1. (sarkici, mevta) ilk kez cici baba isimli 'pencereyi ac perdeyi arala" gibisinden sozlere ev sahipligi yapan sarki ve klibiyle turkiyenin vizyonuna cikti.o klipte ki danslar, kerim tekin in bir buyuk bas hayvana yalatip kafasini yumurta sekline getirdigi saclari, bir sene boyunca ustunden cikarmayip her programa giyecegi motorcu montu ve klibin gerzek kurgusuyla unutulmazdi.

    sonra kerim tekin proguktorlerine alemin maymunu benmiyim? diye feveran etmis olacak ki, kendisini rektifiye ettiler, antonio banderas yaptilar, uzun saclari pis sakali ve em-f-em-f diye giden armonik yuruyuslu parcalariyla genc kizlarin gonlunu fethetmeye namzet ettiler.ve fakat gun geldi hak vaki oldu, afyon ikbal tesislerinde kaymakli ekmek kadayifi denen ve uyku, rehavet gibi turlu adversitesi olan bir serbetli gida sonucu afyon sandikli yolunda hayata gozlerini yumdu.

    (aslinda pek de yummadi, kazadan sag salim cikti ve "baba gel seni hastaneye goturelim" diyenlere "iyiyim ben iyiyim" diyerek orada bir otele segirtti.ve fakat ic kanama "iyi degilsin oleceksin" diyerek onu hak in vaki olmasi konusunda ikna etti.aramizdan ayrildi)

    olumu ardindan kral tv de klipleri yayinlandi soylesileri gosterildi, en kotusu de cici baba adli sarkisinin altina alt yazi ile unutmayacagiz yazilmasi idi.neyini unutmayacam o sarkinin allansen diyip gizlice gulmustuk.(ayi demesinler diye)
    demek ki neymis yaptigimiz ettigimiz eserlere dikkat etmeli boktan produksiyonlarda yer almamaliymisiz.
    (bkz: hadi len)(bkz: kido)(bkz: egebank)(bkz: kayisi reklami)
  2. beyaz...
    garp'ta medeniyetin saflık, temizlik, el değmemişlik, taptaze bir başlangıç sembolü. şark'ta ise, meselâ japonya'da, harakiri namzetlerinin tören kıyafetlerinde olduğu gibi, matem rengi. fakat, usul usul yağıp da çocukluğumuzun unutulmaz sabahlarında uyanır uyanmaz bizi yumuşacık sarıp sarmalayan karbeyaz'ın, o kusursuz ve de klasikleşmiş tarifini, herman melville usta moby dick"te yaptı; işi bağladı. beyaz üzerine çeşitlemelere, göz kamaştıran bir katkı, o gün bugündür yok, olamadı!

    ilk, ve gönlümün tek kedisi, bembeyaz samur kürklü ankara'lı "beyza"nın ilk kocası, benzersiz güzellikteki van yakışıklısı "karbeyaz" ve ikisinin huysuz ve de hırsız, âfet-i cihan kızı "aşkım" hariç... ama, bu iki güzel, aslında tabiatın şaheserleri idi, biçare insanoğlunun bu konuda bir katkısı yok idi.

    tabiat bir yana...

    kerim tekin, ki o da estetik açıdan bir başka tabiat harikası idi, "karbeyaz" diye bir şarkı okudu ve ölümün benzersiz tanımını yaptı:
    karbeyazdir ölüm, ellerinden gülüm.

    bırakın öbür milletlerin halk edebiyatlarını, asırlardır, sevdikleri uğruna ölüp ölüp dirilen, ölümlerden ölüm beğenen bizim halk ozanlarımız, o nihaî varış noktası için böylesine dupduru, sevda yüklü bir isim bulamamışlardı. sevdiği için, ölmek değil yaşamayı yeğleyen benim gibiler dahil, herkesin o an ölesi geldi.

    inanmıyorsanız, sizleri şarkı ile başbaşa bırakayım.

