şükela:  tümü | bugün
  • anadolu köylüsünün genel durumunu gözden geçirdi:
    (bkz: sağırdere)
    (bkz: körduman)
    (bkz: yediçınar yaylası)
    (bkz: köyün kamburu)
    (bkz: büyük mal)

    eşkıyalığın anadolu'da nasıl algılandığını inceledi
    (bkz: rahmet yolları kesti)

    kurtuluş savaşı, onun ideolojisi ve türk ulusu üzerindeki etkilerini masaya yatırdı
    (bkz: esir şehrin insanları)
    (bkz: esir şehrin mahpusu)
    (bkz: yorgun savaşçı)

    cumhuriyet sonrası dönemde bürokrasinin zararlarını da anlattı, köy enstitülerini de, ittihatçıların tasfiyesini de
    (bkz: kurt kanunu)
    (bkz: yol ayrımı)
    (bkz: bozkırdaki çekirdek)

    doğu-batı, avrupa-türk eksenli yepyeni bir tarih anlayışıyla osmanlı devleti'nin kuruluşunu anlattı. biçimsel olarak dünya edebiyatında çığır açtı
    (bkz: devlet ana)

    kısmen otobyografik izler taşıyan notlar aldı, bazısı ölümünden sonra yayınlandı
    (bkz: karılar koğuşu)
    (bkz: hür şehrin insanları)
    (bkz: bir mülkiyet kalesi)
  • "orospunun dişisi, erkeği olmaz. orospuluk huydur. söz verip tutmamak, borcunu inkâr etmek, birini casuslamak, arkadan adam vurmak, kendinden zayıfı ezmek; hatta korkmak bile yerine göre orospuluktur."

    - kemal tahir
  • kemal tahir, türkiye'de roman sanatına tarih, coğrafya, sosyoloji, iktisat, cinsellik, şive ve devleti bodoslama yerleştiren bir edebiyatçı ve fikir adamıdır. milliyetçi değildir ama milliyetçiler sever, solcudur ama solcular sevmez.

    devlet ana'yi yazmış, devleti konuşturmuştur. onu kerim, güçlü, müspet eylemistir. türkiye'de sağın devlet fikrine malzeme taşımış ve yataklık etmiştir. kendisini takip edenlere tahiriler denir. sürükleyicidir yazdikları. aç kalmamak için takma isimlerle sayfasi 1 kuruşa mayk hammer'ler yazmıştır.

    amerika'da doğsaydı deli, avrupa'da doğsaydı james joyce, rusya'da doğsaydı dostoyevski olur muydu bilmiyorum. ama kemal tahir bizim ikinci bir ahmed midhat efendi'mizdir, bunu biliyorum.
  • türkiye'de romancının biraz da sosyolog olması gerektigini sözel olarak ifade etmesinin yanında, yapıtlarına bu görüsü yansıtmış büyük yazar. gözden kaçırılan bir özelliği vardır ki o da önemli bir marx yorumcusu olmasıdır. asya tipi üretim tarzı görüşünden hareketle devlet anada osmanlı devletinin kuruluşunu anlatıyormus gibi görünüp, dogu-batı sorununa cok ince göndermeler yapmıştır. yorgun savascida cumhuriyeti kuran kadronun eski ittihatçılar olduğunu vurgularken, onların hatalarını da güzelce gözler önüne serer. kurt kanunu ise, ittihatçıların cumhuriyetin ilanından sonraki dönemde içine düştükleri bunalımı ve cumhuriyetin artık onlara ihtiyacı olmadığını anlatan romanıdır. rahmet yolları kesti de eşkıyalığın ne olursa olsun (bkz: ince memed) meşru olamaycağı savına dayanır. esir şehir üçlemesininin ilk iki cildi, esir şehrin insanları ve esir şehrin mahpusu, anadolodaki milli mücadeleye istanbul'dan bir bakıştır. yol ayrımı ise utkuyla sonuçlanan mücadeleden sonraki siyasi dalgalanmaları ele alır. bütün bunları mükemmel bir dil ve kurgu sihirbazlığı ile yaptığını anlatmaya bilmem gerek var mı?
  • belki de türk romancıları arasında "ağzı en iyi laf yapan" yazardır. kitaplarının her biri hem su gibi okunur hem de insanı derinden etkiler. romanlarında sunduğu tezleri o kadar inanılmaz bir ustalıkla hikayenin akışına gizler ki, sizin düşünüşünüze ne kadar ters olursa olsun bundan asla rahatsızlık duymazsınız; daha da önemlisi, romanda anlatılan olaylardan ve anlatıştan aldığınız zevki de etkilemez (bu konuda örneğin orhan kemal'den bereketli topraklar üzerinde'yi, yaşar kemal'den yer demir gök bakır'ı ve yakup kadri karaosmanoğlu'ndan yaban'ı, hatta ankara'yı inceleyebilirsiniz. kemal tahir'in ideolojisini hissettirmeden sunmaktaki farkı hemen göze çarpacaktır).

