şükela:  tümü | bugün
  • 14 yaşından bu yana motosiklet kullanan kerem alan, bu zaman zarfında vespa'dan tut da hayabusa'ya varana değin pek çok motosikleti kullanma imkanı yakalamış ama yamaha mt-09'a bildiğin sevdalanmış. motosikleti parmağında oynatıyor artık.

    kerem'in halen hayatta olması ise büyük şans. yeterince zorlamış aslında şansını. bence bundan sonra birazcık da sakin modda takılmalı. çekirge bi zıplar, bin zıplar, sonra bi bakar ki el fatiha. tanrı seni korusun dostum!

    https://youtu.be/wbdu6k8amii
  • kırmızı ışıkta geçip yayaların üzerine ön kaldırarak giden motor kullanıcısı.

    (bkz: egm.gov.tr)
  • evet sevgili dostlar, kıymetli misafirler, "günah keçisi" köşemizin bu haftaki konuğu, motosiklet aleminin yağız delikanlısı "kerem alan." güngören mukimi kerem, aslen rizeli. 14 yaşında istanbul'a geliyor keremler. motosikletle tanışması da yine 14 yaşında oluyor.

    motosiklet, bir ulaşım aracından çok, bir bağımlılığa evriliyor kerem için. günün koşullarının müsaade ettiği nispette de yeni yeni motosikletler alıyor kendine. hadi bunu alayım, şunu satayım derken 1000 cc'lik motosikletlerin tepesinde buluyor bir an kendini. hafif hafif ön kaldırma girişimlerinde de bulunan kerem, zaman içerisinde tek teker meraklısı olup çıkıyor.

    yamaha mt-09'la resmen harikalar yaratıyor. motosiklete hakimiyeti cidden çok çok üst boyutlarda. videolarını izlerken müthiş keyif alıyor insan. ara ara nabzım 250'leri görüyor; ayaklarım, avuç içlerim terliyor ama baba gayet rahat. tek tekere kalkmış giderken, fona müslüm'den gitme'yi koyup kahkahanın koyusunu da patlattırıyor bak izleyene. beri yandan da ziyadesiyle efendi, fazlasıyla düzgün bir çocuk ha bu kerem. o kadar videosunu izledim, tek bir sövgüye rastlamadım.

    acil evrak yetiştirmem lazım başlıklı videosu patlayıp kısa zaman içinde yüz binlere ulaşınca kerem birden kendini hedef tahtasında buluyor. eleştiri oklarına daha fazla dayanamayan kerem, bugün bir açıklama videosu atmış hatta. söz konusu videonun motosikletle ilintili pek çok sitede paylaşılıp yorumlandığını ve galiz kelamlar, ağır hakaretler edildiğinden falan da dert yanmış. epeyce morali de bozuk. "risk alıyorum ama o kadar da riskli değil" tandansında bir şeyler söyleyip, bildiği yolda ilerleyeceğinden bahsetmiş. kendi hayatını ve hatta başkalarının hayatını tehlikeye attığı yönündeki yergilere de katılmadığını, katılamayacağını söylemiş. riskse, bana risk demeye getirmiş bi nevi. :-)

    * * * * *

    iki tekerlek sevdasına düçar olmuş biriyim keza ben de. ben de süratli gidiyorum ama belki de şeytanın dahi aklına gelmeyecek facia senaryoları yazıyor üretiyorum her an kafamda. ki bir küçük sürprizle, umulmadık bir biçimde gömüte girmeyelim. :-) bu fekalet senaryolarını ihtimaller arasına katmazsak, kaza nasıl oldu sorusuna "ansızın önüme çıktı vurdum" şeklinde absürt cevaplar vermek durumunda kalabiliriz. :-)

    kerem alan'ın müthiş risk aldığı kısımlar genel olarak şöyle.
    1- gözünün içine baka baka, çarpacağını bildiği halde önüne kıran şoförler var, biliyorsun. adama diyorum ki abi beni gördüğün halde neden atladın önüme? çarpsam uçsam öleceğim belki de... adamın verdiği cevap, pardon. :-) benim hayatımın ederi, altı harften oluşan "pardon." az evvel seni kasten öldürmeye teşebbüs eden adam, bir pardon diyerek işin içinden sıyrılabiliyor bak. ya ne yapacaksın yani, kafasına mı sıkacaksın önüne atladı diye? o yoluna gidiyor, sen yoluna gidiyorsun.

    yani şunu demeye çalışıyorum. sen sağ şeridin sağından, o sıkışık trafikte, bak bariyerle de aranda üç karış mesafe var hadi diyelim, ön kaldırmış gidiyorsun 80 km/h ile 100 km/h ile. seni dikiz aynasından fark eden bir kevaşe mahdumu, bile isteye kırsa önüne tam sen 80 km/h ile yanından geçecekken... n'olur biliyor musun? sinek gibi yapışırsın arabaya. :-)) veyahutta uçarsın. :-) uçarsın ama konamazsın. :-))

    yüksek süratli motosiklet kazalarında gözlemlenen facialardan biri de, çarpmayla fırlayıp sürüklenmeye başlayan sürücünün bariyer ayaklarına çarpıp parçalara ayrılması. yıllar önce cevizlibağ taraflarında bir yerde bir motosikletlinin kafası kopmuştu. bariyer ayakları giyotin gibi bölüyor o hızla bedeni.