    "hasret...
    vuruyor gecenin koynunda,
    anılar vuruyor gözyaşlarıma.
    çılgın bulutlar dönüyor başımda
    uykusuz geceler kapımda
    yıkılsa dünya, kıyamet kopsa
    ylne de vazgeçmem, ölürüm derdimden.

    karbeyazdır ölüm,
    ellerinden gülüm
    yine yoksun diye, düşmanım her güne
    dursun dünya, dönmesin sensiz
    yaşatmasın of,
    allah'ım sensiz."

    (söz/ müzik: tayfun duygulu-beste duygulu)

    neydi, bu şarkıyı böyle insanın ruhunu kanırtırcasına mühim kılan? demek istediğim, ölümün "pîr ü pâk" tarifinden gayrı?
    üstelik, yeni sürgün bir fidan kadar taze idi, bu sözleri kalbimize akıtan. güftenin sahibi -kalemine sağlık- tayfun ve beste duygulu; ancak, yeryüzünde -tanrıya şükür- "yorum" diye bir şey var!. ve, kerim tekin, bacak kadar boyuna rağmen - annesi yaşında bir hatun olarak, bunu rahatlıkla söyleyebilirim- sesi, sevgi titreşimleri dolu, yüreği tertemiz, yetenekleri akıl almaz bir yorumcu idi.

    her şarkı söylediğinde tam 12'den vuran bu genç adam, üç yıl önce, afyon/ sandıklı'daki kültür ve sanat festivali'nde hayranlarına konser verdikten sonra, özel otomobili ile, rivayet odur ki bir yakınının düğününe yetişmek üzere giderken; bir süt tankeri, iki kamyon, bir ticarî taksi ve kerim'in arabasının hacamat olduğu bir garip trafik kazasında, bu allah'ın cezası dünyaya veda etti!. sebep? afyon-sandıklı karayolundaki asfaltlama çalışmaları nedeniyle yola dökülen mıcır. ne diyeyim ki, çaresizlikten? "dünyanın tüm mıcırları tepenize yığılır inşallah"tan gayrı?

    mıcırların son verdiği hayat nasıl bir şeydi, biliyor musunuz?

    nasıl anlatmalı? can yoldaşı zerrin özer'in "paşa gönlüm" klibini hatırlıyor mısunuz? hani, nilüfer, sezen aksu, aysel gürel ve de dj bülent, kıvırcık dünya şirini köpeği ve daha pek çok dostunun katıldığı, o pek neşeli, şıngır mıngır, baştan ayağa muhabbet dolu klip. birkaç sene aradan sonra, bizi türkiye'nin en güçlü sesi ile buluşturmuştu.

    işte, bu klipte, gitar çalan bir delikanlı vardı. "delikanlı" dediğim, her türlü mahalle raconunun dışında, düzgün, yüzü ışıl ışıl bir genç adam anlamında. yüzünden etrafa "iyilik" saçılıyordu, yaptığı işten pek mutluydu, o an sanki sadece gitarı ve kendisi vardı. bunca şefkat dolu heyecanın ardında, çok sevdiği ve sesi ile milyonları fetheden bir hanıma duyduğu sevginin yattığını, daha sonra öğrenmiştim.

    bir söz var, ünlü "braveheart" (cesur yürek) filminde, büyüyünce iskoçlar'ın millî kahramanı olacak, "cesur yürek"delikanlının babası william wallace'ın ifadesi:
    "herkes ölür...
    ama, çok az insan gerçekten yaşar."

    işte bu delikanlı, kısacık ömründe, sahiden yaşamış biriydi.

    ve, bu tâbir ona hiç yakışmasa da, "haince" ve çok erken "veda" etti...
    tıpkı, kendi şarkısında olduğu gibi...

    bu haince veda niye?

    haykirsam dünyaya

    "bu haince veda niye?
    çok sevmiştim ölesiye.
    ateşlerinde hicranım, yandım kavruldum.
    hüzünün denizinde, kaybolup gittim yar.
    tuzaktı aşkın bana,
    kandım kahroldum,
    canımın baharında,
    yok olup gittim yar.
    bu gidişi aklım almadı;
    yüreğim yine yarım kaldı.
    canımın baharında,
    canımdan oldum yar.
    haykırsam dünyaya
    aşkımı bir solukta...
    sen de mi çekip gittin,
    bunu ben hak etmedim.
    hani?...
    sensiz bir hiçim demiştim ya?"

