şükela:  tümü | bugün
  • bir kızın, terkedilme korkusu ile ruh halinin değişerek çekilmez bir insana dönüşmesi ve çekilmez bir insana dönüştüğü için terkedilmesi, bence bu konuya verilebilecek en reel örneklerden biridir.
  • psikoloji okumadım ama kanımca motivasyon kavramı ile birlikte ele alınması gereken kavramdır. eş deyişle, kendini gerçekleştiren kehanet ile motivasyon arasında çok sıkı bir korelasyon vardır.

    öykü meşhurdur; yıllardır en ufak bir kaza geçirmeden başarılı bir performans sergileyen ip canbazı, bir gece rüyasında düşeceğini gördükten sonra bu düşünceyi kafasından bir türlü çıkartmaz ve bir süre sonra gerçekten düşer. ve ölür. ama onu asıl düşüren şey geleceği görmesi değil, düşme korkusunun benliğini ele geçirmiş olmasıdır.

    hayatta hepimizin korkuları, beklentileri, elde etmek ya da uzak durmak istediğimiz sonuçlar var. buna göre bir tutum belirleyip, davranış ve alışkanlıklar geliştiriyoruz. genellikle de bir olaya, kişiye, nesneye nasıl, ne niyetle yaklaşıyorsak ona göre de sonuç alıyoruz. baştan çok kötü yaklaştığımız, davrandığımız bir insanın bize ermiş sabrı ile davranması ise nadiren karşılaştığımız bir durum.

    demek ki buradan çıkarmamız gereken pratik sonuç şu: karşımıza çıkan ne olursa olsun, endişe ve korkularımızı belirleyip, saptadıktan sonra kendimizi bunların esiri olmayacak bir şekilde motive edecek; kaybetme kelimesini aklımıza bile getirmeyecek ve olumlu bir yaklaşım ile çalışarak istediğimiz sonuçları elde edeceğiz. ancak yine de süreç sonunda ortaya çıkan sonuçlar istek ve arzularımızın aksine gelişmişse de bunu da olgunlukla karşılayıp, alacağımız dersleri alıp yolumuza devam edeceğiz. gerekirse çok üzüleceğiz ama "hayat devam ediyor" deyip yürümeye devam edeceğiz*.

    fransızların dediği gibi sonu güzel biten herşey güzeldir. yolda giderken elbette bir iki yol kazasına uğrayacağız ama sonuçta bizim için önemli olan ulaştığımız noktada geriye baktığımızda nasıl bir deneyim geçirdiğimiz olacak.
  • the matrix'te oracle'in neo'ya "vazo icin uzulme" deyi$i de bu kavrama bir ornektir. ve yine oracle'in da dedigi gibi asil uzerinde du$unulmesi gereken de, o bu lafi etmeseydi neo'nun vazoyu kirip kirmayacagi sorusudur.
  • başta gotik olmak üzere, edebiyatın bir çok janrında karşılabilecek bir kavramdır. ortada kendi kendini gerçekleştiren bir kehanet bulunur. kehaneti işiten kişi genellikle ciddiye almasa da bilinçaltına yerleşmiş fatalist bir dürtüyle bu kehanetin gerçekleşmesine yol açacak davranışlar silsilesine girişir. shakespeare'in macbeth'inde cadı kızkardeşlerin söyledikleri de bu kapsama girer.
  • nostradamusun hatrı için 3. dünya savaşını çıkarmak bu olgunun kapsamındadır.
  • ayrica onyargilarimizin da dogru cikmasinin bir sebebidir. karsinizdaki insanin x cesit insanlardan oldugunu dusunuyorsunuzdur, o sekilde davranirsiniz, karsinizdakinden gelen negatif tepkileri de "hah, iste hakliymisim, o x cesit bi insanmis" diye yorumlarsiniz ve o sekilde davranmaya devam edersiniz. o da ayni tepkileri verdikce siz de kendi kendinizi tebrik edersiniz bu basarili tespitinizden oturu. kehanetiniz gerceklesmistir, afiyet olsun.
  • "kendi kendini gercekleyen kehanet" olarak turkceye cevirmeyi denedigim ve psikolojiye giris dersinde gordugum kavram.

    edit: self fulfilling prophecy başlığı altındayı bu entry. buraya taşınmış, sakil durmuş sanki biraz.
  • anksiyete bozukluklarında kişilerin sık sık yaptığı bir düşünce hatasıdır. mesela kişi başına bir şey gelmesinden korkmaktadır ve bunu engellemek için türlü yollara başvurur fakat olur da yine başına o şey gelirse "bak ben demiştim" der; böylece kaygısını haklı göstermiş olur ve bozukluk pekişir.
  • kehanetin kendinden çok kahinin kim olduğu daha önemlidir.

    bir portföy yöneticisi olarak rusya'da çalıştığımızı, yüklü miktarda ruble pozisyonu taşıdığımızı ve rublenin değerinde ciddi bir oynama beklemediğimizi varsayalım. şimdi george soros gibi bir adam çıkıp "rublede devalüasyon olacak" derse sıçtığımızın resmidir. iki seçenek arasında tercih zor olmayacaktır. şöyle ki; birincisi, soros'un dediğini yapmayıp, kendi bildiğini okuyup ruble pozisyonlarını korumaktır. ama soros bir kere herkesin içine kurt düşürmüştür ve gerçekten bir devalüasyon olursa, herkes "ulan salak, soros'u bile dinlemedin. ne öküz adamsın!" diyecek ve bu kişi bir daha kimseden para toplayamayacaktır. ikincisi ise en garanti yoldur. ruble pozisyonlarını satıp, dövize çevirip yurt dışına kaçırmaktır. böylece devalüasyon riskinden kaçarsın ve hiçkimse seni soros'u dinledin diye suçlamayamaz. sonuç olarak ufaklı büyüklü bütün portföy yöneticileri soros'un öngörüsünü kabul edip rusya'dan çıkar ve rublede devalüasyon olur. 1998'de rusya'da yaşananlar tam olarak budur.

    aynı kehaneti bir de mehmet şimşek'in yaptığını düşünelim. "hassiktir ordan" demek için aralanan dudakları görür gibiyim. evet efendim tekrarlayalım "önemli olan kahinin kim olduğudur*".
  • buna biz zenginiz kehanetiyle yaşayan milletimiz de güzel bir örnek teşkil etmektedir. üretmeden çılgınca tüketmeye devam ettiğimiz sürece başarı şansımız da artacaktır. gün gelecek hiç ama hiç üretmemize gerek kalmayacaktır. “türk kadınları çamaşırlarına uygun renkte alldays’i tercih ediyor”, “türkiye yollarının bir numaralı otomobili honda”, “türk çocukları nesquik’e bayılıyor” diyebilmek adına dünyanın en büyük markaları, en iyi ürünlerini önümüze sereceklerdir. yeter ki inancımızı yitirmeden, borçla harçla tüketmeye devam edelim.
hesabın var mı? giriş yap