şükela:  tümü | bugün soru sor
  • bu tipler kendi seslerini kasede kaydedip dinlediklerinde 'hadi canim' derler. telefonlarina kendi seslerini kaydettiklerinde telefonlari caldiginda ayi boguruyor sanirlar. mumkun oldugunca da mikrofondan uzak durmaya ozen gosterirler.
  • arena tarzı programlarda karşılaşılan durum.

    -evet bu ses kasedinde söylediklerinize göre her türlü ibneliği yapmışsınız. ne diyseksiniz?

    -allah allah o ses benim sesim değil, yani yoksa kendi sesimi tanırdım yani. yalan.
  • hardcore bir nezle sonucu genizden çıkan ses dolayısıyla yaşanabilecek durum:
    -ayy ne kadar seksi çıkıyo sesim, bu ben miyimmm?! kendi sesimi tanıyamıyorum pelinsuuu!
    -hiiiii süpersin gamzecan!hadi ara hemen orçunu bu sesle de kafayı yesin çocuk
  • eğer bu 6 yaşındayken kaybettiğiniz ablanızın kaydettiği sesinizse tanıyamamanız çok doğaldır.
  • olağandır.
    bir kayıt aracından olmasa bile öz sesimi ben başka, sen başka duyuyorsun. iyi ki sözcükler aynı kalıyor, gerçi anlamları da sana göre başka bana göre başka olabilir.
    aşağıdaki yazıyla aydınlandım. bir kulak burun boğaz uzmanı neden bizim ve çevremizdekilerin duyduğu sesin farklı olduğunu anlatmış. bilim ne güzel bir şey ve aslında tek bir doğru yok diyesim geliyor yeniden.

    "insanın kendini ve dışardan gelen sesi duyma şekli birbirinden farklı. insan kendi sesini iki şekilde bilir; biri hava iletim yoluyla, diğeri kemik iletim yoluyla. aslında yüz kemikleri kötü ses taşıyan bir ses sistemine sahip. hava boşlukları, yüz kemikleri insanın kulağına yakın olduğu için, kulak iç sesi alıyor. aynı zamanda ürettiğimiz ses havadan yansımayla kulağa geliyor. dolayısıyla bize gelen farklı bir ses. fakat çevremizdekiler sadece hava yoluyla gelen sesimizi tanıyor. dolayısıyla çevredeki insanların duyduğu ses daha doğru. ancak insanlar kayıtlarda kendi seslerini ince duyuyor, çünkü kemik yoluyla duyulan ses biraz daha kalındır ve herkes bu sese alışır. ve artık onu kendi öz sesi gibi tanır. dışardan duyduğu zaman, bu sefer de sesi daha ince ve daha kılımlı duymaya başlar. bu kılım, sesi ince algılamaya başlar. bu da bir farklılaşma duygusu yaratır ve insanlar bunlardan rahatsız olur. çünkü herkes kendi varolduğu pozisyonu normal kabul eder, her türlü değişimi farklılık olarak yorumlar. ikincisi de kayıt aletlerinin kalitesi çok önemlidir. genellikle hepimizin kullandığı basit kayıt aletlerinin kalitesi düşük. mikrofonlar ve küçük hoparlörler yüksek frekansları daha kolay alır. dolayısıyla bas sesleri hem almakta ve kaydetmekte hem de dinletmede sorun yaşatıyor. bu da insanların teknoloji yüzünden daha ince bir ses duymasına neden oluyor. bunları biraraya getirdiğinizde, sesimizi kayıtlarda hem kalitesi düşük olarak hem de hava yoluyla kulağımıza geldiği için ince duyuyoruz. bu da kişilerde kaygı uyandırır."
  • ya bu durumun bilimsel açıklamaları malum. fakat benim merak ettiğim unsur, söz gelimi bi opera yahut ses sanatçısı için bu durum nasıldır?
    şarkı söylerken kendi duyduğu ses ile seyircininki oldukça farklı ne de olsa...müzik kulağı ve şan eğitimi kafamda çok farklı bir yerde artık.
    bi gün böyle biri ile tanışırsam ilk soracağım sorunun konusu bu olacak...
    valla öte yandan kendi sesi bile yabancı insan kendine, bu işin metaforundan girilir felsefesinden edebiyatla çıkılabilir. öyle de çağrışımı bol, insan için güzel bi hayret meselesi.
  • özellikle whatsapp da sesli msj attıktan sonra dinlerken kendimden iğreniyorum. başkaları da rahatsız olmadığını söylüyor. keşke bir günlüğüne kendime dışarıdan bakabilsem konuşabilsem