 'saatleri ayarlama enstitüsü'nü severek okumuşumdur meslek itibarıyla da.

    radikal cumartesi, 19.08.2006, sayfa 2.
  • tayyip erdoğan'ın karşısına çıkacak yüze sahip olmadığı adamdır.
  • rte'nin zamaninda lan diye hitap edip, uygunsuz bi kaç cumle daha soyledigi sonrasinda korumalari tarafindan darp edilen kisi.

    edit: tayyip rezzilikleri
  • rte'nin "ananı da al git" ve "artistlik yapma lan" dediği çiftçidir.

    adam kendisi karşısında ezilip büzülmesi, utanması gerektiği halde, kendisine hakaret eden başbakana karşı öyle olgun bir duruş sergilemiştir ki, rte resmen rezil olmuştur.
  • söz konusu "ananı da al git" videosunu tekrar izledim ve rte'ye zamanında biraz haksızlık yaptığımızı düşündüm. bilmiyorum bir tek bana mı öyle geliyor ama herifin samimiyetine inanamadım bir türlü. ilginç.