şükela:  tümü | bugün
  • affetmelerin icinde en zorudur sanki. kendiyle hesaplasmalari bitmeyen, ben olmadim daha diyen her bireyin zaman zaman yapmaya calistigi bir seydir. sari ve cigirtkan bir pazar sabahi babaniza bagirdiginiz kahvalti sabahi gelir akliniza... o simdi dönülmez bir yoldadir; yutkunursunuz. puslu kis sabahlarinda servis beklerken her sabah onun gecmesini beklerken diger servisin icinde ve görme ümidiyle parmaklarinizi ogustururken sogukta; o halinizi hatirlayip; onunla hic konusmayacak olusunuzu anlamaya calisirsiniz yillar sonra...anlamak affetmeye yetmez oysa. cocuklugunuzu düsünürsünüz bazen; belki yaninizda olsa; affetmeniz kolaylasir cünkü anlamaniza yardim eder bazi seyleri. evet anlamak yetmez affetmeye ama bir yerden baslamak gerek sanki. el yaziniza bakarsiniz, sizin degildir artik. korkulariniz ve umutlariniz yillanir. dogumgünleriniz her yil daha da anlamsiz gelir. bir duvarin altinda kalmis eski bir günlük gibidir yasam; utanarak bakarsiniz sayfalarina. ilk öpüsünüzü, ilk sevismenizi, ilk yangininizi hatirlamakta zorluk cekerken her sey daha anlamli olmaliydi gibi gelir; basit hollywood filmlerindeki gibi hani.

    kendinizi affetmek istersiniz gün gectikce; asil zor olan unutmaktir belki de.
  • kimselere karşı içinizde bir ferahlık duygusu taşımadan salt kendinizi kollayıp koruyorsanız ortada büyük bir aldatma vardır aslında ama başkalarını affedebilecek kadar büyükse yüreğiniz, pekala en büyük anlayışı da kendinize gösterebilmelisiniz çünkü insan olup bu yükü taşımanın zorluğunu da en iyi siz biliyorsunuzdur.

    (bkz: beşer şaşar)
    (bkz: kalbimi affettim)
  • hayatı tüketmenin değil ama yaşamanın* * yegane yoludur. kendini beşer saymak, kendinle barışık olmakla ilgilidir.
  • dünyayı da affetmeye doğru giden yoldaki duraklardan biridir. insan olmanın ağırlığı altında ezilirken doğrulmaya başlamaktır.
  • zor olandır. her zaman en acımasız eleştirilerimize (bazen bilinçsizce) kurban ettiğimiz kendimizi, sonra bağışlamaya çalışmaktır. kendini affetmek olmaz çoğu zaman, kendini affetmeye çalışmak vardır. genelde de başarısız bir çabadır bu. ya da başarılı olsa bile, diğerlerini affetmekten daha sancılı bir sürecin içinden geçmektir. kendinle savaşmak gerektirir, hırpalar insanı...

    kendini suçlamak kolaydır, kendini affetmek zordur çoğu zaman. bazen kendini suçlamaktan vazgeçemez, kendinden kaçmak istersin. kaçamazsın. ama zaman, herşeyin ilacı zaman, o yaşananların da izlerini birer birer silip temiz ve yeni bir sayfa açar bir gün önüne... bazen tamamen temizlenemezsin, o pişmanlığın yarası bi yerlerde bir ameliyat izi gibi kalır. kimi zaman sızlar, anımsatır kendini...
  • kendine aşk yolunda, kendine teşekkür etmek ile tamamlanacak iştir.

    kendini sevmek, sevmektir.
  • kişinin yaptığı pislikleri en iyi ve en detaylı bilen tek kişi yine kendisi olduğu için, çok zor bir durumdur. hatta imkansıza yakın bir durumdur.

    hiç kimse;
    ''ben hayatımda yaptığım hiç bir şeyden pişman olmadım. pişman olacak olsam zaten yapmazdım.'' diyemez.
  • vicdan muhasebesinden karlı çıkmaktır
  • suçluluk duymamak değil her insan için olabilen hata yapma kavramını sindirebilmektir. hayatını gözden geçirdiğinde bir bakarsın ki başkalarının öyle davranışlarını sindirmişsindir ki artık bu noktadan sonra kendine daha fazla eziyet etmenin anlamı yoktur. çünkü hayatında senden daha değerli bir şey yoktur, sen sen olmak için yaşıyorsundur ve bununla da yaşamayı öğrenmen gerekmektedir. bunun da tek bir çözümü vardır, nerde yanlış yaptığını analiz edip yola bu şahane bilgi ışığında devam etmektir. tabi önce affedemediğin şeyi düzeltme yollarını elinden geldiğince arar olmuyorsa ozaman beyaz bir sayfa açıp devam edebilirsin. eğer elinden gelen herşeyi yaptığına inanıyorsan ve zamanı tersine döndürmeye imkan yoksa yeni maceralara doğru yol almak en mantıklısıdır. çevrendekileri hiçe sayarak değil kendini yetiştirip hem diğerlerine hem de ben e saygılı olmayı öğrenerek yapılabilir. egosantrizmile karıştırmayınız gerçi o da biraz lazımdır.
    ülkem kültüründe elalem ne der mantığından ve elalem için yaşamak kavramlarını buraya hiç mi hiç sokmak istemiyorum.