şükela:  tümü | bugün
  • efendi," dedi. "'ben sevilmek istiyorum, sevecen bir kişiyim, başkalarına bana davranılmasını istediğim gibi davranırım, ama yine de arkadaşım yok ve yapayalnızım.' buna ne yanıt vereceksin?"

    gururla doğruldum yerimde. "ey arayan insan, bana yanıt için geldin ve ben de sana yanıtımı veriyorum: altın kural işlemiyor artık. kendisine yapılmasını istemediğini başkalarına yapan bir mazohist ile karşılaşmak ister misin? ya da çukura canlı canlı atılma şerefini özleyen bir timsah tanrı müridiyle? ya da her şeyi başlatan o samiriyeli ile... yolun kenarında yatan adamın yaralarına yağ dökülmesini istediğini nereden çıkarmıştı o? ya o adam o sakin anları nı kendisini ruhsal olarak tedavi etmek için kullanıyor ve bundan zevk alıyor idiyse?" kendi kulağıma gayet inandırıcı geliyordum.

    "kuralı başkalarına kendine davranılmasını istediğin gibi davranmaya çevirsek bile, bizden başkasının kendisine nasıl davranılmasını istediğini nereden bilebiliriz? ne kadar dürüstçe uygularsak uygulayalım kuralın anlamı şudur: başkalarına, başkalarına gerçekten davranmak istediğin gibi davran. bu kuralla bir mazohistle karşılaşırsan onu kendi kamçısıyla kamçılaman gerekmez, çünkü bu onun senden kendisine yapmam istediği şeydir. o müridi timsahlara atma gereği de kalmaz."

    (richard bach - mavi tüy )
  • bencilliğin bazen de karakter-sizliğ-in ayakları altında çiğnenen, ezilen bir hayat güzelliği.
    çok basit bir kural gibi aslında ama kurallar da çiğnenmek için kısmını unutmadığımız.