şükela:  tümü | bugün
  • çadır…

    divanü lugati’t-türk’te “kek kördi, keregü yüdhti/sıkıntı gördü, çadırını sırtladı” savında geçer. (1. cilt, s.447,448)

    göktürk keregüleri/çadırları kubbe şeklindedir. keregü/kerekü veya yurdun* ortasında ocak bulunur. dumanın çıkması için eğninin tepesinde, dalları birbirine bağlayan çember, örtüsüz bırakılır. iç asya türkleri, bu kısma hala çangırak demekte ve bunu güneşe benzetmektedirler. eğninin tepesi baca şeklinde de olurdu ve eski türkçede buna tügünük adı verilirdi. ocak yanmıyorsa, çangırak veya tügünük, tünlük veya dünlük denilen süslü bir keçe ile örtülür.
    göç esnasında, kerekü yasılıp (bozulup katlanarak) yüklenebileceği gibi, kurulu olarak, tekerleklere bindirilip taşınırdı.” (emel esin - türklerde maddi kültürün oluşumu)

    “her ikisinde de (türk ve moğol keregüleri) aynı tügünükle, biraz farklı olmakla beraber, aynı çadır direği vardır. bundan dolayı, tügünükten sızan ışınla bir ulus yaratılacağına ya da çadır direğinin parçalanmasıyla bir ulusun çökertileceğine değin inançların, zaten aynı kulturkreis'ın ürünü olan kök türk ve moğol toplumlarında, yurdun (çadırın) bir mikro-acun olarak değerlendirilmesine önayak olacağı doğaldır.
    bu açıdan bakılınca, kök türkler için çadır direği mikro axis mundi, tügünük de evin tengri ile iletişim kurduğu kutsal deliktir. eğer bu tahlil doğruysa, kök türk insanının göğü çinlilerde olduğu gibi daire olarak kavramasına olanak yoktur. mikro-acununu çadır direğine bağlanmış tügünükten göğe yükselen bir kubbe biçiminde gören kök türk, makro-acununu da, ilin göbeğinden başlayıp, ötüken dağının doruğundan göklere doğru yükselen bir kubbe altında imlemesi olağandır.
    ve bu bakaçta, tapmağı olmayan kök türklerin imago mundi'si ancak kerekü olabilir.” (sencer divitçioğlu - kök türkler)
  • anadoluda bulunan konar göçer oğuz türkmenlerinde topak ya da çukurovadaki adıyla bekdik çadırının eski adıdır. diğer ismi ise yurt'tur.