şükela:  tümü | bugün
  • başta gotik olmak üzere, edebiyatın bir çok janrında karşılabilecek bir kavramdır. ortada kendi kendini gerçekleştiren bir kehanet bulunur. kehaneti işiten kişi genellikle ciddiye almasa da bilinçaltına yerleşmiş fatalist bir dürtüyle bu kehanetin gerçekleşmesine yol açacak davranışlar silsilesine girişir. shakespeare'in macbeth'inde cadı kızkardeşlerin söyledikleri de bu kapsama girer.
  • "kendi kendini gercekleyen kehanet" olarak turkceye cevirmeyi denedigim ve psikolojiye giris dersinde gordugum kavram.

    edit: self fulfilling prophecy başlığı altındayı bu entry. buraya taşınmış, sakil durmuş sanki biraz.
  • insanlar bir durumu gerçek olarak tanımladıklarında, o durum günün birinde mutlaka gerçeğe dönüşecektir teoremiyle ortaya çıkmıştır. kimi sosyologlara göre bu, bir toplum için hayati derecede önemli ve temel bir süreçtir.
  • özellikle amerikan toplumunda, televizyon sayesinde örgütlenen kehanetler buna iyi bir örnektir. baudrillard ne demiş, 'televizyon, amerikalılar'ın rüyalarını çalıp, onlara geri satıyor' demiş. demiş.
  • the matrix'te oracle'in neo'ya "vazo icin uzulme" deyi$i de bu kavrama bir ornektir. ve yine oracle'in da dedigi gibi asil uzerinde du$unulmesi gereken de, o bu lafi etmeseydi neo'nun vazoyu kirip kirmayacagi sorusudur.
  • self fulfilling prophecy diye bir tanımlama ile sosyal psikoloji kitaplarında gecer.
    en unlu orneklerinden biri de heykeltraşın kendi yaptığı heykele aşık olması hikayesidir.
    (bkz: pygmalion)
  • buna biz zenginiz kehanetiyle yaşayan milletimiz de güzel bir örnek teşkil etmektedir. üretmeden çılgınca tüketmeye devam ettiğimiz sürece başarı şansımız da artacaktır. gün gelecek hiç ama hiç üretmemize gerek kalmayacaktır. “türk kadınları çamaşırlarına uygun renkte alldays’i tercih ediyor”, “türkiye yollarının bir numaralı otomobili honda”, “türk çocukları nesquik’e bayılıyor” diyebilmek adına dünyanın en büyük markaları, en iyi ürünlerini önümüze sereceklerdir. yeter ki inancımızı yitirmeden, borçla harçla tüketmeye devam edelim.
  • realist (machiavelli, hobbes, waltz) uluslarası ilişkiler teorisini eleştirmek için kullanılan bir argüman.
  • deniz şahinin ders* anlatırken sıklıkla kullandığı terim.