şükela:  tümü | bugün
  • oha inanılmaz bir örneğine rast geldim:

    (bkz: yunanistan/#1291313)
  • her zaman yazilan entrynin kotu oldugu anlamina gelmez tabiki.

    bazen bir yazi yazarsin tamamen ozelinle ilgili; seni taniyan -yuzune bakacagin- insanlarin okumayacagini dusunursun. ama boyle olmadigi zamanlar da olur; eksideki nickin arkadaslarin arasinda yayilmaya basladi mi hele. bulusmalarda senin utanilacak marifetlerin cokcana yuzune yuzune vurulur... *
  • (bkz: #11301916)
  • basıma cok gelen olaydır.
    bilinç düzeyim her zaman aynı olmadığında olsa gerek bazı şeyleri nasıl yazdığımı ben de bilemiyorum.
    kendime ibret olsun diye şu entryi silmeyeceğim mesela. #58473395
    bana benim pis suratımı göstermesi açısından bir delil olsun.
  • profil sayfamda bazı eski entrylerime denk geldiğimde yaşadığım şey. ama hemen iç sesim devreye giriyor: “artık devir değişti tabi çelik de değişti”. çelik bile değişirse ben kesin değişirim diyip ilgili entiriyi siliyorum.
  • önyargılı ve sabit görüşlü olmamamız gerektiğini anlatıyor bu utanılan entryler. her yeni entry zaten bize bir hayat dersi değil midir abidin?

    (bkz: bir zencinin abd başkanı olması ihtimali/#11109932)
  • utanma...var evet böyle bir duygu. aslında sözlüğü algılama ile alakalı biraz bu utanma hissi. mesela kişi yıllar boyunca sessiz sakin entry girmiş olabilir. entrylerinin nitelik ve nicelikleri de farklı farklı. ruh durumuna göre de değişken... bazen sadece bir bkz, bazen tek bir kelime, bazen satırlar ve arasına sıkışan detaylar.

    kişi kimi zaman hiç okunmadığını düşündüğü için, yazar da yazar. ifade etmektir önemli olan o aşamada, düşündüğünü, hissettiğini harflerle ifade etmek. okunmuşluğunu ya da oylanacağını düşünmez. belki de kendince ibadetidir, kelimelerle düşüncelerinden arınma, onlardan kurtulmadır. ruhunun, benliğinin, bilincinin derinlikleri çıkartır ortaya, bazen kişilerce eleştirilen, garip karşılanan düşüncelerini fütursuzca döküverir. belki sözlük artık sözlük gibi değildir de kendi günlüğü, bir yerlere yazma girişimi, bir yerlerde dursun dediği bir oluşumdur. ancak kişi bu durumda halka açık bir yere yazdığını ya da salt yazıcı sayısının 30bin civarı olduğu bir grupta olduğunu unutmuştur.

    okur da kişi. ondan başkalarının da depresyonlarının olduğunu, başkalarının da bir tarihi eser karşısında heyecanlandığını, başkalarının da özlemlerinin olduğunu görür, ortak paydada buluşur diğerleriyle.

    ara ara ben butonuna bastığında oylanan, beğenilen ya da beğenilmeyen entrylerini görür. pek umursamaz çünkü onun misyonu daha farklıdır, beğenmek ya da beğendirmemek değildir, üstelik kimlerin beğenip kimlerin beğenmediği de yazılı olmadığından es geçer. misyonunu ifade etmek olarak görmüştür. bazen üzülür gerçi. ruhunun en karanlık yerlerinden çıkarttığı, ona çok “şey” ifade eden bir entrysi kaybolup gitmiştir.

    utanmadan yola çıkarak nereye vardık derseniz, ne zaman utanıyoruz yazdıklarımızdan? işte bu anonim şeklinde giderken bir gün biri çıkıp da iyi/kötü sizin entryniz hakkında bir yorum getirdiğinde hafif bir kızarıklık oluyor yüzünüzde. belki de o ana kadar okunduğunuzu düşünmediğinizden*... sanki sizin ibadet alanınıza biri girmiş gibi, sanki biri gelip gülistandan gonca toplar gibi...*
  • yazarın kendini eleştirebilecek bir olgunluğa ve utanma duygusuna sahip olduğunun göstergesi.
  • hayvan ara'ya kendi nickiniz yazip yeni-eski secenegini secip, hayvanlar gibi ara butonuna bastiginizda karsiniza gelen, ilk donem eserlerinizin arasinda sizi, yeterince utandirmaya yetecek materyal vardir, emin olun. orada bir yerde sizin "oha ben nasil yazmisim boyle seyleri" demenizi beklerler, sabirla.
  • bugün tokuş kelimesi hakkında epii güldüm eğlendim, tarihçesi falan derken yazmalıyım yazmalıyım diye dürttü içimden bir şey.
    yazınca o kadar da şey değilmiş dedim.

    kenarda dursun dediğim o kadar çok şey var ki,

    çok üzgünüm.

    la.