şükela:  tümü | bugün
  • kişinin kendinin düşmanı olması durumu.
  • eğer kalkışacaklarınız sizi içten içe korkutuyorsa yine de gözü kara merak sizi cesaretlendirip aptallığa sürüklüyorsa bir çeşit otodefans olarak ortaya çıkan davranış biçimi...

    misal: sevgilisi olan bir adamla yakınlaşırsanız, adamın muhtemel sevgilili saatlerinde kriziniz tutar, önceden uyarılmış olmanıza rağmen o bulunmaz hint kumaşı sandığınız adamı arayıp durur, söz konusu yakınlaşmanın içine edersiniz... gizliden bilirsiniz ki bu sizin iyliğinizedir... aferin size...
  • perry cox çok güzel yapar bunu. çok başarılı bir doktor olduğu halde davranışları yüzünden işinde yükselemez, carla'nın onu çok iyi anladığını düşündüğü için carla'yı kendisinden uzak tutmaya çalışır, sonra hayatında başka bir kadın olduğunda carla'yı kafasından çıkaramamaya başlar, çünkü ilişkisi çok iyi gitmektedir ve allah korusun o asla kendisini mutlu edecek bir şey yapmaz.

    bütün hepsini o kadar güzel yapar ki biz de onun gibi olmak isteriz. halbuki kendisi "ben bile kendim olmaya zar zor dayanıyorum" diyerek açıklamıştur durumu j.d.'e
  • çok güzel giden bir ilişkiyi güzel gidiyor diye bitirmektir. kaşınmaktır, dram aramaktır. nihayetinde üzülmektir
  • katil kanlar içindeki maktule eğilir ve son sözlerini duymaya çalışır:
    ayna buğulanır, fon bulanır.
    -yine yapalım!
  • gizli ego belirtisidir, kendine meydan okuyanın yenilsede yeneceği zaten bilinmektedir. bu birbirine dönen paradoks koşturmacada bir sonuç yoktur halbuki hayata dair. sadece ve sadece adamımız şunu söylemektedir.

    "ne de güzel korkarım ben hayattan"
  • kendimde varolduğunu yıllar sonra fark ettiğim olay. aslında belki de her şeyi kontrol etme isteğinden ve bunun imkansızlığının bilincinde olmaktan kaynaklanır. işin içine biraz da kötü deneyimleri gözünde büyüterek, beyninde devamlı oynatan bir pesimist bakış açısı varsa, geçmiş olsun. dikiş tutturmak zordur herhangi bir konuda çünkü işler iyi gittiğinde (ki aksi gibi genelde iyi gider...hah bu cümle bile her şeyi açıklıyor sanırım), onları bozmak için mutlaka beyin "mantıklı" gerekçeler uydurur ve beden harekete geçer. o an elbette farkına varmaz kişi, daha sonra geriye dönüp baktığında "ne saçmalamışım ben" der bazen, bazen o da olmaz. duygusuzluk da beraberinde geliyor sanırım. olaylar etkilemiyor pek, hiçbir şey etkilemez oluyor. gülümsemek için kullanılan kasları çalıştırmak yoruyor, gözyaşı akmaz oluyor...ama en azından oyunu güvenli oynamış oluyorsun. "for well you know that it's a fool who plays it cool." sözü aklına gelince de "peh" diyip geçiyorsun çünkü geçmek zorundasın.
  • her insanda bir nebze olan öz yıkıcı durum. normalde, stres ve kaygıdan kaçınmak için olumlu alanlardan benliğin kendini çekmesi olarak tanımlanabilir ve çokluk farkında olunamaz.nedeni; derinlerde gizlenmiş utanç ve korkudur çoğunlukla.kişi başarı,mutluluk ve sevgiyi haketmediğini kabullenmiştir.her insanda, utanç ve kaygı mutlak olduğundan bu yıkıcı davranış bir parça görülsede kişi olumlamalarla bu durumun üstesinden gelebilir.sürekliliğinde ise öz benliğin bir parçası ve davranış şekline dönüşmesi ile benliğin tüm kademelerinde öz yıkım nedeni olur.bir çok sınıflamalarda pek çok faklı isimle anılan sorunlara yol açar.çare olarak farkındalık ve iç seslerin peşine düşmek tavsiye edilir. önce seslerin peşine düşülür sonra davranışlarının farkına varılırsa umut kapısı açılır ki bu bir ışıktır. her kendinden kendine eleştiri çok değerli bir öz bilgi olur kişinin kendisi için yaptığı. fakat kantarın topuzuna dikkat etmeli zira bu da kişi için alışık olduğu bir kıyım olabilir ve farkında olamazsa bu alandan çıkamaz.burada aynalama metaforu ile bunun her insanda varolduğu ve dengenin kişide şaştığı nedenleri ile farkına vardırılabilirse benliğin yeniden yapılanması gerçekleşir.anahtar kilit modeli. kendimde kendimden olan keşiflerim ancak bu kadar olabilmişti bir yıllık analiz yolculuğumda.