şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: temet nosce)
  • delfi tapınağında "kendini tanı" yazıyor..
  • "insan ancak bütün nesneleri tanıdıktan sonra kendini tanımış olacak. çünkü nesneler insanın sadece sınırlarıdır." *
  • bir yunan tapınagında yazılıdır. socrates e ait sanılırdı, degilmis.

    -ben kolayca sana kapıları acıp seni buraya sokabilirim, ama bir baskası kolayca aynı kapılardan seni cıkartabilir.

    cıkartmasalar keske. burada dursak.

    kendini tanımanın bir onemi yok ki.. insanlar seni nasıl tanıyor ondan haber ver. zira insan sosyal bir varlık. cogunluk ne oldugunu iddia ediyorsa o olarak tanımlanarak hayatını surduruyorsun.
    ben kendimi cok iyi tanıdıgımı zannediyorum misal. cok zaman harcadım kendime cunkum.
    ama bu benim nasıl tanımlanacagımı kendimce belirleme hakkımı bende saklı tutmuyor ısrarla.
    kısmet bir yerde..
  • (bkz: nosce te ipsum). kendini bilmezsen yapıştırırlar ensene sözünü hatırlattı tabi ama bu şaka .
  • insanın karmaşası değişkenliği sınırsızlığı düşünüldüğünde ne kadar zor bir anlamı olduğu da daha net ortaya çıkıyor."kendini tanı"nereden başlayarak, neyin itirafını yaparak ya da hangi cesaretle...
  • "(...) kendi kendimi incelemeye gelince, son günüme kadar birlikte yaşamak zorunda olduğum bu kişiyle hiç olmazsa anlaşmayı kendime kural seçtim ama, neredeyse altmış yılı bulacak bu beraberlik bile yanılgılara açık. kendime ilişkin bilgiler için kendi içimin derinliklerinde yaptığım araştırmalardan ortaya çıkan bulgular belirsiz, içe dönük, biçimlenmemiş ve herhangi bir suç ortağı gibi gizli. daha tarafsız bir yaklaşım ise sayılar biliminde geliştirebileceğim kuramlar kadar soğuk, gerçekten uzak bilgiler veriyor; kendi hayatıma başkasının hayatıymışcasına bakabilmek için aklım erdiğince uğraşıyorum. bu iki bilgi edinme süreci oldukça güç süreçlerdir; biri insanın içine girmeyi, diğeriyse insandan uzaklaşmayı gerektirir. tembellikten ötürü ben, bu her iki yöntem yerine bilineni uygularım. beceriksiz bir terziye verdiğimiz kumaşı bilinen bir biçime uygulama çabasının kötü sonucu gibi kendi hayatımı kısmen halkın gördüğü şekilde hazır yargılarla değerlendiririm. bu araçların değerleri eş değildir; aletler az çok körleşmiştir ama, elimde başkaları olmadığı için kendimi ve insan olarak yazgımı onlarla değerlendirmek zorundayım.

    hayatımı düşündükçe karşıma çıkan biçimsiz kütle beni afallatıyor. bir kahramanın hayatı çok yalındır; doğrudan hedefine ulaşan bir ok gibidir. ister övünçle ister üzüntüyle olsun, insanlar hayatlarını bir reçeteye indirgemek isterler ve genellikle de şikayetçidirler; anılar, açık, anlaşılır bir geçmiş çizmelerini sağlar. benim hayatımın böylesine belirgin çizgileri yok. ne olmadığım beni ne olduğumdan daha iyi tanımlar; iyi bir askerim, ama büyük bir savaşçı değilim; sanatseverim ama neron'un ölüm döşeğinde kendisini sandığı kertede bir sanatçı değilim; suç işlemeye yatkınım ama suçla yüklü değilim. büyük insanların aşırılıklaryla nitelendirildiklerine inanmaya başladım, bu insanların kahramanlıkları hayatları boyunca bu aşırılıklarını korumuş olmalarından kaynaklanıyor. aşırılıklarımız bizim birbirine karşıt kutuplarımız. zaman zaman her türlü aşırılığa kaydım ama hiçbiri sürekli olmadı; hayat beni aşırı kutuplardan geri çekti. yine de bir çiftçi ya da iyi bir arabacı gibi orta karar bir hayat sürdürdüm diyerek övünemem (...)"

    hadrianus'un anıları, marguerite yourcenar, nili bilkur

    (bkz: person of interest/#28818659)
    (bkz: beyaz kale/#16813195)
    (bkz: mustafa kemal atatürk/@invulnerable)

    (bkz: memoires d'hadrien/@invulnerable)

    önemli not: aslında, hadrianus tarafından yazılmış notlar vardır, ancak kayıptır.
  • "aslında olduğunu sandığın insan mısındır sen? senin bile herhangi bir olayda fark edemediğin yanların ortaya çıkıyorsa, bir başkası nasıl bilebilir seni, sen dahi bilemiyorken. bitiş gününe kadar, o son saniyeye kadar kendini tanımaya devam edeceksin. hiçbir zaman tam anlamıyla kendine bile hakim olamayacaksın. o zaman kendini kahretmeyi bırak belki yarın altından kalkabileceksin."
  • "kendimi aradım. bunun dışında bir şey aramaz insan."

    (bkz: cesare pavese)