1. revani gibi, "kerhane tatlısı" da yörelere göre farklılık gösterir.

    bazı yerlerde fiyonk gibi, bazı yerlerde, almaguer gibi, kimi yerlerde ise çember/simit biçimindedir. kendine has arabalarında halkla buluşan tulumba tatlısını da "kerhane tatlısı" olarak tanırız biliriz, hatta ne vakit satıldığını görsem, alışkanlıktan alır yerim, "nasıl olsa kerhane'nin içinde yaşıyoruz" diyerekten.
  2. ben bizzat anadolu'nun büyük olmayan bir çok şehrinde, hatta satan kişiye "ver bakalım şu kerhane tatlısından, tazesinden ama" cümlesini buyurdum, güldük, eğlendik, lakin kerhaneye gider, "tadayım kerhanenin tatlısından" diyerek bir kadının yanağını sıkarsan, pezevenk de hiddetlenir, diğer karılar da, "o tatlı da biz şerefsiz miyiz" diyerek çeşitli agresiflikler sergileyebilirler sahil muhafaza.
  3. yetkililere sesleniyorum, sloganım da hazır, bu işe el atın:
    "olmak istiyorsanız dimdik, ülker kero yiyin şimdik"
  4. bir yiyen iki atiyor
    iki atan bir yaziyor

    diye satarlar
  5. heryerde görürüdüm adı ne bilmezdim 2sene önce örendim bayaa gülmüştüm sonra anladımki ismi sallama diilmiş zürafa sokağın girişinde on tane abi dikilir satarlar gecerken hep gülerim bigün mikicekler beni saçta uzun zaten...
  6. saticiya ayip etmekten cekindiginizde adi (bkz: halka tatli) olan tatlidir. ankarada tandogan gumus simitte alasi bulunur. sahane olani disi citir ici pamuk gibi olanidir. ne yapin ne edin real den alip yemeyin hem rezildir, hemde aksama circir...
  7. balıkesir kerhanesi'nde bir hatun vadı. 15 yaşımızdaydık. bekçiye marlboro verip içeri girmiştik. evet, iki cümle önce dediğim gibi, orada bir hatun vardı. elleri güzel. gözleri güzel. vücudu inatla güzel. çok tatlıydı. ben ona kerhane tatlısı derdim. meğer gerçekten de bir kerhane tatlısı varmış.

    neyse. bu bayan, yani sahte sarışın kerhane tatlısı, ergen sivilcelerimi pörtletecek bir göz hareketiyle "gelsene lan" dedi bana. "ben mi?" diye cevap verdim. "evet lan sen. gel de ablan öğretsin sana s.k.şmeyi."

    ağzından böyle kaba sözler nasıl çıkıyordu? o benim favori atımdı. yani bir at olsaydı altılıda tek geçerdim. büküldüm biraz. arkadaşlarım yanımda, erkeklik serde, para cepte. yaş ise 15.

    gittim bunun odasına. bana baktı. "pek de tatlıymışsın sen" dedi. teşekkür ettim. soyunsana dedi. soyundum. zaten bir lokmacık boyum vardı.

    donla kaldım. bi de ayakta çoraplar. kerane tatlısının odası beni şaşırttı. bu sakıncalı kamusal alandaki zenginlik beni öylesine şaşırttı ki... müzik setinden televizyona kadar her şey vardı. acılı bir orhan gencebay şarkısı çalıyordu yalnız. ara ara hala aklımda yankılanır durur: dertler benim olsun..

    kadın o kadar rahattı ki. söylediğinde anında unuttuğum fiyakalı bir ismi vardı. ama ben ona kerhane tatlısı derdim. sorun yoktu!

    kerhane tatlısı tabaktan yatağına uzandı. ben donum ve çoraplarımla konuşlandım kamusal bedeninin yakınına. kalbim hiç böyle çarpmamıştı. sünnetimden beri...

    kerhane tatlısı donumu çıkardı. sadece çoraplarımla kalmıştım. çoraplar bir organım gibiydi. başımdan savmam, siktir etmem gereken mahremiyetimin son çift kalesi.

    sonra doldurdu beni içine.

    ama bir yandan da sakız çiğniyordu kerhane tatlısı.

    ben ergenlik performans sınaması yapıyordum. çok sık masturbasyon yapmama rağmen ereksiyonum istikrarlıydı. kerhane tatlısı sakız çiğniyordu. tavandaydı gözü.

    bu görüntü karşısında gururu kırıldı erkekliğimin, dellendim. kahraman bir efe nidasıyla baktım bunun yüzüne.
    "ama kerhane tatlım. ben de mi bir sorun var. niye zevk almıyorsun sen?"

    kadın bana baktı. tam "liselim benim" formatındaydım. çok şirindim.

    birden rol yapmaya başladı. ben diyeyim bir dakika, siz deyin bir dakika 20 saniye...
    boşaldım ve kaymaklı kadayıf oluverdi kerhane tatlısı.
  8. kızılayın ortasında bu tatlılardan satan bi abimin, "hade keraneciler buraya" diye müşteri toplamaya çalışdığını gördüm ya, artık sırtım yere gelmez.

kerhane tatlısı hakkında bilgi verin