şükela:  tümü | bugün
  • kendini aramak, bulmak, budamak.
  • kendini başka bir insana adamak şeklinde tezahür edebilen davranış. aşk meşk meselelerinde de karşılaşılabilir böyle iddialı mevzulara ama açıkçası kendisini birşeylere yada birilerine adamadan önce birkez daha düşünmelidir insan. "ben ne yapıyorum, birini çok sevmek ömrü ona adamayı mı gerektirir, benim hakkını vererek yaşayamadığım hayatım ne olacak" sorularını sormak gerekir, yarın öbürgün ben sana hayatımı adadım diyerek karşı tarafa sitem etmek, çok sevdiğn kişiyle arana eski hesaplar sokmak, geriye dönüp baktığında kendine ait bir hayat bulamamak gibi riskleri vardır bu işin.
    bir de anneler vardır,hayatlarını adayan, onalrınki daha bir kutsal gelir göze, daha anlamlıdır sanki ama evladı için kendi hayatını geri plana atan anne kendinden vazgeçerek çocuğunun sırtına büyük bir yük yüklemekte,evladıyla arasına kayıp bir hayatın girmesine yol açmaktadır , o da ayrı bir sorundur haliyle.
  • son derece oyunbaz yaratıklar olduğumuz kesin. kendimizi yeniden yaratma çabamızın boşa gittiğini, gerçekleştirmeye çalıştığımız düşlerimizin her zaman düş olarak kalacağını fark ettiğimiz anda şu ''kendini adama'' oyununu oynamaya başlıyoruz hemen. (hepimiz adına söylüyorum bunları.)

    bu şekilde hem kendi zavallı hayatımızı biraz daha anlamsızlaştırıyoruz hem de kendimizi adadığımız hayatların üzerine bir ''karabasan'' gibi çöküyoruz. lafı hiç dolandırmadan açıkça söylemek gerekiyor belki: kötüyüz biz!
  • "nihayet, çaba harcama* duygusu, arkadaşım açısından yorgunluğu yenme duygusudur. ama onun yorgunluğu, yolların tozunun, güneş yanıklarının, güzergahın çetinliğinin azami ölçüde varolması için katlandığı hırstan başka bir şey olmadığından, gösterdiği çaba, yani sevdiği, kendini bıraktığı ama yine de yönetmekte olduğu bir yorgunlukla kurduğu bu yumuşak yakınlık, dağı kendine mal etmek, onun güçlüklerine sonuna kadar dayanmak ve onu fethetmek için sonuna kadar bir adanıştır." jean-paul sartre - l'etre et le neant
  • birine ya da bir şeye, diğer herkesi veya her şeyi görmezden gelerek bağlanma şekli.

    bunu yapabilen insanlara, neye bağlı olduklarını önemsemeden, çok aşırı saygı duyuyorum. süper kahramanlar gibi görünüyorlar bana.
  • bilimse eger adadigi asiri saygi duydugum eylem.

    ben taniyorum boyle birini. fizikci kendisi, tam adanma denmez belki ama hayatindaki en onemli sey fizik. tanidigim en iyi insan olabilir. hem bogazicinde master+asistanlik hem de almanya da master yapiyor ayni zamanli. oyle caliskan, oyle zeki. oyle guzel bir karakteri var ki tamamiyle bencil olmayan bir insan tanidim hayatimda ilk defa. yaninda 3 kalin kitap ile dolasiyor. benim icin uber insan; ustelik ayni evde yasadik biz bu insanla oyle de yakindan tanima firsati buldum kendisini. hayatta yakindan veya uzaktan tanidigim hic kimse gibi olmak istemedim simdiye kadar. ama bu insan gibi olmak isterdim.

    demem o ki gercekten gecerli ve guzel bir discipline adamaksa bu; her seyi ile guzellestirebilir sizi.
  • kendini adayamamak, türk toplumunun birey düzeyinde hedefsiz ve amaçsız (ya da istençleri çok temel olan: evlenip çocuk sahibi olmak gibi) insanlardan oluşması sebebiyle bir türlü gerçekleştiremediğimiz, hep eksik kaldığımız eylem. farkında olmasak da, bunun eksikliğini o kadar yoğun hissediyoruz ki...

    herkesin kafası rahat olsa böylesine verimli bir ülkeden ne bilimler ne sanatlar ne teknolojiler çıkar. tabii orta çağda yaşadığımız için kafa rahatlığı * talep etmek gülünç bir hareket olur eko-politik kesimde.

    memlekette orijinal bir fikir veya herhangi üreti ortaya çıkmamasının temel sebebi rahatsız, huzursuz, mutsuz, beklentisiz ve çaresiz bireylerin olması ve bu bireylerin toplumun neredeyse tamamını oluşturmasıdır.

    insanları rahat bıraktığınızda göreceksiniz ki eğitim, ekonomi, kültür, bilim, teknoloji kendiliğinden gelişecek *, insanlar hür yaşarken üretip katkı sağlayacaklar. bunu da ancak kendilerini yaptıkları şeye adayabilecek kafa rahatlığına sahip olabildiklerinde başaracaklardır.