    ağzının iyi laf yapmasına gelince. diyalogları nefes kesici güzellikte ve derinliktedir, kitaplarındaki anlatıda diyalogların yeri ve önemi büyüktür, diyalogsuz olay anlatılarına pek önem vermeden, olayı karakterler arasında diyaloglarla anlatmayı seçer. böylece kendinizi onların arasında hissedebilir, onların heyecanına ortak olabilirsiniz. en önemli özelliği ise, tasvirleri ile karakterlerinin diyalogları arasındaki büyük farktır: öyle ki, diyaloglar sanki onun kaleminden çıkmamış, karakterler ete kemiğe bürünüp konuşmuş, kemal tahir de sadece kağıda geçirmiş gibi durur. kitaplarda yer verdiği değişik kültürlerden, değişik zamanlardan yüzlerce karakterin bu kadar etkili olup akıllarda yer etmesi bundandır.

    örneğin devlet ana adlı romanında anadolu ağzını çağdaşı yazarlardan çok daha etkili bir şekilde yansıtmış, ayrıca şiirsel bir çehre kazandırmıştır. konuşmalardaki çeşitlilik, akıcılık ve yaratıcılık akıllara durgunluk verecek boyuttadır. dönemin dilini ancak bize kalan halk edebiyatı eserlerinden bilebilmekte olmamızla birlikte, kemal tahir onu (belki de kendince) öyle bir şekillendirip önümüze sunmuştur ki çoğu yerde bu laf cambazlığına şaşırıp kalmak, yazarı ağzı açık tebrik etmek olağanlaşmıştır. böylesine bir edebi yön ve türkçe hakimiyeti herkesin harcı değildir ve günümüz yazarlarına ve türkçe'yi unutmaya başlayan bizlere örnek olmalıdır. devlet ana, şaşırtıcı güzellikteki diyaloglarıyla ya üzerinde uzun yıllar çalışılıp yazılmış bir romandır, ya da kemal tahir tatlı söz ve laf cambazlığında efsanevi anadolu ozanlarından bile daha iyi olabilmektedir; her cümlede mükemmeli yakalayabilmek için adeta yıllarca emek dökmüş gibidir.
  • hayatımda ilk kez yaşadığım bir şeyin kahramanı. şöyle ki, ada vapurunun üst katında kemal tahir romanını okurken, yanıma bir adam oturdu ve çantasından bi kitap çıkarıp okumaya başladı. ne acaba diye göz ucuyla baktığımda, onun da kemal tahir okuduğunu gördüm. yan yana iki kişi kemal tahir okuyor! karşımızda bi alman olsa, bu kemal tahir herhalde en popüler yazarı bu ülkenin derdi.
  • donemin yasaklisi, kitaplari piyasadan toplatilmistir. ozgurluk doneminde, tekrar bulunabildiyse de, 12 mart gazabindan kurtulamamistir.yazilari, kimi gazetelerde tefrika edilmistir.

