şükela:  tümü | bugün
  • baska bir kendiyi sevmekten kaynaklanır. daha akıllısı*, daha guzeli, iste illa ki daha iyi ve ideal bir "kendi" fikri kisinin beynini kurcalar ve sahip olunan "kendi" de asla yetmez bu yuzden, bir turlu kabullenilemez.. kendini sevmemek kısırdonguseldir de ustelik. kisi kendine baktıkca, varolan kendisinin ideal'inden ne kadar da uzak* oldugunu gorerek kendine yabancılasabilir* bittabi kendinden uzaklasabilir*. bu uzak mesafeden de kendini ilerletemeye gucu yetmeyecegi, kendini duzeltip yuceltemedigi icin, kisimiz hayalini kurdugu ideallikten de bir o kadar uzaklasır. elde-var-kendi de haliyle heder edilmis olur ve kisi de meymenetsiz, kifayetsiz bir kendi ile; sevilmesi artık "acıkca" olanaksız bir kendi ile ortada kalakalabilir.. ki bu kisinin gozunden, artık her bir otekinin benligi dahi, kendi guduklugu karsısında ustun ve daha sevilesi bulunur. bu bakımdan kendini sevmeyen baskasını da sevemez gibi ilginc dusuncelerin aksine, kendisini sevmeyen insanların tam da bahsettigimiz kendilerine olan sevgisizliklerinden, baskalarını sevmeye nasıl da hevesli ve egilimli olduklarını gormek cok olasıdır. kosut olarak, kendisini sevmeyen biri, hicbir oteki tarafından sevilmeyi basaramayacak, daha dogru bir ifade ile, kendisine bir sekilde beslenen ve gosterilen sevgiyi kabullenemeyecektir*, hatta antipatizan kisimiz kendisine ait pek ezik karaktere sevgi besledigi icin bahsi gecen otekiyi de elinden geldigince kınayabilecektir.. bazı insanların, kendisine hayvan muamelesi yapıyor olmalarına karsın, nasıl da kimi insanlara akıl almaz bir baglılık gosterdigini anlamak hic de zor degil bu bakımdan. detaylandırmayacagım ama yakın alakası bakımından: (bkz: sucluluk duygusu). tabi her kendini sevmeyen boynu bukuk ve mahzun olacak diye bir sart da yok, kimi suursuz bunyelerde, su sekilde garip olusumlarla da ortaya cıkmıyor degildir : (bkz: kendine hayran olup kendini sevmeyen insan tipi) bunlar da oyle magrur oyle cok bilmistir ki kendilerini sevmediklerini kestirmek hic de kolay degilken, kendilerini sevmemeyi, icinde bulundukları bu durumu dahi yediremedikleri, yasayamadıkları bunyelerinden yansıttıkları negativite ile muhattapları olan insanların kendi kendilerine olan sevgilerini yitirmelerine bile neden olabilirler. aman diyelim. epidemic!

    hep boylesine korkunc mudur kendini sevmemek? tabi ki degil. canı dise takarak, nefes almadan calısarak, ideal'in pesinde basamakları tırmanma cabasını korukler zaman zaman ki dısardan da oldukca yapıcı bi durum olarak gorunur.. nitekim obsesif kompulsif bozukluklarda da sıkca goruldugu uzere ic dunyasında kisiyi bogan zorlanımlar gundelik yasamında kisiye parlak bir kariyer*, basarı kazandırabilir. sevmedikleri kendilerinden kacıp, careyi idealleri ile bir yarısa girmekte bulan insanlar. fakat sadece yarısır dururlar.. zira gercek kisiligin tersine, yarısın ortasında nefes darlıgından, laktik asit birikiminden yere yıgılıp kalma ihtimali olmayan o "cok sevgili ideal" tabii ki pesindeki guduk kisiligi durup bekleyecek degildir.. ne de olsa kisi icin bir yarıs gorunen, gercekte bir idealin pesinden suruklenmekten ote bir durum degildir.. ama zaten kisinin yasadıgı "sorun" yasanan gercegi gorememek ya da bilememek degil, kabullenememek oldugundan, gercegin aslında ne oldugu hic de onemli degildir ki.. kisiyi manen ve agırdan yıkıyor da olsa, ortalamada, dunya adına ozellikle, "oldukca" yapıcı bir olaydır, varsın kendini de sevmesin dedirtirler adeta! zira bir de*, dunya nimetleri rahatca onune sunulmus, hırssızın teki bir kimse icin kısmen huzurlu ama bilincsiz bi yasamın mumkun oldugu bir halde olusabilir "kendini sevmemek".. kisi kendisiyle seyrek konusma ve bulusma gerceklestirebilecegi turden bir iliski icine girer. sorumlulukları, yukumlulukleri yoktur ya da bunlar baskasının uzerine yıkılabilecek kadar hafiftir ve kisi bu rahatlıgı icinde kendisini pek de sevmedigi kiracısı olarak gorur ki zaten kac hangi ev sahibi kiracısına bayılmaktadır, degil mi.. (bkz: ev kiralamak). fakat anlamsızca tuketen, ise yaramaz, degersiz* bir yasamdır sozkonusu olan. kisi, sevmedigi kendisine bir fayda saglayamadıgı, asla tatmin olamadıgı gibi dunya icin de bir fazlalık, kimi zaman "zarar" niteligi tasıyabilecektir. nitekim somuru, insan hakları ihlalleri, istismar vs. olarak nitelenegelmis her bir sosyal sorun kendini cok zaman aslında bu tur bir psikolojik temelden kurar. zira kendisi, kendiyle ne yapacagını bilmiyor ve kendine sahip cıkmıyor, ona yabancılasıyorsa ve fakat asla bu halinden de rahatsız olmadan bir amaca dogru yonlenmiyorsa, bu "yabancı"nın dunyadaki varolusu bir tek eylemle ozetlenebilecek kadardır: (bkz: kullanılmak)
  • uzun zamandır yaptığımdır. aksi için bahaneler bulmaya gayret ediyor olsam da başarı oranım gittikçe düşük. bir gün umarım ortak bir şeyler bulup, aksini başaracağım*
  • sürekli olması durumunda hayatı zindan edecek eylem, kişinin hayatı boyunca sevmediği biri ile birlikte yaşaması zorunluluğuyla sonuçlanır. (bkz: atsan atılmaz satsan satılmaz)
  • yalnızca kişinin içişlerinin baktığı bir sorun değil, globalleşen bir dış ilişkiler sorunudur ekstra olarak.

