şükela:  tümü | bugün
  • dost ile iş yapmayın. 3 - 5 kuruş fazla maaş verin ,yedi kat el ile çalışın.
  • kesinlikle mini etekli sekreter. sen hiç sekretersiz patron gördün mü? bacakları ne kadar güzel olursa işinizi o kadar çok seversiniz. işini seven adamın da işleri hep yolunda gider.
  • pek akıl kârı olmayan tavsiyelerdir. adamlar oto yikamaci, cig kofteci acip en iyi memuriyetten iyidir diyorlar. bu dediginiz seyler her kose basinda 3 ayda bir acilip kapanan dukkanlar. ne is yaparsaniz yapin vizyonunuz olsun arkadasim. memuriyet mi yapicaksin ol vergi mufettisi kardesim 3000 lira maasini al 10 sene sonrada yeminli mali musavir unvanini al otomatikmen sonra birak o sevmedigin memuriyeti git ofisini ac ymm diye vizyonlu tasakli bir imzayla parayi kaldiran adam ol. cigkofteci ne oto yikama ne aga. once beyninizi calistirin kucuk sermayeyle isleri buyutmek yerine imkaniniz varsa beyninizi sermaye yapin. yaptiginiz isin en iyisi olmayi amaclayin.

    ailede tuccarsinizdir yaptiginiz en ufak iste bile bakirkoyde taksimde en islek yerlerde mekan acacak imkana sahipsinizdir o zaman tabiki en iyi memuriyetin kiyisindan bile gecmeyin arkadasim. ama mahalle basi 10 cigkofteci 5 otoyikamaci olan memlekette koseyi bunlarla donemezsiniz
  • kendi işinizi kurmak yerine ; eğer babanızın işi varsa ona ortak olun, biraz tecrübe kazanın.
  • ortak biriyle işe girmeyin.
  • google olmadan google'daki çalışma ortamını kurmaya kalkmayın.

    esprisi bir yana kendi yağında kavrulmak isteyenlerin ciddiye alması gereken tavsiyelerdir. kendi firmasını işleten biri olarak bir nebze faydamız olursa ne ala.

    2006'da bir yazılım firmasında çalışıyordum. programın hem satışını hem de eğitimini veriyordum. firma prim hesaplarını kafasına göre pat diye değiştirdi. neymiş, satışlar toplanacak, firmanın o ay içindeki giderleri çıkacak sonra prim hesaplanacakmış. yani 1000 dolara sattığım programdan ne kadar prim alacağım muamma. bu bana uymaz dedim. patronla güzelce konuştum ve istifa ettim. 4 ay düşündüm, hazırlık yaptım ve kendi şahıs firmamı kurdum. 1 ocak 2007

    bir iş hanında bildiğin 15 metre kare tek göz odaydı. annemle beraber boyadık duvarlarını. kapısı çok uyduruktu da hanın tuvaletine giderken notebook'umu yanıma alırdım. kredi çekip daha iyi bir yer tutabilirdim. borçta alırdım. öderdim de borcumu. ama olduğu kadarla, olduğu kadar bir yer tuttum. risk almadım.

    işten ayrıldığım firmaya geri gittim. eski patronumun çayını içtim ve programlarını satmak ve de sattığım programın eğitimini de vermek istediğimi söyledim. olur dedi. ayrılmadan önce %10 civarında prim alırdım bu birden %60 oldu. 400 dolara alıp, 1000 dolara satıyordum en düşük versiyon yazılımlarını. bunu istifa ederken kapıyı çarpıp çıkmamama borçluyum.

    unutmayın, sahtekarla tamahkar çok iyi anlaşır. gerçek olamayacak kadar güzel bir teklif gerçek değildir. piyasa çakal dolu. çakal olmayın. müşteriniz aldığı malın veya hizmetin kalitesine bakar. müşterinizi sallamayın. iş parasını aldığınızda değil müşteri teşekkür ettiğinde biter. müşteri ile (istisnalar hariç) dost olmayın.

    en güzel reklam müşterinin yolladığı müşteridir. insanları spam mail, sms yağmuruna tutmayın.

    sattığınız malı kaliteli seçin. internet satışı yapıyorsanız, 10 liraya aldığınız bir mala 11 lira fiyat koyan siteler göreceksiniz moralinizi bozmayın.

    kimseye ama kimseye gelişine satış yapmayın, malınızın bereketi olmaz. maliyet sadece ürünün size geliş fiyatı değildir. masraflarınızı unutmayın.