    turk yazininda, tarihsel roman ve cumhuriyet donemi oncesi [osmanli] ve sonrasi [tc] denince, akla gelen, gozlemci-arastirmaci, turk marksist dusunceye kafayi takmis ismi, aziz nesin ve dr.hikmet kivilcimlinin yakin arkadasi. harp okulu olayinda, nazim hikmetle beraber, 15 yila mahkum edilmistir. (bkz: a kadir)

    (bkz: yorgun savasci)(bkz: devlet ana)

    "sen bu -allah- sözünü beline silah etmeye çabalamaktasın, ama bu silah bize hiç sökmez."

    "ben ne mustafa kemal'e ne de atatürk'e karşıyım" sözüyle olayi ozetlemis kisi.
  • marksist cepheden en önemli eleştiriler mete tunçay, can yücel gibi isimlerden gelmiştir bu yazara. kara kemal'e marksist analiz yaptırmasını eleştiren mete tunçay, onun için "aklından o kadar çok şey geçiyordu ki bazılarının doğru olması gayet normaldir" mealinde bir laf etmiştir. kemal tahir'in ölümünde de yine mete tunçay'ı suçlayanlar çoktur. tunçay bu suçlamalara cevap da vermiştir. (bkz: mete tunçay) can yücel ise kemal tahir'in tarih tezlerinin sol çevrelerde benimsenmesinden rahatsız olmuş, tahirilerlerle epey uğraşmıştır. genel olarak bu marksist çevrelerden gelen temel eleştiri, kemal tahir'in osmanlı ve türk devletini "kerim devlet" "koruyan ve kollayan devlet" olarak sunması ve tarihsel meseleleri çarpıtmasıdır. bilhassa mustafa kemal konusundaki tutumu da kemalizme mesafe ile bakan sol tarafından yadırganmıştır. lakin neresinden bakılırsa bakılsın çok ilginç ve mutlaka okunması gereken bir yazardır.
  • kemal tahir, sadece edebiyatımızın değil, düşünce dünyamızın da orijinal isimlerinden biridir. tezleri, romanları, kemalizm'e mesafesi, sol düşünceyle ilişkisi hep olagelen/bilinen/tekrar edilen yaklaşımlardan farklı olmuştur.

    devlet ana romanıyla yerlici osmanlı tarih yazımının bütün alaturka numaralarını cerbezeli bir dille olumlamış, ötesinde estetize hatta idealize etmiş olsa da; cumhuriyetin kuruluş efsanelerine getirdiği eleştirel yorum ve has edebiyatçılığı onu her zaman ayrı bir yerde konumlandırmamıza yeter de artar bile.

    naima tarihinden, evliya çelebi seyahatnamesi'nden, sayısız pehlivan tefrikasından, hapishane sakinlerinin hayatlarından ve jargonlarından devşirdiği has memleket bilgisi ve "yerlileştirdiği" söylenen marksist terminoloji ile yoğurduğu metinler ufuk açıcıdır. seveni ve söveni fazla olduğu için söyledikleri ve yazdıkları genelde toz duman arasında kalır. oysa her koşulda takibi elzem bir kalemdir. ittihat terakki'yi misal tarih kitaplarından değil onun romanlarından anlamak daha bir akıl kârıdır.
  • "- bolşevik ne demek babacığım?
    kamil bey bir an kavrayamadı:
    - bolşeviklik mi?.. çoğunluk demek yavrum!
    - nece bu?
    - rusça.
    - siz rusça biliyor musunuz?
    - hayır!
    - rusça bilmiyorsunuz da, bolşevikliğin çoğunluk demek olduğunu nerden biliyorsunuz?
    kamil bey, "çok şükür kızım gerçekçi olacak" diye düşündü." - esir şehrin insanları