şükela:  tümü | bugün
  • yakında meclisten geçmesi muhtemel "afet riski altındaki alanların dönüştürülmesine ilişkin yasa tasarısı"nın yasalaştıktan sonraki kısa adı.

    siz tabii 28 şubat'ı esefle anarken bunu size acı acı geçirecekler.

    evin yıkılsın diye bir türkü var, mahsuni şerif'in. işte o beddua hepimiz için tutmuş görünüyor zira karşımızda devleti aliyyeyi türkiye olub, bunun bi de meşhur tck'sı var.

    yani bir sabah mahmur gözlerle pencerenden dışarı baktığında kapında sarı bir iş makinesi göreceksin kamil. işte kamil seni o makineyle silecekler. evine beğenmek zorunda kalacağın bir fiyat biçip, seni kendi evinden kovacaklar.

    sonra bu müthiş kar odaklılık tokiden geçecek. efendimizin sümeyyesi, bir de bakmışsın, 8000 avroluk çantayı takmış koluna, karşında zevkten 4 köşe, sakız çatlatacak.

    sen de "ama lider vasfı var" demeye devam edeceksin.

    http://www.bianet.org/…-koyarlar-itiraz-edemezsiniz
  • tam adı afet riski altındaki alanlarda dönüşüm kanunu'dur.

    chp milletvekili ve deprem bilimciö prof. dr. haluk eyidoğan başkanlığında, perşembe günü tbmm'de kanun hakkında yapılan basın toplantısında dağıtılan bildiri şu şekildedir;

    “afet riski altındaki alanların dönüştürülmesi hakkında kanun tasarısı” hakkında basın toplantısı - 1 mart 2012 perşembe

    tbmm bayındırlık, imar, ulaştırma ve turizm komisyonu’na gelen “afet riski altındaki alanların dönüştürülmesi hakkında kanun tasarısı” 22-23 şubat 2012 de toplam 15 saat süren tartışmalarda görüşülmüş ve dün itibariyle komisyondan geçişi ve meclise getirilmesi onaylanmıştır. chp 25 adet değişiklik önergesi vermiştir.

    chp, başta deprem olmak üzere diğer afet risklerinin azaltılmasına dönük mevcut yerleşmelerimizde yenileme, iyileştirme, dönüşüm ihtiyacının giderilmesine yönelik, halka çıkarlarını gözeten yasal ve kurumsal düzenlemelerin bir an önce yapılmasını istemektedir.

    ancak, hükümetin hazırladığı ve ilgili komisyonda tartıştığımız bu kanun, ülkemizde sağlıklı ve uygulanabilir, oluşan değerlerin halkla ve hakça paylaşıldığı, insan ve mülkiyet haklarını koruyucu nitelikte bir kanun niteliğinde değildir. kentsel dönüşüme maruz kalacak alanlarda yaşayan vatandaşlarımızı bu yasayı dikkatle değerlendirmeye davet ediyorum.