    ve patron oldum ben diye hemen çek çük kesmeye başlamayın. korkun. kazandığınız parayı koruyun. mal alacağınız toptancılara asla güvenmeyin. çok satar dediği mal, onum elinde kalan maldır. aldığınız maldan 1 tanesi bile bozuk çıksa gidin yenisini isteyin veya ücret alıcı ona kargolayın ki bir daha malları kontrol edip yollasın.

    ve hepsinden önemlisi yeni iş kuracak kişilerin en büyük düşmanı hevestir. asla ve asla heves ile yola çıkmayın. hevese kapılmak gerçekleri görmenizi engeller.

    hayırlı işler, bol kazançlar.
  • zabıtalara dikkat edin. organize çalışın.
  • bazılarını bizzat yaşayarak görmüş geçirmiş ve aşağıda sıralamış olduğum tavsiyelerdir:

    - arkadaş ne yapacaksan eğer mümkünse çoluk çocuğa karışmadan yapacaksın. hayattaki sorumluluklar arttıkça girebileceğin riskler o oranda azalır, gözün yemez; yese de mahalle baskısı olur.

    - evli isen ve eşin (karın/kocan) çalışıyorsa tadından yenmez. birinin düzenli geliri olması, diğerinin risk alabilmesini mümkün kılar. elbette adam (pardon insan) gibi oturup konuşmanızda fayda var. akşama eve gelince "canım biliyor musun ben bugün istifa ettim. kendi işimizi kurmaya karar verdik. hamdi ile sahilde buzlu badem satacağız" derseniz pek hoş bir giriş olmaz.

    - tabi en güzeli ana/baba kuzusu iken hayata atılmak. zaten ekmek elden su gölden durumunda isen, henüz bekar ve yatacak bir yerin varsa, durma koş haydi coş. sabit masrafın zaten yok; zor koşullara dayanabilme ihtimalin çok daha fazla. tabi bu ana/baba evinde oturma işinin bizde bokunun çıkartılması iyi bir olay değil. üniversite oku, askerden kaç şu bu derken gençlerin hayata katılma yaşı fazla ileri gidebiliyor. elin gavuru 16 yaşına gelen çocuğuna "hadi canım burgercide ne zaman part-time çalışmaya başlıyorsun" diye boşuna kasmıyor.

    - girişimci olmak için fantastik paralara hiç gerek yok. evet büyük düşünün ama küçük başlayın. şu anda yurtta ve gavurda milyar dolar değerindeki bazı işlerin sadece ve sadece 10.000-25.000 dolar kapital ile kurulduğunu hatırlayın. (oha 10bin dolarım olsa 2 sene dünyayı gezerim diyenleri duyabiliyorum tabi, tercih senin o da bünyeye lazım. mesela benim gibi balayında interrail yapabilirsiniz çok gezenti bir ruhunuz varsa)

    - hangi işe girişirseniz girişin minimum 2 hatta 3 sene bıkmadan, vazgeçmeden devam etmeniz gerektiğini unutmayın. 6 ay sonra "olmadı" demek olmaz. planınızı ona göre yapın. bütçenizi ona göre ayarlayın.

    - iş planı yapın. oturun excel'de gelirler/giderler/müşteriler/borçlar/harçlar/maaşlar hepsini 3 sene için hesaplayın. olayın gideri var mı bir görün. matematiğe kafanız pek basmıyorsa hesap kitaptan anlayan bir arkadaş bulun ona yaptırın. o da yoksa sözele yönelin.

    - planları en kötümser hali ile yapın, bütün riskleri olabilecek en kötü şeyleri düşünün ona göre hesabınızı tutturun. 1000 kişiye telefon edince sadece 10 kişinin cevap vereceğini, onlardan da sadece 5'inin ilgileneceğini ve sadece 3 kişinin satmaya çalıştığınız şeyi (neyse o artık) alacağını düşünün. 20 kişiyi arasam, 15 tane satsam diye heveslenmeyin sakın.

    - dükkan/ofis falan açacaksanız sakın gidip tüm parayı mobilyaya ona buna yatırmayın. tanıdıkların eski eşyaları ile düzün etrafı beş para vermeden; sonra gider yenilersiniz parayı bulunca.

    - siz iş fikrinizi anlattıkça etrafınızdakiler sürekli olarak o işin neden yürümeyeceğini açıklamaya çalışacaklardır; olabilir. moralinizi bozup vazgeçmeyin hemen. hesabı kitabı yaptıysanız ufaktan paylaşın. bakalım ikna olacaklar mı. zaten iki tür arkadaş vardır ya yer şeye karşı çıkan, ya da ota boka atlayan "aa ben de ortak olayım" diyen. iş ciddileşince onların hepsi ortadan yok olur, yanında 1-2 kişi belki kalır kalmaz. onları iyi seçmekte fayda var.

