şükela:  tümü | bugün
  • 91 yıldır gizlenen mektupmuş..

    işin acı kısmı okuyup inanacak insanların bu ülkede yaşadıklarını biliyorlar.

    daha da acı kısmı gerçekten o insanlar bu ülkede yaşıyorlar, bu insanlar;

    - lozan anlaşmasının 2023'de biteceğine ve içerisinde gizli maddeler olduğuna,
    - kurtuluş savaşının aslında hiç olmadığına,
    - atatürk ve silah arkadaşları olmasaydı şu anda osmanlının 6 kıtaya hükmedeceğine,
    - türkiye'nin altının petrol, bor, toryum ve bilimum sikimsonik maddeler ile dolu olduğuna ama çıkarmamıza izin vermediklerine,
    - vahdettinin atatürk'e git anadoluya kurtar memleketi dediğine,
    - bop eşbaşkanı olmanın iyi bir şey olduğuna,
    - hep mağdur olduklarına da,

    inanıyor.
  • derin tarih denen kağıt parçasının, mayıs ayı kapağında yazan cümle.

    burdan

    "latife hanım 91 yıl önce bugünkü ergenlerin kullandığı "çakma" kelimesini kullanıyormuş öyle mi şerefsiz, vatansız, alçak derin tarih"

    bu dergiyi okuyan kitle aldığı gazı napıyor acaba ?
  • allahtan ülkede fikir özgürlüğü kısıtlaması var da ağzımıza geleni bu paçavra ve onu okuyan şeref yoksunlarına söyleyemiyoruz..
  • arap sermayesiyle çıkartılan çakma bir tarih dergisinden beklenen ifadeler.
  • derginin kapağında ki bir diğer başlıkta dikkat çekici, "moğollar, islam dünyasına nasıl zarar verdiler ?" bu gibi düşünce yapısına sahip, ümmetçi bir kağıt parçasından da başka birşey beklenemezdi doğrusu. sözde objektif tarih anlayışı da bunu gerektirirdi zaten.

    araplar, orta asya'da katliamlar yapınca bunun adı "islamı yaymak" olsun ama moğol arkadaş kendi inanç sistemini, milli kimliğini savununca "ooo moğollar, islama nasıl zarar verdiler ?" hadi lan.
  • atatürk diyor ki: "napolyon arkasına bir sürü çeşitli milliyetteki insanı toplayarak macera aramaya çıktı ve bunun içindir ki, yarı yolda kaldı. ben, bir anadan bir babadan gelen kardeşlerimle kendi vatanını kurtarmak davası yolundayım ve başaracağım."

    (başardı)

    atatürk diyor ki: "napolyon ve stratejisi hakkında incelemelerde bulundum. fakat diğer herkes hakkında aynı incelemeleri yaptım. sakarya savaşı’nı, osterliç savaşı ile karşılaştırmak bir iltifat sayılmaz. ben, napolyon’u hiç sevmiyorum. çünkü, napolyon her şeye kendi şahsını sokardı. mücadelesi belli bir dava için değildi; kendi şahsı içindi. işte bu bakımdan bu gibi adamlar için kaçınılması imkânsız olan felâkete uğradı."

    atatürk diyor ki: "napolyon taç ve şeref peşinde koşan bir maceracıdır. bismark ise tacidara hizmet eden bir insandır. bunlarla şahsımın karşılaştırılmasını kabul etmem."

    kanımca çakma napoleone ve çakma sezar arıyorsanız;

    (bkz: benito mussolini)
    (bkz: adolf hitler)

    napoleone'da sonunda bir kaybeden oldu.
  • artık alenen hakaret etmek cüretini gösterebiliyorlar atatürk'e. ayrılık acısı çeken, atatürk ile kişisel ve tamamen özel hayata dair sıkıntıları olan bir eski eşin sözde beyanatlarına dayandırır gibi yaparak kendi kinlerini döküyor, küfür ediyorlar. adnan menderes'in de duruşmalarında çok böyle özel hayat ile ilgili iğrenç iddialar çıkmıştı, onları da yayınlasınlar bakalım. veya abülhamit'in, putlaştırdıkları diğer sultanların özel hayatına, cariyelerine, uşaklarına, vesairelerine de bir dalsınlar bakalım neler çıkacak. terbiyesiz, ahlaksızlar...

