şükela:  tümü | bugün
  • genellikle ilkokulun ilk zamanlarinda ogrencilerce kullanilan bir teknik terim...

    cizgili defter sayfalarinin sol tarafinda tek bir dusey cizgiyle ayrilmis bolum kenar susu alani olarak bilinir. bu alana eger ogretmen izin verirse cicek bocek veya geometrik sekiller cizmek serbesttir, ama siyasi icerikli yazi ve sekil kat-i suretle disipline goturur adami.. kenar susunu isleme koymak icin, parmak kaldirip "ogretmenim, isi bitenler kenar susu yapabilirler mi?" diye sormak ve okey almak zorunludur.
  • en meşhur desen aşağıdaki gibidir:
    | | |
    \ / /
    / / \
    | | |
    \ / /
    / / \
    | | |
    \ / /
    / / \
    | | |
    \ / /
    / / \
    | | |
    \ / /
    / / \
    | | |
    \ / /
    / / \
    | | |
  • öğretmenin "defter kenarlarında kesinlikle süs istemiyorum, yapanlara eksi vericem" tehtidlerine aldırılmayan, kız öğrenciler arasında gurur meselesi olup hırsla daha düzgün, daha renkli, daha daha yapılmaya çalışılan eğlenceli şekiller bütünü. en favorisi de yanyana 3 ya da 4 çizginin sayfa kenarı boyunca (tercihen tek renk) çizilip, çapraz biçimde birleştirilerek elde edilen birbirine dolanmış yılanlardır. ben şahsen kalpli olanları daha çok severdim.
  • bazı hocaların (ne hocası be? ilkokul bu, öğretmen o, öğretmen) şart kılması sebebiyle müthiş bir stres kaynağı olmuştur o yaştaki çocuklar için. hatırlarım, defter kontrolünden evvelki gece evde oturup nasıl deliler gibi kenar süsü çizdiğimi, sonra o kadar sayfaya yetişmeyeceğini anlayıp ağlamaya başlamamı, annemin yardıma koşup benimle beraber kenar süsü çizmesini... bu kadar illet bir şey daha yoktu herhalde. balonlar mı istersiniz, minik kareler mi, örgü mü (#901456), o anda uydurulan abudik gubidik şekiller mi... o sırada kolay çizilecek ne varsa çizilir, bittiğinde derin bir soluk alınırdı. kenar süsü yıllarının son zamanlarında ise kolay çözüm olarak üç veya daha fazla kalem renkli kalem alınır, hepsi bir arada tutularak dalgalı bir çizgi çekilirdi aşağıya, böylece kenarda renkli bir süs olurdu, zahmetsiz olurdu. ilkokul üçe kadar devam ettiydi sanırım bu işkence, dördüncü sınıfla beraber kolejler sınavı stresinin başlamasıyla son bulmuştu.

    (bkz: defter kontrolü)
  • çocuğumun bugün okulda öğrendiği, benim zamanımın, muhteşem sanat eserleridir.
    hemen aldım elinden koparırcasına,defterine zamanın da benim öğrendiğim kenar süslerini yaptım. çektim çizgileri,unutmuşum.
    -kızar öğretmenimmm ama bunlara dedi.
    onlar yapmışlar güller böcekler. benim zamanımda çizgiler vardı. defterimizin kenarına alt alta çizgiler çizerdik. sonra onları renkli kalemlerle birleştirirdik. matematik defteri kareliydi ve o dersi sevmemize sebep rakkamların yanına yaptığımız kenar süsleriydi.

    şimdinin kenar süsleri bile değişmiş. daha bir ruhsuz ama gene de varlığının olduğunu görmek bile heyacanlandırmaya yetti beni.

    (bkz: benim balonlarım vardı)
  • ilkokullarda öğrencilerin kırtasiyeden aldıkları minik janjanlı çıkartmaları defter kenarına yapıştırarak yaptıkları süs. ben ilkokuldayken öğretmen bunları zorla çizdirirdi. çizmeyi severdim, ama ders disipliniyle elişinin eğlencesini böyle saçma bir şekilde neden birleştirdiklerini anlamıyorum, çünkü o kenarlar maddelerin rakamlarını yazma veya not düşme yerleridir. hadi diyelim ki ilkokuldakiler metin yanına not düşmüyor, en azından rakam yazıyor olabilirler. ayrıca, bu milli eğitimin kabul ettiği bir uygulamaysa (değilse de öğretmenler neden bunu ödev olarak veriyorlar?) milli eğitimin bize ders çalışılan defteri süslemenin gerekini mantık çerçevesinde açıklaması gerekir diye düşünüyorum. ha, şunu söyleyebilirler, "elişi yetenekleri gelişsin ve çeşitli şeyleri süslemeyi öğrensinler diye". olabilir, yine de bence ders defterlerini süslemek saçma, madem öyle neden kareli matematik defterlerini de (bkz: harita metod defteri) süsletmiyorlar? türkçe defterine neden kırlent muamelesi yaptırıyorlar? son olarak, naçizane, eni son derece sınırlı bu alanlara çeşitli süslemeler yaptırarak çocukların yaratıcılıklarını sınırladıklarını düşünüyorum, çünkü kaç çocuk tanıyorum, resim yap dendiği zaman kenar süsü olarak öğrendiği ve bir kumaş boyama desenine benzeyen motiflerden başka birşey yapamıyordu, tabii ki bunlar resim değil, ama çocukların özgür çizme alışkanlıkları gelişmiyor demek istiyorum, belli kalıplara saplanıyorlar. ayrıca yaratıcılıkları, bu süslerin sadece belirli kalemlerle yapılması nedeniyle de kısıtlanabiliyor (bunu da gördüm, mavi ve kırmızı kurşun kalem sınırlaması şeklinde) velhasılı kelam, kenar süsü şirin bir çocukluk anısından çok tuhaf bir takıntı-benzeri birşey gibi geliyor bana..
  • bağımlılık yapan bir sıla şarkısı.. alternatif versiyonu leziz..

    kenar süsü oldum hayatında
    yani olmasam da olurdu..
    kaza süsü de verirdin vefatıma,
    yokluğum boşluk yaratmazdı..
    seni aramamam, sormamam, bakmadan uzaklaşmam eminim çok hora geçti
    hurdaya çıktı içim fark ettin mi hiçe döndüm
    çürüye çürüye tükendim
    rezil ettim kendimi
    dağıttım
    içtim
    düştüm
    ona buna ağladım
    içimden döküldün
    gülmeyi unuttum
    kendimi dinlemekten
    hastalık hastası oldum senin yüzünden...
  • şarkının içindeki "hora geçmek" deyiminden söz yazarının izmirli olduğunun anlaşılması zor değildir.
  • ne muzigidir,ne sila'nin yorumudur sarkiyi guzel yapan.sozlerinin oyle bir etkisi vardir ki, durduk yerde insani ask acisi ceken birine donusturebilir.
  • bir sonraki güne de manşetten gireceğine inandırılmışken kendini birdenbire üçüncü sayfada, prime time'daki yeri garantiyken, sözü bile verilmişken kendini aniden sabah kuşağında bulanların şarkısı. öldüğünü sanırken hatta öldüğünden eminken uyandığında başucunda kendi kaleme almadığı bir intihar mektubu varsa bir de...

    sözler basit, şarkı sade ve o yüzden de bir o kadar gerçek.

    (bu arada "içimden döküldüm" dediğine eminim.)