    nasıl bir kanunla karşı karşıyayız?
    • günümüz dünyasında kabul edilen bir “kentsel dönüşüm” anlayışını görmezden gelen, mülkiyet hakları ihlal eden bir “buldozer” kanunudur.
    • halkın katılımını ve yerel yönetim iradesini yok varsaymaktadır. çok yönlü mağduriyetlere yol açacaktır.
    • tabandan başlayan değil, tepeden inme bir uygulama aracıdır.
    • mevcut tüm imar mevzuatının üstüne çıkmakta ve yok varsaymaktadır. vatandaşın itiraz hakkı olacaktır ama yürütmeyi durduramayacaktır. önce yıkıp sonra payları dağıtacaklar ve tescil edeceklerdir. • planlamayı, plan kararlarını ve "kentsel yenileme" alan ve işleyişini kent bütünü içerisinde düşünemeyen bir kanun tasarısı ortaya çıkmıştır.
    • konuyu art niyetle bir rant mühendisliği olarak görmektedir.
    • yasa metninde muğlaklıklar yaratarak, kimilerine farklı davranma ve toplumda "başkalastırıcı" uygulamalara zemin oluşturmaktadır.
    • çok sayıda uzmanlık alanını ilgilendiren kentsel yenileme iceriğini yalnızca bır hukuk belgesınden ibaret görmektedir. hukuksuzluğa davetiye çıkarmaktadır.
    • 150 yıllık dünya deneyimini ve türkiye kentlerinin kendıne özgü niteliklerini görmezden gelmekte, bu ülkede uzman, üniversite yokmuş davranışı sergilemektedir. sanki bir cehalet ürünü gibi durmaktadır.
    • yetkileri bakanlıkta toplayıp sorumlulukları bakanlar kurulu'na havale etmektedir.
    • doğayı, yeraltı/üstü zenginlikleri pervasızca tüketmekten nasıl kacınmıyorsa, kentsel rantı da yine kitlesel ve geri dönüşsüz biçimde iktidar için kullanma stratejisi güdülmektedir.
    • sözde "yerinden yönetim" den olup, özde en aşırı yetkileri despot bir merkezde toplamak niyetindedir.
    • 1999 depremi sonrasında defalarca yazılıp çizilmesine ve raporlar düzenlenmesine rağmen toplu yenileme modellerini unutup, van depreminden hemen sonra yerel yönetimlerin bütünüyle yabancı oldukları bir konuda ve onları dışlayan, aşırı keskinlikte bir tasarı çıkarılmıştır.
    • bu kanun muğlaklıklar zengini bir kanundur. 20 kezden fazla "yapabilir", "edebilir" fiili ile tamamlanan hükümler vardır. yani “ötekileştirmeye “ ve “keyfiyete” imkan sağlanmaktadır.
    • "acele kamulaştırma" ve "ihale yasasına tabi olmama" sıkça tekrarlanmaktadır.
    • çok büyük bir bütçe oluşturma sevdası gözlenmektedir..
    *taşınmazlar bedelsiz elde edilmektedir;
    *bunlara imar verip satılması sağlanmaktadır;
    *tahliye ve yıkım işlerini vatandaşa bırakmaktadır;
    *kamulaştırmalar acele yapılmaktadır;
    *rezerv alan ve kat karşılıgı ile inşaat maliyetleri sıfırlanmaktadır;
    *yasanın olumsuzluklarına ve hukuksuzluklarına karşı çıkanları “içeri tıkma” nın önü açılmaktadır.

    kanunu bu şekilde yazan akp nin niyeti iyi değildir ve halkın maruz kalacağı deprem riskini azaltacağı şüphelidir.
    akp’li komisyon üyeleri kanun metnine son anda bazı maddeler ekleyerek, bu kanun tasarısı ile boğaziçi kanunu ile (2960 sayılı) korunan geri görünüm ve etkilenme bölgelerinde kalan alanlarda, (2863 sayılı yasa ile korunan) kültür ve tabiat varlıklarının korunmasına yönelik alanlarda ve (5366 sayılı yasa ile) yenilenerek korunma altına alınan sit alanlarındaki taşınmazlarda ve alanlarda her türlü tasarrufta bulunma yetkisini ele geçirmektedir.

    burada sergilenen yaklaşım, hükümetin ülkemizde deprem ve diğer afet risklerini azaltmak niyeti ile hareket eder gibi gözüktüğü, ancak asıl niyetinin başta istanbul olmak üzere bir çok yerde halka bir faydası olacağı şüpheli olan pahalı ve lüks projelerin peşinde olduğunu göstermektedir.
    diğer enteresan bir durum (2960 sayılı) da, kanun tasarısının 18’inci maddesinin “n” fıkrası, kanun tasarısının başlığı, amacı, uygulamalarıyla hiç alakası olmayan bir şekilde, ankara atatürk kültür merkezi’ne ait alanda her türlü imar uygulamasının önünü açmaktadır. kanun tasarısının ruhuyla hiç alakası olmayan bu maddenin bu kanunla gündeme getirilmesine chp ısrarla karşı çıkmış ve maddenin tümüyle kanundan çıkarılmasını istemiştir. ancak madde akp’li üyelerin oy çokluğu ile komisyondan geçirilmiştir. türkiye’de “afet risklerini azaltmak” adına meclise getirilen bu yasada atatürk kültür merkezi alanının mantıksız gerekçelerle imara açılması ve bu kanun tasarısının içerisinde yer almasındaki amacın iyi niyetli olmadığı açıktır. bunu chp olarak kınıyoruz.

