şükela:  tümü | bugün
  • kendi ruhsal yapısı veya fiziğiyle aşırı ilgili olan insanın subjektiflik(?) içerisinde boğulmasıdır.
  • yağmur damlasının şıp diye denize düşmesi.
  • kimsenin konuşmadığı o dile her geçen gün yeni kelimeler yeni kimlikler eklemek ve kulağın duyduğu o dışarıdan gelen cümleleri ise artık anlayamamak.
  • yalnızlıktan mutsuzluktan eriyip bitmektir vardır nedenleri kimse anlatılsada anlamaz herkes kendinizde dahil durumunuza güler geçersiniz, çoktan ölmüş olmak ama kimsenin bundan haberdar olmaması, boktan bir ruh hali, bataklıktaymış ve hiç kurtulamıycakmış gibi hissetmek, gereksiz yere oksijen tüketmek
  • maziye bir uzanıştır. yalnızsınızdır, insanların ne kadar vitrin samimiyeti olduğunu görmüşsünüzdür. herkesin hatta hayatınızdaki "o" 'nun bile yalan olduğunu anlamışsınızdır. bu saatten sonra yaptığınız tek şey kendi kendinizi sorgulamanızdır. kendinizi sorgularken bu eylem kendiliğinden gerçekleşi verir.
  • kendinden baska kimseyi umursamaz gorunurken, herkesi umursamaktir..

    benligi kedi olmus, kendisi bir fare...oynuyor benlik kendisiyle artik. cok seviyorum dedigi bir sey icin ertesi gun nefret ediyorum bundan diyor. gidecegim dedim yere, son dakika gitmekten vaz gectigi icin ipiyle kuyuya inilmez yapiyor kendisini.
    yillarca ugrasmisti oysa elini nereye koysun, tutarli bir insan olsun diye.
    insanlarin nasil yasadiklari kendisini rahatsiz etmezken, benligini cok rahatsiz ediyor. giyim kusam zevki oldugundan degil elbette, kendisinde boyle bir giysinin durusunu hayal ettigi icin. bencilliginden elbette bu kadar kendine yonelisi.
    karistirmis artik yollarini, patikalara sapmis, kendini duze cikaracagini sanirken.
    patikanin donemecinde duvara bir yazi yaziyor "herkes haric umursamiyorum kimseyi"
  • olmayacak şey gibidir sanki kendi içinde kaybolmak. bizi bizden iyi bilen olamaz, denir ki, doğrudur çoğu zaman. öyleyse, nedendir tüm kıvrımlarını * didikleyip insanın, çıkmaz labirent hayatlarında yitmesi defalarca?

    yanlış, kayboluşların hep içerilerde yaşandığı esasının atlanıyor olduğudur aslında, oysa ki, en sağlam keşifleri, her zaman, çemberin içinden çıkıp kuşbakışı bakabildiklerimizde yaşarız. dokularını didiklediklerimizde değil, bizi onlara taşıyacak yüzeyleri kavrayabildiklerimizde..
  • beynin bir oyunu, beynin yarattigi dunyasi bir sampanya patlamasinda cikan enerjiye dahi dayaniksizsa yikilir, yerle bir olur. kendi icindeki yikintilar arasinda kaybolmaktir, yani.

    bu yikintilar arasinda kalinca insan, eh aralarda toplanmasi gereken seyler vardir muhakkak. ancak kac gun kac zaman kalir orada, bilinmez, kestirilmez. zaman uzar, kisi icinde kaybolursa yikintilar arasindakiler kokusmaya baslar. rahatsiz edici kokular etrafta, sarhos ve suclu* gidecek yer bulamaz, boyle bir icte tum yikintilar ayni renk, ayni kokudur. boyle bir yikinti da kendi icinde kaybolmus cocugu affedecek kadar merhametli degildir.

    boyle bir cocuk da alisveris merkezinde annesini kaybetmis cocuk misali doner, durur. bir fark varsa o da agladigini kabul edememesidir. cunku bu cocuk yalan soylemeyi ogrenmistir. hem de kendine.
    (- perception is reality)
  • gecenin bir vakti kendini yatakta kendi kendine konuşurken bulmak. kendini suçlamak hayatının büyük bir kısmı için pişman olmak daha sonrasında bugüne dönüp kendini sorgulamak yaşamının her bir köşesine farklı anlamlar yüklemeye kalkmak ama o anlamları bulamayınca ya da gerçekleşen düşlerinin aslında sadece düşlemenin ona haz verdiğini anlayınca kendine kızmak. her şey için çok geç diyip boşverememek kendini delik deşik etmek vücudunun her bir hücresine nüfuz etmek kendi kendini yaralamak. ne yaptığından habersiz kendiyle olan meşguliyeti sonucunda hayatının tüm olumlu parçalarını olumsuzluklar ardına gizlemek. her şey için kendisini suçlamak ama cezasını yine kendini suçlayarak çektirmek bir çözüm bulamamak ve bir gün gerçekten suçlu olmak. kendi kendisinin katilini yaratmak.
  • başarılı bir intihar girişimi.