şükela:  tümü | bugün
  • astral seyahatin bitmesi durumu.
  • benliğe reset atmak, beyine reset atmak, reel hayatta reset ihtiyacı hatta bünyenin sanal bumerang olayına girmesi gibi bişi.
  • günün yorgunluğu üzerine bir duş ve arkasından güzel bir kahve eşliğinde gerçekleşen olay...
  • şöyle; ortada bir "kendi" var, bu sabit birşey böyle elle tutup sevilesi, yukarı atıp atıp tutulası, insan bazen bu "kendi" dediğimiz hadisenin yörüngesinden çıkıyor yani bilinçaltı patlaması yaşıyor sonra tıpış tıpış yavaş adımlarla "kendi"ne tekrar dönüyor. ama bir bakıyor ki asıl "kendi" bıraktığı yerde yok... sonra aramaya koyuluyor, dere tepe düz gidiyor, balta girmemiş ormanlarda götünü de kaptırmak tehlikesini göze alarak ilerliyor, karanlıksa eline el feneri alıyor ve dünyanın en kuytu köşesinde buluyor. sonrada utanmadan diyor ki, "ey kendim, işte ben sana geldim..." e bakalım kabul edecek mi kendim kendimi şimdi? yalnız bırakırken iyi miydi kendimi kendime diye sormazlar mı adama? bence sorarlar, sormaları lazım.
  • kendini kaybetmiş kişinin olduğu yada olduğunu düşündüğü esas durumuna geri gelmesi.
  • ideal kendiliği ile halihazırdaki 'maddi' kendiliği bir anlığına denk düşen kendinin kendisine gelmesi, jouissanceı.
  • bir yitirişin ardından tekrar kavuşmak; gidilen yer her neresi ise, dönülen yerin kendin olması hali. kendine dönüş. kolların ait olduğu bedeni uyumla sarma-sarmalama hareketini yapabilme yetisini tekrar kazanması, aynaya bakma anında, bakılan yüzün tanıdık gelmesi durumu.

    bir dizi kaybolmak* halinin ardından yaşanır. tv'de zapping yaparken bir önceki kanalda bırakılan dizi ya da filme tekrar döndüğünüz anda aradan geçen zaman zarfında neleri kaçırmış olduğunuzu seyredilen şeyin bir özetini izlemek imkânına eriştiğiniz anda elde ettiğiniz gibi; kendine dönüşte de kayboluş faslındaki yaşantılarınızın geride kalmış kopuk kareleri vardır. yer, kişiler, dekor, mevsim, savaşlar, barışlar, olan biten, arada kaybolmuş satırlar, iletilmemiş mektuplar, iletilip de okunmamış mesajlar, hepsi size yeniden döner. önce kaybolduğunuzu hatırlarsınız, sonra o kayıp halinde yaşadıklarınızı bir güzel temize çekersiniz. hangisi önemliydi ve niçin önemliydi, hangisi önemsizdi ve neden önemsizleşti; hepsini gözden geçirirsiniz. bir silkinme halidir kendine gelmek. uyku mahmuru gözlerinizi açık tutmaya çalışmak nasıl uyanık olmak demek değilse, kaybolduğunuz bir zaman diliminde yaşarken yaşamış olduklarınız da aynen bu şekilde yarım yamalaktır.

    yaşam, bir zamanlar gece uykularınızı kaçıran, yatıp kalkıp düşündüğünüz, sizi bunalımlara sokan şey her ne ise, onu size iki sene sonra unutturacak ve yerine yeni bir şey koyacak kadar zengindir aslında. ve bu nedenle de, tüm zenginlikler gibi hem çok anlamlı, hem de çok anlamsızdır. velev ki ve bir gün veya bir sonraki ya da bir diğer sonraki gün kendine gelmek mümkün olsun...
  • kendisi genelde evde olmaz, o yüzden gelmeden önce, aranması, mesaj bırakılması, kapısına terlik asılması, camına yumurta atılması vs.
    gibi izler ile tekrar ve tekrar denenmesi gerekir.
  • insanın yeniden kendisi olması ve kendisi gibi davranmaya ve hissetmeye başlaması... o insanın özüne, kendi kimliğine dönmesi... kendisine dışarıdan baktığında "bu şaşkın, şapşal da kim, ben bu budalayı tanımıyorum, bu başkası olmalı " demek yerine, "evet bu benim" diyebilecek hale gelmesi...

    kendine gelmek dediğimiz şeyi tarif etmekteki en büyük zorluk sanırım kendiyi, ipseyi ya da oneselfi tarif etmekteki zorluktan kaynaklanıyor. bu zorluk için önerebileceğim en kısa çıkış yolu ise, kendi, "başkası olmayandır" deyip kelime oyunu yapıp çıkmak işin içinden.

    kendine gelmenin bildiğim, gerçekten bildiğim tek yolu ise bir süre kendi kendine ve yalnız kalmak. en yakın etik ilişkilerden en anlamsız kurumsal ilişkiye kadar her ilişki insanı bir ölçüde kendinden uzaklaştırıyor çünkü... ilişkiler insanı uzlaşmaya, yapmak istemediği ya da o an için yapmaya niyetli olmadığı şeyleri yapmaya, davranmak istemediği biçimlerde davranmaya ve sonunda da olmak istediğinden başka bir insan olup çıkmaya, kendinden uzaklaşmaya itiyor neredeyse...

    o yüzden; insanın kendine gelebileceği tek yerin, yalnızlık olduğunu düşünmekten başka seçenek kalmıyor geriye... insanın bir süre hatta uzun bir süre kendi kendine kalıp kendi alışkanlıkları ve zevkleri ile sevgilisinin veya dostlarının alışkanlıklarını ve zevklerini, kendi yaşam tarzı ile sevdiklerinin yaşam tarzını ayıklayıp kendine ait olanlara yeniden içtenlikle sahip çıkarken sürdürmeyi düşündüğü ilişkileri çerçevesinde uzlaşmaya ve kendinden azıcık da olsa uzaklaşmaya ne kadar tahammülü olduğuna karar vermesi gerekiyor.
  • (bkz: aymak)