    chp olarak bu yasanın, türkiye’de başta deprem olmak üzere afet risklerinin azaltılması faaliyetlerine katkısının ne olduğunu sorgulayacağımıza ve halkın maruz kalabileceği hukuksuzlukların ve mağduriyetlerinin takibini yapmaya söz veriyoruz.

    bu kanun bu şekliyle deprem risklerini azaltma olasılığı düşük, ancak toplumsal ve kültürel riskleri artırma olasılığı çok yüksek bir özelliktedir.

    tbmm bayındırlık, imar, ulaştırma ve turizm komisyonu
    chp üyeleri adına komisyon başkanı: prof. dr. haluk eyidoğan komisyon chp üyeleri:yıldıray sapan, sakine öz, ahmet ihsan kalkavan, idris yıldız, doğan şafak
  • tasarısı http://www.planlama.org/…kkinda-kanun-tasarisi.html adresinden görülebilecek yasa.
  • mimarlar odası basın açıklaması:

    türkiye “kentsel dönüşüm”
    çilginliklarina kurban edilemez...!

    14 mart 2012

    tbmm gündeminde bugün, hiçbir değerlendirme, katkı ve uyarılar dikkate alınmadan “âfet riski altindaki alanlarin dönüştürülmesi hakkinda kanun tasarisi” görüşülmeye başlanmıştır. imar ve çevre alanında yürürlükte bulunan tüm yasaları “uygulanmayacak mevzuat” kılarak, ülkedeki hemen tüm yeni yapılaşma ve kentsel dönüşüm uygulamalarına ait temel kararları başbakanlık-toki idaresi’ne bağlamaktadır. böylece yerel yönetimler, ilgili kurumlar ve toplum katılımı devre dışı bırakılarak “başkanlık sistemi”nin önce imar alanında başlaması öngörülmektedir.

    bir anlamda “imar darbesi” denebilecek uygulamayı “afete karşı önlem” gerekçesi altında düzenleyen kanun tasarısı, ülkenin ve kentlerin tamamını “riskli alan” ilan etme olanağını sağlayarak, bu tanımla belirlenmiş alanlarda toki'yi ve dolayısıyla başbakanlığı “tek imar otoritesi” yapmayı hedeflemektedir.

    tasarıya göre, “bakanlar kurulunca belirlenecek rezerv alanlar” ve hiçbir bilimsel katılım olmadan saptanabilecek “riskli alanlar” ülkenin her yerinde keyfi olarak ilan edilebilecek.

    aynı hukuk ve etik dışı yaklaşım “riskli yapı” tanımında yinelenmekte, teknik ve bilimsel katılımın olmadığı saptamalarla toki'nin dilediği yapıya el koyabilmesi olanağı sağlanmaktadır.

    o kadar ki, tasarıya göre belediyeler “riskli yapıları” verilen sürelerde belirlemediği takdirde bunu çevre ve şehircilik bakanlığı “resen” yapacaktır. riskli alanlarla birlikte aynı yapıların maliye bakanlığı aracılığıyla toki'ye devir işlemleri de tasarının ayrıntılı hükümlerini oluşturmaktadır.

