şükela:  tümü | bugün
  • kendine has sergi sunay akın zirvesi ' nde gidip yerinde inceleme şansına nail olduğumuz bomonti' nin bira yapım tarihini anlatan sergi. bi yandan sunay akın anlattı bi yandan da sergiyi gezdik. zamanda yolculuk gibi. sergi sadece bomonti bira ile sınırlı kalmamış bomonti ve feriköy semtlerinin sosyal zenginliklerini ve tarihsel süreçteki değişimini de anlatmış, çok da güzel anlatmış. sayesinde bir markanın/fabrikanın bir semti nasıl şekillendirebileceğini görmüş olduk.
  • geçenlerde gezdiğim, türkiye'nin bira tarihi hakkında bilgi edinirken 19. yüzyıl sonu-20. yüzyıl başında geçen türk romanlarına ışınlanmamı sağlayan sergi.

    ben o dönem romanlarını çok severim, döne döne de okurum. sergiyi gezerken adeta kendimi bilmem kaç mecidiye verip bira bahçesine girmişim gibi hissettim: istanbul'da ilk kez bira üretilmeye başlanan yıllar; ömer seyfettin fon sadriştayn adlı öyküsünde kahramanına "bira içmezsen iştahın açılmaz, bira içeceksin ki kuvvetleneceksin" dedirtiyor; hanımlar beyler özenerek bira bahçelerine gidiyorlar; "arpa suyu" ile tanışılıyor... aklımdan bunlar geçiyor, bunlar bildiklerim, bir de bilmediklerim var: evvela kozma butik bira üretmiş (bugünkü kozmaoğlu ile bağlantısı olabilir mi?) sonra bomonti kardeşler seri halde bira üretince feriköy olmuş "bomonti". mesela semt olarak bildiğim "bomonti"nin adının özel isimden geldiğini hiç bilmezdim! keza "nektar" deyince aklıma meyve nektarı filan gelir, meğer bu isimle de bir bira markası çıkmış o yıllarda. kendi halinde bir yer olan feriköy, bir anda biranın merkezi olmuş. o dönemler için 350 kişinin çalıştığı fabrika demek çok büyük bir şey, yaratılan istihdamla neredeyse sıfırdan bir semt inşa olmuş, tıpkı sonradan birçok "cumhuriyet kenti"nin yaratılacağı gibi... (aslında işçi tarihi çalışanlara da çok güzel malzeme çıkar burdan, paşabahçe semtinin dönüşümünü cam fabrikası üzerinden çalışan bir örneği vardı.)

    sergide işte bunları güzel güzel anlatmışlar, yanına o yıllardan bugüne gelebilmiş şişeleri, bardakları, kartpostalları, fotoğraflarıı da ekleyince çok tatlı bir sergi olmuş. biraz edebiyat ve anı da katmışlar işin içine, böyle kabin gibi yerler var sergi alanında, içine girince sergiyle alakalı bir hikaye ya da tarihi bir anı dinleyebiliyorsunuz. güzel iş, keşke ileride hem daha fazla sayıda böyle iş görsek hem de sergiler daha geniş olsa...

    edit: uzun uzun yazmışım da sergi nerede, kaça yazmamışım. beşiktaş deniz müzesi'nde ve ücretsiz, ama 12 nisan'da bitiyor.
  • yoktan adam sayesi'nde gidip gördüğümüz zirve oldu. yolu beşiktaş vapur iskelesinden geçenler ziyaret edebilir, ücretsiz zaten. ben üç dört sene kadar bomonti şişli civarında yaşadım, okulum da hemen aynı bölgedeydi. benim açımdan bölgenin tarihini bilmek oturduğum sokağın adının nereden geldiğini öğrenmek çok güzel oldu. özellikle bomonti'nin adının bomonti bira fabrikası'nı kuran adolf bomonti'den geldiğini öğrenmek ufkumu açtı (bkz: ahmet sourtimes), bu bilgiyi ortamlarda satarım.

    kent hafızası oluşturmak adına böyle organizasyonlar iyidir. hele öğrenciyseniz sakın kaçırmayın yarım saatinizi ayırıp uğrayın.
  • pazar günü sunay akın zirvesi'nde ziyaret etme imkanım oldu. barmen olarak bir bira fabrikasının bölgesini nasıl değiştirdiğini öğrenmek ufuk açıcı bir şey. ben bomonti birasının adının bomonti semti'nden geldiğini sanıyordum aslında tam tersiymiş. sunay akın da bol bol anlattı zaten 19. yüzyılın başında istanbul'da tam x tane bira fabrikası varmış.

    sergide fotoğraf çekmek için bir sürü eser var bir ara fotoğraf makinesiyle tekrar uğrayacağım. 19. yüzyıl kıyafetlerinin asılı olduğu bir bölüm var kıyafetleri giyip foto çekilebiliyorsunuz. çift olarak gidecekler oraya uğrayabilir.
  • beşiktaş sahillerinde kafa toparlamaya gitmişken uğradığım sergidir.

    açıkcası neyle karşılacağım konusunda pek bir fikrim yoktu. çevremde, “zaten
    beşiktaştasın, mutlaka uğra” tavsiyelerine uyarak gitmeye karar verdim. kesinlikle
    pişman olmadım. biranın türk toplumundaki yeri ve tarihi müthiş renklerle ve
    muazzam bir sunumla sergilenmiş. konuyu bira özeline indirgemeden, markaların
    nasıl oluştuğu, gündelik hayatta kullandığımız ve artık bizim parçamız olan bazı
    olguların aslında nerelerden / kimlerden geldiğini gördüğümde garip bir “saudade”
    yaşadım. her şeyiyle tatmin oldum sergiden.