şükela:  tümü | bugün soru sor
  • annesi babası işe gitmiş, evde kağıt destesinden ev yapıp valeyle kızı konuşturan, mır mır mırıldayan küçük bir çocuk geliyor aklıma kendi kendine eğlenmek diyince. mecburiyetten gelişiyor çoğu zaman ama başlı başına bir yetenek. eğlenmek için başkalarına ihtiyaç duymak ne kadar insani bir acz ise, kendi kendine eğlenebilmek de o kadar güçlü kılan bir şey. tek başınayken sadece huzur değil coşku da hissedebilmek çok güzel. ben bir başkasıdır diyip kendinle eğlenmek, kendi kendine coşmak... böyle bir şey.
    (haşa, kendine yetmez insan; ama başkaları da doldurmaz büyüklüğü kadar güzel olan boşluğu)
  • tek çocukların karıncalarla konuşmak, bebeklerle konuşmak hayali kahramanlar üretmek şeklinde eğlence hayatına katkılarından sadece biridir.
  • günümüz sosyalleşme furyası içerisinde -ki bunu bir furya olarak nitelendirmek doğru olmayabilir zira insan sosyal bir hayvandır demiş zamanında büyüklerimiz- bireylerin mümkün mertebe uzak durduğu bir eylemdir . aman efendim niye insan kendi kendine eğlensin, yalnız kalsındır ki ;tanışsın başkalarıyla kaynaşsın, sevsin , sevilsin, sevişsin, öpsün öpülsün, dokunsun, konuşsun, tartışsın, bağırsın, çağırsın, dinlesin,dinletsin vs. ancak bu şekilde sürüp giden bir yaşam bazı şeyleri unutturuveriyor bir süre sonra insana: birey olmayı, ben olmayı, kendini düşünmeyi, kendini keşfetmeyi...

    insan ancak yalnızken kendini düşünebiliyor; sadece kendi hazları, kendi zevkleri, kendi istekleri üzerine yoğunlaşabiliyor; kendi dertlerine odaklanıyor, sadece onlar için çözüm arıyor. kendi kendine eğlenmek de bu aşamada anlam kazanabiliyor. eğlenmeyi ancak toplumsal ve fiziksel bir eylem olarak ele aldığımızda kişinin tek başına yapabileceklerinin sayısınının sınırlı sayıda olduğunu düşünenler için gerçekten durum vahim. ancak diğer açıdan yaklaşıldığında yani eğlenmeyi sadece hoplayıp zıplamak ya da birileriyle birlikte olarak yapmak şeklinde değil de zihinsel ve kişisel bir aktivite olarak ele alındığında hiç de fena olmayacağı, hatta kişinin kendisini gayet de huzurlu hatta mutlu hissedebileceğini söylemek mümkün. nasıl mı peki?

    onu her insan kendi kendine keşfetmeli. benden bu kadar...
  • (bkz: masturbasyon)
  • cmk görevlendirmesi için günde en az 3 defa arayıp, aradığı kadar da mesaj atan ocas sisteminin telefonunu her akşam farklı bir şekilde kaydedip sabahı beklemek şeklinde yapılıyor bizim burada.
    gözler açılmamış, şuur evden çıkmayı reddetmiş, saçlar farklı bir şehirde çalıştıkları iddiasıyla o şehre gitmeye çalışırken pastaneye girip poğaçanı alıyorsun, ofise geçip sessiz sakin kahveni içerken zangırdıyor telefon. ''ananskim recep tayyip erdoğan arıyo lan!''
    ehehe. napayım lan, canım çok sıkkın, dalga geçmen. geçen gün de ''ezel bayraktar'' diye kaydedip otomatik kadına gizemli şeyler söylemeye çalıştım ama o daha rezil bir durum olduğu için buradan ifşa etmek istemem.
    yarın direk ''allahcc'' yapıp çarpılmayı düşünüyorum biraz. bu halim pek olmamış çünkü benim, çok belli.
  • bir yaşına kadar kendisi fark etmese de, şartlandırmalarının sonucu hayatına çevre tarafından beğenilecek bir form vermiş insanın kırmızı hapı yutmuşcasına uyandıktan sonra fark ettiği durumdur. aslen tek başına bizzat kendisi çok eğlenebilmekte, mutlu olabilmekte, yalnızlıktan çok keyif almaktadır. bu hissin tuhaf olmasını tuhafsayarak en güzel şarkıları söylediğini, en güzel dansları ettiğini, en komik şakaları yaptığını fark eder. tek kişilik gösterisine kendisinin kopardığı alkış tufanının tadını hiç bir şeye değişmez.
  • kendine kendine sinemaya gidebilen, kendi kendine icki icebilen, kendi kendilerine espri yapip gulebilen insanlar bunu da yapabilir.
    (bkz: kisi kendinden bilir isi)
  • kişinin aynada kendiyle göz göze gelip o anki yüz ifadesine kopmasıyla farkına vardığı gerçek.