    bu yöntemle belirlenecek sözde “afet riski bulunan”(!) alanlarda ve yapılarda, tasarının asıl amacını oluşturduğu anlaşılan “toki'ye ve toki ortaklarına yeni emlak rantı alanları kazandırmak ve pazarlamak” niyetinin “engelsiz” olarak yaşama geçebilmesi için de ülkemizde yılların deneyim ve birikimleriyle oluşmuş tüm imar, çevre ve kültür yasaları “uygulanamaz” ibaresiyle etkisiz hale getirilmektedir.

    bu sayede yeni emlak rantı alanlarına dönüştürülmek üzere el konulan yapıların zorla tahliye işlemleri ile yıkılmalarında tüm yasal engeller kaldırılırken; ülkenin doğal, kültürel ve çevre değerlerinin korunmasını öngören yasaların da devre dışı bırakılmasıyla aynı değerlerin yok olmasına neden olacak yapılaşmaların önü açılmaktadır.

    tasarıda bu yöntemlerle hedeflenen “tek imar otoritesi” oluşturulması aynı zamanda merkezî idareye “yağma özgürlüğü” tanımaktadır.

    tasarı bu şekliyle, “demokrasinin beşiği” olarak kabul edilen yerel yönetimleri “rantın merkezî hükümetten yönetimi” uğruna tamamen etkisiz ve yetkisiz kılmaya yönelik “yerelleşme ve demokratikleşme” karşıtı anlayışın yasalaşması olarak dayatılmaktadır.

    bugüne kadar, “kentsel dönüşüm yasası” adıyla gündeme gelen tüm yasa tasarıları hakkında, gerek mimarlar odası gerekse diğer meslek kuruluşlarının uzman görüş ve önerileri ile oluşturduğu raporlarda, ülkemizin gerçekleri ve genel şehircilik ilkeleri çerçevesinde sağlıklı bir “kentsel gelişim”in nasıl sağlanabileceğine ilişkin görüşleri hiçbir şekilde dikkate alınmadan hazırlanan bu “tasarı”nın yasalaşması halinde, zaten sorunlarla baş başa olan kentlerimiz felaketlere sürüklenebilecek, yoğun ve kapsamlı bir şekilde kamusal, çevresel, sosyal, kültürel ve ekonomik kayıplar yaşanacaktır.

    bu değerlendirmelere bağlı olarak;

    duyarlı milletvekillerimizi, genel olarak sakıncalarını belirttiğimiz; ülkemizin tüm değerlerini ve anayasal hakları yok edecek olan, kamu yararı ile uzaktan yakından ilgisi olmayan, “yerelleşme ve demokratikleşme” karşıtı ve kentlerimizi “afetlere karşı güvenli hale getirmek” yerine “kendisi bir afet” ve “çılgınlık” olan “tasarı”yı reddetmeleri ve “tasarı”nın geri çekilmesi için çaba göstermeye davet ediyoruz.

    üstlendikleri demokratik sorumluluklar ve kentlerin toplum adına sahipleri olmaları nedeniyle başta “yerel yönetimler” olmak üzere; hakları gasp edilen ve demokrasi, kentli hakları, tarihsel ve doğal değerlerden yana olan bütün kesimleri “tasarı”nın gündemden kaldırılması için dayanışma içerisinde olmaya çağırıyoruz.

    mimarlar odasi
    merkez yönetim kurulu
  • afetleri olduktan sonra idrak etmeye alışmış bir millet olarak çok ta sallamadığımız bir yasadır. ama özünde halkın götünde çok sağlam patlayacaktır. fakat türk halkı bu patlamayı buldozer kapısına dayandığında, semt parkları özelleştiğinde anlayacaktır ki o zaman elimden geldiğince aklı o zaman başına gelenlere soğuk su dağıtacağımdır. çünkü bunun üzerine ancak soğuk su içince harareti alınacaktır bizim insanımızın...

    bende artık yetmez ama evet diyorum bu yasaya...
  • yasa ile aşağı yukarı neler olacağını biraz anlattım.
    #27780207

    ekleme olarak, bu yasa ile ilgili en çok hoşuma giden şey üçde ikisinin rızası ile iş yapılabilmesi oldu. imar uygulalamarında bile herkesi memnun edemediğimiz için sürekli mahkeme vs ile uğraşan biri olarak, bu üçte iki şartının ifraz, tevhid ve 18 madde uygulamalarına da eklenmesi lazım.

    yinede bu üçte iki olayı ile ilgili olarak şöyle bir durum var. medeni kanunun 692 maddesi ile ters düşmekte. ilerde bu konuda sıkıntı çıkmaz umarım.