    bir milyar şoförün yanından geçmiş, bu tip bir puştlukla karşılaşmamış olman bundan sonra da karşılaşmayacağın anlamına gelmez. biri, göz göre göre kapatır önünü. var mı garantin? diyebilir misin yok canım yapmazlar öyle?

    2- solda ve sağda yoğun yaya akışı bulunan trafik seyirlerinin pek çoğunda seyri halindeki araçlar arasından, hatta otobüs minibüs gibi yüksek araçların arasından ön kaldırıp geçiyorsun. o otobüsün önünden, bıçkın delikanlılığın da verdiği atiklikle karşıya koşan bir lise talebesi olsa, sen otobüsün solunda ön kaldırmış gidiyorsun, hızla koşan genç düştü tam önüne... n'olur? :-))

    (uff olur.)

    ilçelerin semtlerin yoğunluk kaldıran iki üç şeritli caddelerini bırak sen, e-5'te karşıdan karşıya geçen pek çok geri zekalı var biliyorsun. diyebilir misin bana yok canım, otobanda e-5'te karşıdan karşıya geçen olmaz. beynini kiraya vermiş bu ahmaklardan birini ansızın yakalasan yol üstünde n'olur? belki o geri zekalı, sen yetişmeseydin karşıya varacaktı. onun yaptığı da yanlış ama her neyse işte...

    3- ön kaldırmak. ön kaldırmak, başlı başına bir risk zati. 150 kilometre hız ile giderken ön kaldırıp kıçının üstüne oturanları izliyoruz işte hep youtube'tan oradan buradan. bi bakmışsın ki güzelim motor seni bırakmış gidiyor ırak diyarlara. :-) arkaya asla ve kata düşmeyeceğinin garantisi var mı? bir milyar kere denersin bi şe olmaz, bi sonraki de "buraya kadarmış" deyip göçersin bak bu acundan. :-)

    4- seni ve de senin kaza geçirme ve hatta "ölme ihtimalini" şöyle bir kenara bırakalım. bir facia senaryosu çiziyoruz birlikte. öte yandan "facia senaryosu çizmek" iyidir. iş işten geçtikten sonra bunları düşünsen neee, düşünmesen ne!!! 200'le giderken bir arabaya arkadan çarpıyorsun ve çarptığın aracın sürücüsü çarpmanın şiddetiyle direksiyon hakimiyetini yitiriyor ve bariyerlere vurup şarampole yuvarlanıyor. diyelim şoförü de ölüyor ve senin de burnun kanamıyor misal. hata da %100 karşı tarafın diyelim. armut gibi geçti senin önüne, vurdun arkadan. bir insanın ölümüne sebebiyet vermen etkiler mi mevcut ruh halini? der misin ki ben o gün o saatte 200 yapmasaydım o adam halen hayatta olacaktı. cezaevine girip girmeme değil mevzumuz, mevzu, bir insanın bu hayattan koparma ihtimalin. düşün ki iki sevimli kızı ve bir de güzel oğlu var adamın. yetim bıraktın o çocukları.

    diyelim ki ölenin erkek kardeşi de mermi manyağı yaptı seni mahkemede. tüm bunlar, o sürücüyü geri getirir mi? getirmez. şunu demeye çalışıyorum; sen birilerine zarar verdikten sonra, onlar senden hıncını alsa ne yazar, almasa ne yazar? :-(

    5- sana ödev. :-) omurilik felçlilerini duymuşsundur. hani bacaklarını hissetmeyen engelli kardeşlerimizi. yaptığın vahim kaza seni illa öldürür diye bir kaide de yok. felçli kalırsan n'olur, bunu beş dakika boyunca düşünmeni istiyorum şimdi senden. "ölseydim bundan iyiydi" diyenlerden olur musun acep?

    ezcümle; ne kendine ne sevenlerine ne de bir başkasına bu acıları tattırmaya hakkın yok. nokta.
  • buraları okuyorsa kendisine birkaç eleştirim var. farkında olduğuna eminim ama yine de söylemek isterim.

    birincisi trafik ışıklarına riayet etmeli, ben geçerken sarıydı diyerek kendini kandırmamalısın.

    ikincisi de katil bariyerlerden uzak durmalısın. tamam iyi teker yapıyorsun, motoruna hakimsin ama çok büyük risk alıyorsun burada yaptığın hareketlerle...

    onun dışında tutkunu doruklarda yaşamaya devam et.