    ekşisözlük'te de çoğnemli darıca hospital rezaletinin binde biri kadar önem verilmiyor. yazıklar olsun bize...

    ben migros'ta gördüm dergiyi dün, sinirlerim bozuldu. alenen heryerde bu hakaret gözümüze sokuluyor. ota boka hakaret davaları açılıyor ülkede, insanlar eften püften sebeplerle "halkı kin ve düşmanlığa teşvik" diye hapislerde çürüyor... bu ülkenin en önemli simgelerinden, değerlerinden birisine açıkça hakaret ediliyor, kanunlara rağmen korkusundan kimse sesini çıkaramıyor. yeni türkiye...

    tanım: aşağılık bir yayın
  • çok özür dileyerek yazıyorum;

    kemal paşa siksin sizi
  • latife hanım atatürk'ten ayrıldıktan sonra köşesine çekilmiş,tir.

    ölümüne kadar iki yıl yurt dışı'nda ve 48 yıl istanbul'da yaşayan latife uşşaki evliliği ve eşi hakkında konuşmayı ya da yazmayı kesinlikle kabul etmedi, ikinci kuşak yakınlarına da aynı yönde vasiyette bulundu. 12 temmuz 1975 tarihinde istanbul'da 76 yaşındayken göğüs kanserinden hayatını kaybetti.

    latife hanım’ın ailesinden mehmet sadık öke'nin anlattıklarına gmre atatürk’ün hastalığının en zorlu döneminde latife hanım’ı dolmabahçe sarayı’na çağırır ve bir anlamda helalleşirler.

    atatürk, latife hanım’a hastalığını ve öleceğini anlattıktan sonra “ikimiz de çok yanlış işler yaptık. hatalarımızdan biz asla pişman olacak kişiler değiliz. ne yaptıysak hatalarımızı gururla taşıdık. onun için ben üzülmüyorum sen de üzülme” diyor.

    özel hayatları hakkında konuşmama sözü alan atatürk, latife hanım’a, “ben öldükten sonra ortalık karışabilir. düzelinceye kadar yurtdışına git” uyarısında bulunuyor. dolmabahçe’den perişan halde dönen latife hanım, bir yandan ağlarken bir iki eşyasını alıp hemen isviçre’ye gidiyor. valizlerini ise ailesi sonradan gönderiyor.

    atatürk istanbul’a her geldiğinde evliliklerinin sembolü olan beyaz gül gönderiyor. öyle kocaman buketler. ama, latife teyzem, istanbul’a geleceği zaman kenti terk edermiş. iki kez istanbul dışına çıkamamış. beyaz güllerin gelişinde evde yakalanmış.

    “latife teyzem, kansere yakalandığını aileden saklamıştı. öğrenildiğinde bu durum için babama, ‘ben iki kere öldüm. biri boşandığımda 1925’de. diğeri 1938’de. kemal öldüğünde’ diyor.”

    https://zete.com/…tigi-konusmalar-gun-yuzune-cikti/

    kısacası, ayrıldıktan sonra bile birbirlerine saygıyı eksik etmeyen bu iki insanın birbirlerine hakaret ettiklerine inanmak için ya aptal olmak ya art niyetli olmak gerekir.

    diğer yandan "velev ki" kendisinden 20 yaş büyük eşinden ayrılan bir dul kadın zırvalamış olsun. bunu "tarihi gerçek" olarak öne sürmek neyin nesidir?

    ortalığı boş buldunuz değneksiz köyün köpeği gibi havlıyorsunuz.

    ama bu günler elbette geçecek.

    bu halk her şeyi kaldırır ama atasına hakareti asla !
  • alakalı mıdır bilemedim: (bkz: bonapartizm)