şükela:  tümü | bugün
  • başkasıyla alakalı muhabbet açıldığında toplumsal kurallardan, adetlerden, göreneklerden, din kurallarından bahis açıp kendi özel yaşamında bunların tamamını es geçip kafasına göre yaşayan insan tipidir.
  • ikiyüzlü sözcüğü ile ifade edilebilendir.
    bu kadar uzun kastırmaya gerek yoktur.
  • (bkz: acun ılıcalı)

    sözde muhafazakâr, adeta pıtırcık, reisçi, dindar...
    özde yalancı, eve kız atan, çapkın, hileci, paragöz...
  • bazı zamanlarda bunun tam tersi kimliğe büründüğüm için de tepki aldığım düşünülürse, kaderdaşım diyebileceğim; öte yandan, iğne-çuvaldız denklemindeki uygulama eksiklerinden ötürü eleştirilebileceğini düşündüğüm kişilik.

    bir yandan; muhafazakârlık teriminin içinde barındırdığı muhafaza etmek deyiminin anlamı da düşünülerek, bu düşünce yapısı ile yaygın olarak reaksiyoner olarak ifade edilen dünya görüşü ile karıştırılmaması gerekir bu kişiliğin. zira reaksiyoner olarak ifade edilen kişilik, geçmişe özlem çeken ve onu geri getirme amaçlı hareket eden -ama mikro, ama makro boyutta- kişiliktir. muhafazakâr kişilik ise, bugünün, yakın geçmişteki süregenliği ile birlikte, korunmasını talep eden kişiliktir. bu başlıkta bahsedilen kişilik, anladığım kadarı ile "reaksiyoner" olarak addedilen kişilik oluyor.

    (ara not: reaksiyoner derken, kime ve neye göre geriye gidişten bahsedebiliyorsak; sanki tarih tek yöne akan bir nehir ya da tek parça bir ipmiş gibi. oysaki, tarih dediğiniz şey bile, ipliksi bir yapıya sahiptir; çoğu kişinin farklı bir telinden baktığı bir yapı.)

    öte yandan; bu kişinin bana göre eleştirilebilir olan yanı, "reaksiyoner" olmasından ziyade, bunu uygulamamasıdır: kişi kendi fikrini savunmazsa, hayata bakış açısını kendi uygulamaya geçirmezse; o fikri, o bakış açısını kim savunacak? söylem ile uygulama tutarsızlığı, bu kişiliğin ilk eleştirilebilir yanı olabilir.

    ikinci ve en başta bahsettiğim iğne-çuvaldız meselesi ise, reaksiyonerliğin "ilerleme eleştirisi" sebebiyle esasen anarşizm ile yarışabilecek denli radikal bir eleştirel altyapıya sahip olmasından geliyor: burada liberal denilerek muhtemelen bahsedilmeye çalışılan "ilerlemenin özgürleştirici nimetlerinden faydalanan" kişilik tipinin gerektirdiği "ilerleme savunusu" yerine, ilerlemenin eleştirisi ile kendi bakış açısını temellendirmiş kişilerin bir yandan bu ilerleyişi sert bir eleştiriye tâbi tutup, öte yandan da bu "ilerleme"nin ve "özgürleşme"nin getirdiği "nimet"lerden faydalanıyor ise; bu kendi hayat görüşü ile hayatının sürdürülemediğinin bir pratik delili niteliğindedir ve esasen eleştirmesi gereken görüşün kendisininki olduğu açığa çıktığı hâlde, bunu eleştirmekte yetersiz kalmış demektir - eğer ki eleştirse idi, bu denli büyük bir tutarsızlığı gözden kaçırması pek de mümkün olmasa gerek.

    sözün özü: hayât görüşü olduğunu iddia ettiği fikrin uygulamasını kendi hayâtında gerçekleştiremeyerek kendi görüşünü çökertmesi sebebiyle fikrî olarak eleştirilebileceğini düşündüğüm kişiliktir kendileri - ahlâki bir eleştirinin yapılıp yapılamayacağı tartışmasına girmeksizin dahi.

    günümüzde kendilerinin bir hâyli örneğinden muzdarip olduğumuz da düşünülürse, açıkçası bu rahatsızlığın iğrenmeye evrilmesini dizginlemekte güçlük çekiyorum, kendi adıma.