şükela:  tümü | bugün
  • bir halimden konan anlar şarkısı. sözleri (anlayabildiğim kadarıyla) çok güzel. hatta yazayım çünkü internette bulamadım:

    su serin bana derin
    sen gir ben beklerim
    duvar sessiz ben de öyle
    bildiğini bana söyle

    aynı yere milyon kere damladım
    zor oldu kusur dolu azalmaya meyilli
    hepsini izledim ve hiç konuşmadım
    yorulmuştum rüzgara atladım

    dışarda çok ses var içerde uzay
    kendime çaylar demliyorum
    arkada kaldı gömdüğüm hikayeler
    çiçek asfalttan çıkar yüzüm güler

    en az gerçek kadar yalancıyım
    sen hava al burda kalıcıyım
    büyük laf nedir göğün altında
    bak yuvarlak güneş ay yarım

    dışarda çok ses var içerde uzay
    kendime çaylar demliyorum
    arkada kaldı gömdüğüm hikayeler

    çiçek asfalttan çıkar yüzüm güler

    çiçek asfalttan çıkar gün döner
    (çiçek asfalttan çıkar yüzüm güler)x2

    özellikle şarkının inişli-çıkışlılığı ve tabi ki biraz delilik içeren sözleri çok vurucu. örneğin dışarda çok ses var içerde uzay derken, dışardaki kalabalıktan gürültüden nasıl da rahatsız olduğunu ve buna karşın içinin ne denli boş olduğunu; bu acı durumla başetmek için yabancılaşıp kendine çaylar demlemesini çok iyi anlayıp içselleştirmemek mümkün değil. üstelik kendine çaylar demlemesi bir açıdan daha çok hoş ve orjinal; çünkü normalde sıralama tavanı izledikten sonra kendini alkole vurmakken, burda artık alkolün de işe yaramadığı bir sonraki aşamaya geçilip çaylar demlenmeye başlanmış. ve son olarak şarkının sonundaki o piyano dokunuşları beni mahfetti.

    http://www.myspace.com/…ongs/kendime-aylar-82869585

    edit: şarkı sözünde anlayamayıp boş bıraktığım yerleri doldurduğu için finkployd'a teşekkürler
  • dinledikçe dinleyesim var. gerçekten bir hoş oldum.
    bir de şu var ki, aynı büyük ev ablukadayı ilk dinlerkenki gibi heyecanlandım ve yaydıkça yaymak istiyorum ama hiç istemiyorum bir yandan da. bari halimden konan anlar böyle sakin sakin bize kalsın diyorum. ama yine de yazıyorum işte aha.
  • uzun zamandır,dinlediğim en güzel türkçe parçalardan biri.
  • hipnotik bir halimden konan anlar şahanesi. 2-3 seferdir ıskaladığım konserlerine gitmek farz oldu artık...
  • efendim zamanında bir arkadaşım vardı, oturur konuşurduk saatlerce. bir kez olsun da çıkamadık o konuştuğumuz konuların içinden. ne bi çözüm bulabildik ne çıkar yol. baktık olmayacak birimiz "e ben bi çay koyayım da içelim madem, ne yapalım?" derdi. koyardık çayımızı, yakardık sigaramızı susardık sonra. işte bu şarkı bunun şarkısıdır. tek başına çay içmek çok hüzünlü bir şey değil mi?

    sonradan gelen edit: değil an roozha. kaç yıl geçmiş, o arkadaşını en son 7 sene önce gördün. her sabah kendine çay demliyorsun ve bunu çok seviyorsun. her şeyi bu kadar romantize etme.
  • 'dışarda çok ses var içerde uzay
    kendime çaylar demliyorum'

    sözleriyle beni başka kafalara sokmuş arka arkaya dinlemekten usanmayacağım, imgeleştirdiğim parça.
  • akustik versiyonuna hasta olduğumdur.
    kompile karga 4'te denk geldim sanırım.
  • çayın yanında güzel giden şarkı.
  • akustik versiyonu şu olan şarkı. sonunda buldum.
    http://www.youtube.com/watch?v=ilny3y0flko
  • bir kadıköy ballad'ı
    uzun zamandır, cümle şeklinde ismi olan gruplara karşı mesafeli durdum. hepsi birbirinin kopyası olacakmış gibi bir izlenim bırakıyorlardı bende. sonra karga'da yazmaya başladım. derginin 7. yaşgününde, bize birer cd hediye ettiler. ismi "kompile karga vol. 4"
    bu tip bir döküman, dergi ya da benzer içerik elime geçtiğinde hemen eve gidip tüketmek gibi bir huyum vardır. eve gider gitmez, o zamanki sevgilim (evet benim bi' ara sevgilim oldu, yakın zamanda da gitti, o başka bi' hikaye, belki de bu hikaye, bakarız...) ile kanepeye oturup, cd'yi dinlemeye başladık. tınılar harikaydı, hatta sık sık dalga geçtiğim mabel matiz'in parçası bile harikaydı. ama bir şarkı, çok ilgimi çekmişti. büyük ev ablukada'nın şarkısı sanmıştım başlangıçta. değilmiş. "halimden konan anlar"...
    kendime çaylar, parçanın adıydı. akustik versiyondu. tekrar tekrar dinledim, birinde bile çay koyup içmeden... tombul şişeleri yuvarlıyor, kafamı dinliyordum aslında parçayla.
    youtube'da olmadığını gördüğüm an, biraz garipti. youtube'daki normal versiyonu dinleyince parçadan çok soğumuştum. belki de o "chill out" tını hoşuma gittiği için şarkıyı çok sevmiştim. bilemedim. uzun bir süre de dinlemedim.
    grubun albümünü bile rafa kaldırmıştım ki, bir ayrılık daha yaşadım. behzat ç.'de geçen harika bir replik vardır, "her temas iz bırakır." bıraktı. beni bırakırken bende bir iz bıraktı. geçtiğimiz hafta, ayrılıktan önce kendimle ilgili uydurduğum bir laf vardı, yazamamıştım. unutkanlık...
    "ı was made of scars, ı've left one at each woman ı've been with."
    iletiyi yazdım. ekrana baktım biraz. parça aklıma geldi. youtube'u açtım, o ballad halini dinlemek için. tekrar tekrar, bıkmadan, usanmadan dinledim. ofiste metin yazarken, sigaraya çıktığımda kendi başıma kulaklıklarımı takıp, ara ara sinirlenip, ara ara sakinleşip. parçanın bana bir şey ifade edebilmesi için, bir şey hissetmek zorunda olduğumu fark ettim. yağmurlu bir pazartesi günüydü, içmeyi planlıyordum evde. ablamla piyano çalışmaktan vazgeçip eve gittim. kendi fare deliğimdeydim, kendi soundtrack'lerimden biriyle...
    "dışarda çok ses var, içerde uzay,
    kendime çaylar demliyorum.
    arkada kaldı gömdüğüm hikayeler,
    çiçek asfalttan çıkar yüzüm güler."

    http://bosmideyeikidubleviski.blogspot.com/…ad.html