    zira kendisini sevmeyen birini sevmeye, destek olmaya, yüreklendirmeye çalışmak kadar kişiyi yıpratan edim dünya üzerinde az bulunur sevgili okurlar.

    sevgiyle baktığınız, düşündüğünüz, anlayışlı olduğunuz, hatalarını kapatıp destek verdiğiniz kişi kendisini neredeyse hiç sevmezken sizin tüm bu yaptıklarınız ona o kadar sahte gelir ki... çünkü onun düşüncesine göre böyle bir şeyin olması mümkün değildir, onun böyle sevilmesi, düşünülmesi olası değildir... sırf biri onun kendisini sevdiğinden daha çok sevebiliyor diye eziyet eder bunu yapan kişiler. önce kendisine, sonra herkese... hele bir de bu kişileri dostluk bağının ötesinde bir çerçevede seviyorsanız vay halinize...

    kendisini sevemeyen insanlar dakikasal mutluluklar ve saatsel ızdırapların insanlarıdır.

    onları düşünüp kolladığınız, sevdiğiniz için suçlu olan siz olursunuz, kötü olan da yine siz olursunuz. sonra öylece kalakalırsınız ortalık yerde. bir de bakmışsınız ki faturalar hala başkalarına çıkıyor ama o kişiler hala kendini seviyormuş gibi yapıp kendinden nefret ediyorlar.

    ne büyük insan kıyımı, ne kadar büyük bir hata.

    siz siz olun. uzak durun. inandıramazsınız onları ne kadar sevilebilir olduklarına.
  • değişim gerektiğinin sinyalidir.
  • bir çok insanın farkında olmadan içinde bulunduğu durum.
  • kendini sevmemek, kendine tahammül edememeye dönüşür. kendini sevmemek, seni sevmeyenlerin tarafında durup kendini terk etmektir. bazen öyle geliyor ki bi insan sırf kendi dırdırından kaçmak için devamlı seyahat edebilir, bilerek ve isteyerek günlerce uyuyabilir, yirmi kitabı bir haftada bitirebilir, aynı şarkıyı bin kere dinleyebilir, bitap düşünceye kadar her bulduğu işi üstlenip kendini kullandırabilir, sözcüklerden tiksinip konuşmayı tamamen bırakabilir, alkolik olabilir, pavyona düşebilir. (tamam, daha gitmiim, bu kadar yeter)

    bir başkasını severek kurtulunmaz bundan. ama bir başkasını severek, hatırlanır. nasıl bir şeydi, tüm bu yaygara başlamadan önce, özgür olmak ve sevmek nasıl bir şeydi?... nasıl?...

    (buna bi cevabım yok kardeşim, üç noktamı koyarım, gizemimi yaparım, giderim. mesai saatim bitti.)
  • kalabalıklar içinde zibil gibi mutlu gibi görünen ama kendini sevmeyen insan vardır.

    kendini sevmeyen başkasını da sevemez. o yüzden kimseyi sevemez kendini sevmeyen. en kötü tarafı budur.
  • bir gerçek kayboluş

    ruhunun derinliklerinde hisler
    hissizliklerle çarpışıyor
    imanıyla imansızlığının savaşını
    bunalımlı elleri kazanıyor
    devasa boyutlara uzanan
    beynindeki hortum
    tüm fikirlerini yutuyor
    savurup attığı alanlar
    kan, revan, şarap kusmuğu…
    içinde kazandığı zaferin sevinci
    yok edeceği ,
    ilk defa yendiği beyni,
    aşağılarcasına eziyor.

    yenik düşen beyin ağlanıyor
    dağlanıyor her bir yanı
    bir göreni, bir duyanı yok
    olmayacak kurtaranı
    o tek başına bir hiç
    yalnız, yapayalnız
    ezik, silik ve yitik
    zavallılığından iğreniyor…
    yardım ediyor ellerine
    ona kazanması için destek veriyor
    ve uygulamaya geçiyor artık
    birlikte yeni bir zafere doğru
    büyük mutlulukla ilerliyorlar
    eller bilmiyor beynin yardım ettiğini
    bilmiyor beynin ne kadar güçsüz olduğunu
    ne kadar zavallı ve aciz olduğunu
    “hayat nefes almaktan ibaret”