    --- mk 692 ---

    paylı malın özgülendiği amacın değiştirilmesi, korumanın veya olağan şekilde kullanmanın gerekli kıldığı ölçüyü aşan yapı işlerine girişilmesi veya paylı malın tamamı üzerinde tasarruf işlemlerinin yapılması, oybirliğiyle aksi kararlaştırılmış olmadıkça, bütün paydaşların kabulüne bağlıdır.

    --- mk 692 ---
  • milyonlarca insanın deprem konusunda yaşadığı kaygı ve hassasiyetin dahi, kar projelerine katık edilebileceğini gösteren yasadır. yerinde dönüşümü ve barınma hakkının sağlanmasını değil, kentsel alanlardan kentin harcını karıyan emekçilerin tasfiyesini ve bu alanların sermayenin düzenlemelerine bütünüyle açılmasını esas alan, deprem bahanesiyle gelen yıkımın işaret fişeğidir.

    (bkz: ayazma)
  • çevre ve şehircilik bakanlığı önderliğinde yeni bir "afet riski altındaki alanların dönüştürülmesi" yasasıdır.

    yasa metni için:

    madde madde gidelim. buraya direkt kopyalamayacağım. linkten bakarsınız.

    önce tanımlar;

    rezerv yapı alanı; idare, bakanlık veya toki tarafından belirlenip bakanlar kurulu'na sunulup onaylatılacak potansiyel yapı alanı.

    riskli alan; idare, bakanlık veya toki tarafından tespit edilip bakanlar kurulu'na sunulup onaylatılacak, istimlak edilecek alan.

    riskli yapı; idare, bakanlık veya toki tarafından tespit edilen hasarlı bina.

    her üçünde de ne mimarlar odası'nın, ne tmmob'un ne de herhangi bir üniversitenin tespitine açık bir durum yok. bakanlık gerekirse yapar.

    madde 3-1 - riskli yapılar idare'ce tespit edilir, verilen sürede tespit yapılmazsa bunu bakanlık veya toki yapar. zaten toki=bakanlık. bunun dışında bu maddeye göre mülk sahibinin belediyeden bağımsız bir denetim kuruluşuna, bir üniversiteye binasını kontrol ettirme şansı yok. varsa yoksa bakanlık.

    madde 3-3,4 ve 5 - gözümüze kestirdiğimiz herhangi bir toprak parçasını kimin olursa olsun istimlak edebiliriz, eğer devlete ait bir kurumun ise bize bedelsiz olarak vermekle yükümlüdür zaten. sizin o binada ne yaptığınız bakanlık'ın pek umurunda da olmayacaktır.

    madde 3-7 - için söyleyecek bir söz bulamıyorum.
    "bu kanun’un uygulanması için belirlenen alanların sınırları içinde olup riskli yapılar dışında kalan diğer yapılardan uygulama bütünlüğü bakımından bakanlık’ça gerekli görülenler de bu kanun hükümlerine tâbi olur."

    madde 4 - istediğimiz alanı alıncaya kadar oradaki bütün yapılaşma faaliyetlerini süresiz olarak durdururuz. banyonuzun giderini bile tamir ettiremezsiniz. elektrik, su, doğalgaz vermeyiz. alan ya da bina devletinse sattırmayız.

    madde 5 - bir bina veya alanı gözümüze kestirdiğimiz zaman anlaştınız anlaştınız, anlaşmazsanız belediye, olmadı bakanlık nasıl olsa yıkacaktır.

