şükela:  tümü | bugün
  • adını seslendiğini duymak ve bir süre ne dediğini dinlemek..
  • uzak mesafelerle yapılan telefon konuşmalarında dikkat dağıtan bir durumdur.
  • telefon görüşmesinin olmazsa olmazıdır, insan sesinin karşısındakiyle aynı yere ait olduğunu hisseder. duyamazsa arka odadaki radyo muyum ben der, sinirlenir, ördek dudak olur. (bkz: ördek dudaklı)
  • için için uzaklaşırken, aynı zamanda sesindeki değişimleri farketmek. elinde kendine ait farkedilen şeyle ne yapacağın sana kalmış tabi..
  • genellikle duyulan sesin tanınmamasıyla sonuçlanır.
  • duymaya tahammül edilemeyen, kaotik bir gürültü gibi gelir bazen.
    o kadar çok konuşmuştur ki ağız , o kadar duymak istemeyeceği söze, sese şahitlik etmiştir ki kulak, o kadar inanamamaktadır ki duyduklarına, o tanıdığı, mırıldanışını bile iyi bildiği o ağızdan çıkanlara... otomatik bir mesajla durdurur gürültüyü. ağız itaat eder, kulak rahatlar, kalp sıkışmaya devam eder... sesizlik sürer.
  • ağzınızın yalnızca insanların duymayı beklediği şeyleri söylemeye başladığını, kendi sözcüklerinizin beyninizin en derin kıvrımlarına saplandığını, içinizdeki yabancılaşmayla, toplumun size gösterdiği onayın ters orantılı olduğunu hissettiğinizde, sanki biri mute tuşuna basmış da sonra sesinizi açmayı unutmuş gibi kendi sesinizi duyamadığınızı farkettiğinizde, kıymetini anladığınız eylem. ama üzülmeyin, çoktan kaybolup gitmiş sesiniz, hareket edip duran dudaklarınızda asla senkron tutturamazdı nasıl olsa....
  • " ay bu benim sesim miiiii" ya da " benim sesim böyle mi lan" veya " ay inanmıyoruuuuum" gibi efektler verilir bunda.
  • ben de senelerce "ne kadar boktan bir ses tonum var" dedim bu olay her seferinde hasbel kader başıma geldiğinde. (örnek çekilmiş bir video izlemek, telefon görüşmesinde sesinin yankılanması..vb. durumlarda)

    ama geçen gün başka bir arkadaşımın videosunu izledim facebook'tan, ve fark ettim ki adamın ses tonunda şöyle bir fazlalık var; "fazlalık = videoda duyduğum ses tonu - arkadaşın gerçekteki ses tonu = radyo frekansına maruz kalmış düz cızırtı". bu durum biraz sevindirdi beni. belki ses tonumun nasıl bir şey olduğunu kulaklarımı parmaklarımla tıkayıp kendi kendime konuştuğumda anladığımdan daha iyi bilemeyeceğim hiçbir zaman, ama video ya da telefondan duyduğum gibi olmadığını da biliyorum artık.

    evet böyle basit şeylerle mutlu olan bir adamım. en azından basit olmayan şeylerle bile mutlu olmayanlarda daha iyi durumda olduğumu düşünüyorum.