    - son olarak götünüzden fikir uydurmayın. yani tabi ki hayal gücünüz geniş olsun. berber dükkanında tantuni servisi yapmayı da düşünün ama en iyi iş fikri zaten denenmiş ve çalışan bir işi farklı şekilde daha iyi yapmaktır. çok değişik bir şey zannettiğin işlerin hepsi (internetinden bilmemnesine dek) insanların üç beş temel ihtiyacını karşılamak üzerine kurulmuştur: yemek, barınma, sosyalleşmek, cinsellik, statü vs).

    haydi yolun açık olsun.

    (yıllar sonra gelen edit: hala okunan ve üstlerde duran bir entry olduğu için yeminimi bozup - geri geldim - ve 3-5 satır daha eklemeye karar verdim)

    bu ülkede hala en çok karıştırılan şeylerden biri de girişimcilik / start-up kavramları etrafında dönen muhabbet ve oluşumlar. gün geçmiyor ki yeni birileri çıkıp girişimcilik hakkında ahkam kesmeye başlamamış olsun. üniversitelerde konferanslar, melek yatırımcı ağları vs gırla gidiyor.

    şunun çizgisini kesin baştan çekelim: start-up genel geçer bir iş tanımı, bir girişimcinin (haydi bismillah diyerek) açtığı dönerci değil. start-up dediğimizde şunları anlıyoruz:

    1) bu arkadaş(lar)ın bir iş planı var
    2) tercihan max 2-3 yıl içerisinde bu işi acayip büyüyerek exponansiyel bir kar edecek
    3) tercihan ortalığı darmaduman edecek (disruption)
    4) ve "birileri" gelip bu işi misli para vererek satın alacak

    özellikle bu sonuncuyu hedeflemiyorsanız kendinizi start-up diye pazarlamaya hiç çalışmayın. mesela iş kuruldu, aradan 3 sene geçti ve kar ediyorsunuz, ortaklar tatile gidiyor, çocukların okul parası çıkıyor, belki onlarca eleman çalışıyor ve siz yıllarca bu işi yapabilirim diyorsanız artık bu iş bir "lifetime business" olmuş durumda. ha istediğiniz bu muydu (başlık kendi işini kuracak yazarlar diyor), olabilir. lakin ben size iş kurmayı değil, start-up batırmayı emrediyorum. türkiye'nin geleceği ancak böyle kurtulabilir. hala sahip olduğumuz genç nüfusun sahip olduğu tüm potansiyeli sonuna kadar kullanmamız lazım. bata çıka, dünya ile rekabet edebilecek hale geleceksiniz. korkmayın.

    istatistiksel olarak tüm dünyada start-up şirketlerin batma olasılığı %95. yani her kurulan 100 start-up'ın sadece 5 tanesi istediği fiyatlama ile büyük bir balık tarafından keyifle yutulup milyonları cebe indirebiliyor. doğru konuda, doğru plan ile o piyasada normal iş yapış şeklinden çok farklı şekilde bir yolda hızlıca yürüyebilirseniz piyasa değeriniz ve bilinirliğiniz artarsa babalardan biri gelir sizi satın alır, siz de ister paraları yer isterseniz de yeni maceralara atılabilir, yeni start-up'lara koşarsınız.

    hasan aslanoba'nın asıl hikayesini okuyun, tazedirekt ile nasıl hızlı (çıkış) kararı verdi anlayın. keza yemeksepeti.com hikayesini öğrenin, bazen işlerin 2-3 senede değil daha uzun soluklu olmak zorunda kalacağını ama yukarında bahsettiğim iş yapış şeklini değiştirme konusunu aklınızdan çıkarmayın. elon musk'ı takip edin, mercedes, bmw ,ford vs gibi devlerin tesla karşısında neden zangır zangır titrediğini düşünün. 1-2 seneye kadar hepsi elektrikli ve kendi kendine süren arabaları piyasaya çıkarmış olacak amma velakin 2 sene sonra tesla'nın elinde son 5 seneye ait tüm kendi arabalarının sürüş detayları, logları olacağını (bigdata, lafta değil böyle oluşuyor) ve altyapısı ile otomatik pilot yazılımına dair en küçük update'leri cart diye tüm arabalarına upload edip tüm arabaların hangi virajı hangi sınırlar içinde alabileceğini bir gecede öğrenebileceği durumu değerlendirin. elon'a bugünkü anıtkabir postlarından dolayı biraz kıyak geçmiş olabilirim evet ama burada püf noktası otomotiv piyasasının klasik işleyişine nasıl çomak soktuğunu anlamak. start-up kuracaksanız işte böyle bir çomakla işe başlayacaksınız.
  • makul tavsiyelerdir, misal amuda kalkın.