    madde 6-1 - binayı yıktıktan sonra hak sahipleri daha önce bir kat mülkiyeti anlaşması yapıp müteahhite vermişse bile biz bunu bakanlık olarak sizin onayınızı alma lüzumu göstermeden iptal edebiliriz. geriye tertemiz arsa kalır. sizinle yapacağımız sözleşmede 2/3 oranında söz hakkınız vardır. kabul etmeyenler için bakanlık rayiç bedel tespit ederek ödeme yapar. (burada da rayiç bedeli yine bakanlık tespit ediyor. bağımsız bir kuruluş, oda ya da üniversite yok.)

    madde 6-2 - diyelim hak sahiplerinin 2/3ü dahi bakanlıkla anlaşmak istemedi. gönderilen tebligattan bir ay sonra bu oran aranmaksızın kamulaştırmaya gidilebilir. kamulaştırma bedelini 5 yıl içerisinde taksitler halinde ödeyerek piç edeceğinden kimseye bir faydası dokunmayacaktır.

    madde 6-5 - bakanlık, toki veya idare isterse kamulaştırma yaptığı alan dışında bir yerdeki projesinden size ev verebilir. kabul etmekle yükümlüsünüz. zaten bu aşamaya kadar gelindiyse başka şansınız da pek yok gibi.

    madde 6-6 - buna rağmen riskli alanlarda toki dışında bir inşaat yapmak isterseniz bunun planlarını toki yapar. bu standartlada uymazsanız idare size inşaatın durdurulması ve yıkımına giden cezalar verebilir. halihazırda zaten riskli alan olsun olmasın belediyelerin inşaat konusundaki standartları toki'nin modellerine göre belirlenmekte.

    madde 6-9 - bu kanun yalnızca bedel üzerinden mahkemeye götürülebilir. kanun mantığı açısından bir yasa kendi kendisini tartışmaya veya ictihata kapatabilir mi? taslak bu madde yüzünden anayasa mahkemesi'nden dönebilir.

    madde 7-7 - kentsel dönüşüm işlemi sırasında toki dilerse yüklenici firmaların ödemelerini geciktirebilir, vermemezlik edebilir. bunun karşılığında yüklenici firma, yapılanmanın kamu yararına olması sebebiyle, mevcut projeye veya toki'nin başka bir projesine şerh koyduramaz, satılmasını engelleyemez, haciz işlemi uygulatamaz.

    madde 8-4 - istenirse uzmanlık gerektiren konularda sözleşmeli personel çalıştırılabilir, mesela mala operatörü, harç mütehassısı.

    madde 9 - bu kanunun hükümleri kendisi dışındaki hiçbir kanun tarafından durdurulamaz.

    son bölümde bazı kanun maddelerinin değiştirilmesiyle ilgili başka bir teklifle birleştirilerek sunulmuş. normalde kanunun ve diğer kanunlardaki maddelerin değiştirilmesinin ayrı ayrı oylanması gerekiyor. sonra "afet riski altındaki alanların dönüştürülmesi ve bazı kanun maddelerinde değişiklik yapılması" şeklinde yasalaştırılabilir.
  • eğer doğruysa;

    "bu kanunun hükümleri kendisi dışındaki hiçbir kanun tarafından durdurulamaz"

    şeklinde bir madde içeren yasa.

    bu nasıl bir hukuk anlayışıdır çözemedim. tanrı kaldıramayacağı ağırlıkta taş yaratabilir mi sorusuna benzemiş biraz.

    şimdi başka bir yasa çıksa ve "bu yasa kendisinden önce çıkan bütün yasaların hepsini durdurabilir hatta amına bile koyabilir" şeklinde olsa ne olacak. hangi yasaya göre işlem yapacaksın. yasaların içinde paradoks olmaması lazım.

    edit: böyle bir kanun maddesi yokmuş. yazarın yorumuymuş. zaten olmaması lazım.