*

şükela:  tümü | bugün
  • sehir alanlarinda besin üretmeye verilen isim. günümüzde sehirlerin inanilmaz derecede büyümesi ve etraflarindaki tarim alanlarini isgal etmesi ayrica tarimda calisan nüfusun hizli düsüsü, sehir insanlarinin dogadan kopmasi, yediklerinin nasil yetistiginden haberdar olmamasi, yasamak icin en temel gereksinimiz olan besinlerin üretilmesinin getirdigi zor kosullari anlamak, bilinc gelistirmek, ekonomik ve ekolojik besin üretmek, ayni zamanda sehre dogayi katmanin bir yöntemi olarak gittikce popülerlesen bir konu. balkonlarda, catilarda, kaldirim kenarlarinda domates biber yetistirmek gibi sekillerinin yaninda, hobi bahceleri gibi sehrin icinde veya kenarinda kurulan ve insanlara ugrasabilecekleri ufak toprak parcalari saglayan yerlerde üretilen yiyecekler, hatta sehir icinde yapilan hayvancilik(genelde kümes hayvanlari) bu tip sehir tariminin cesitli türleridir. özellikle bati dünyasinda revacta olan bir konu.

    ayrica (bkz: yesil cati) (bkz: patrick blanc)

    (bkz: gerilla bahçıvanlık)
  • harvard'da 'istanbul'un bostanları' dersi!

    --- alıntı ---

    şehir ve tarım: istanbul’un tarihi bostanlarını korumak ve çalışmak’ adlı dersin öğretmenleri; harvard üniversitesi tarih bölümünden prof. dr. cemal kafadar ve harvard’da osmanlı tarihi üzerine doktora yapan aleksandar sopov.

    elif ince’nin radikal’de yer alan haberine göre, harvard’da bir ders açma fikrinin geçen yaz yedikule bostanlar molozla kaplandıktan sonra ortaya çıktığını anlatan sopov, “kent içi tarım, kuzey amerika ’da akademik çevrelerde giderek daha çok ilgi çeken bir konu. dünyanın dört bir yanından bilim insanları bizimle iletişime geçerek istanbul’daki tarihi bostanlarla ilgili sorular soruyor. çünkü tüm eski osmanlı coğrafyası içinde yedikule bostanları’nın bir eşi yok. osmanlı bostanlarından şehir içinde kalanların sayısı zaten çok az. üstelik yedikule bostanları’nda osmanlı’dan kalan su kuyuları, kanallar ve setler hâlâ yerinde ve nesillerdir burada tarım yapan bostancılar tarafından kullanılıyor. dolasıyla öğrenciler için bu bostanlar arşiv belgelerinden de öte, yaşayan bir tarih niteliğinde” diye konuştu.

    dersler sırasında öğrenciler bir yandan bizans ve osmanlı’dan kalma haritalar ve belgeleri incelerken diğer yandan yedikule bostancılarından geleneksel tava sulama yöntemlerini öğrendi, bostanların güncel haritalarını çıkarttı ve mikroskopla bitkilerden örnekler inceledi.

    öğrencilerden bazılarının bostanları bitirme tezlerinde de konu edinmeyi planladığını anlatan sopov, “bostanlar ve nesillerdir burada çalışan bostancılardan öğrenilecek çok şey var. ibb ve fatih belediyesi’ni acilen geçen yaz bostanlara dökülen molozu temizlemeye çağırıyoruz” dedi.

    ...

    derse harvard üniversitesi öğrencilerinin yanında abd’deki simmons ve sabancı üniversitesi’nden de öğrenciler katıldı. harvard üniversitesi’nden tarih öğrencisi michael luo, “yedikule’de bostancılar bize geleneksel tava sulama yöntemini öğretti. bunları kitaplardan, arşiv belgelerinden öğrenmek mümkün değil. bu gibi bilgilerin kaybolmaması için bostanların yaşaması çok önemli” diye konuştu.

    --- alıntı ---

    ayrıca bkz. cityandagricultureistanbul.org

    (bkz: yedikule bostanları)
  • batıyı bizden ayıran en temel faktörler çalışkanlılık ve önemseme.

    gıda problemleri, iklimsel değişim, gdo’lu gıdalar vs, adamlar bunu önemsiyor ve harekete geçiyor. bir ülkeyi gelişmiş yapan şey bana kalırsa temelde budur. yaşadığın dünyayı, evreni, başka insanları önemsemek ve geleceği güzel şekilde kurgulamak.

    balkonda ufak sebze meyve yetiştirmek sanıyordum bu kentsel tarım meselesini, açıkcası kaale almadığım bir konuydu bugüne kadar.

    instagram üzerinde rastladığım bir post sayesinde biraz şaşırdım ve bu meselenin dünyanın geri kalanı tarafından ne kadar ciddiye alındığını farkettim.

    ilgili instagram postu

    bizler mesela övünç kaynağı olarak akıllı ev diye paragöz müteahhit uydurması tek fonskiyonu otomatik panjur olan geniş evler inşa ediyoruz, ev de amerikan filmlerindeki villalardan olsa bari diyorsunuz o da değil tabiki bildiğin tekdüze apartman. beton bina. astronomik fiyatlarla bu evleri satın alıp mükemmel yatırımlar yaptığımıza inanıyoruz ama yılda neredeyse 3 hasat alınabilen dünyada eşi benzeri az bulunan bereketli toprakların yüzde kaçını bu şekilde heba ettik bir türlü buna akıl erdiremiyoruz. artık bunları konuşmamız gerekir en azından. yani en azından bu memleketin insanı da bunu bir konuşsun artık?

    bu memlekette kimse elbetteki çatısını böyle güzel bir tarım alanına çevirecek kadar idealist, özgün ve çalışkan olmayacak ama en azından toprak dediğimiz şeyin kıymetini bilelim artık. her yıl kafadan patates ekip bir yıl patates para etmeyince patatesi dereye dökmek gibi bilinçsiz bir eylemi var hala bu ülkenin tarımcısının? ne olması gerekiyor bir aydınlanma için, vakit çok geç olana kadar, ülkenin çocukları açlıktan, savaştan, hastalıktan kırılana kadar bir ülkenin siyasetçisi, sanatçısı ve tabiki halkı bu mevzunun ciddiyetini anlayamaz mı?

    umarım anlar.
  • kendi kendine yeten bir toplum yaratmak için umut olabilecek yöntem.

    roca london gallery yeni sergisiyle, bu alanda gıda üretimine katkıda bulunan ve kendi atıklarını yeniden değerlendiren projeleri bir araya getiriyor.