    (söz: cenk bütünley; müzik: yusuf bütünley)

    niye "haince"?
    şu nedenden... gençliğimi, kişiliğimi idrak ederken, onlarla birlikte yoğrulduğum çok değerli insanları yitirdim. barış manço, kemal sunal gibi... hepsi, birer dünya vatandaşı, evrensel karakterler idi. 57 yaş nedir ki? çok erken gittiler. ancak, bu fâni dünyadan gitmeden, kapasitelerinin ne olduğu ve daha neler yapabilecekleri konusunda bizi yeterince, haberdâr etmişlerdi. yaşasalardı, kat be kat, daha çoğunu da gerçekleştirirler, dünyaya parmak ısırttırırlardı; ömürleri vefa etmedi.

    kerim tekin ise, çok başarılı ama daha her şeyin başında idi; kendi "hayat projesi"ni tamamlamadan gitti. magazin haberlerinin ucuz manşetlerindeki gibi, herhangibir yakışıklı "pop" şarkıcı değildi. iki nedenle. bir, herhangi bir, eli yüzü düzgün "yakışıklı" değildi. günümüzde boylu poslu, kaşı gözü yrinde herkese yakışıklı deniyor. geçiniz... tanrı biliyor, kerim olağanüstü güzeldi. bir erkeğin gözleri, ancak bu kadar anlamlı yüklenebilir; kaşları ancak böylesine kemân olabilir. bu da, hiç mühim değil. çünkü, sahiden güzel erkek, kişiliğinin oturması zaman aldığı için, ancak 40 yaşlarında ortaya çıkar. yüzüne, gözlerine baktığınızda, size bir şeyler ilham eden, kişiliğinin derinliklerini hissettiren, erkek, sahiden "güzel"dir.

    kerim tekin'in yüzü, inanılmaz ilhamlar veriyordu; dopdoluydu. yetenek + sevgi taşıyordu. yapabileceği kucak dolusu iş vardı. belki çok bencilce gelecek ama, ben ondan hayatımı süslemesini bekliyordum. o malzeme, onun o güzelim kişiliğinde mevcuttu. öldüğü an, o malzeme yok oldu. onca yanışım, bu yüzden.

    eminim, kendisine yönelik onca hayran oluşu da pek güzel taşıyacak, pek güzel ürünler verecek, tüm hayatı bopyunca, onu takdir eden herkese, "iyi ki böyle biri var..." dedirtecekti.

    olmadı...

    yok olan, sâdece, çok genç yaşta, çok titiz bir heykeltraşın elinde yontulmuşcasına özenli bedensel estetiği değil, ruhunda gizlediği güzellikler idi.

    öyle bir güzellik ki, son klibinde, onulmaz aşkın özlemimi dile getirdiği akşamlar kadar
    baş öndürücü idi.

    akşamlar....

    "akşamlar, akşamlar,
    gelmeyin üstüme.
    güneş doğsun artık,
    vurgunum ölesiye.
    yalan mıydı gönül sözün?
    bu kadar kolay mıydı?
    karşımda duran deli divane yüzün
    karşında duran devasız gönlüm.
    beni benden alan,
    canıma can katan.
    bu can sana kurban,
    dayanamam...
    yanıyor yüreğim,
    sığmıyor bedenim.
    beyhude geceler,
    soluyor güllerim.
    beni benden alan,
    canıma can katan
    bu can sana kurban,
    dayanamam.
    ömür gelip geçiyor,
    hasret kapımda...
    zamansız sevda değil damarlarımda.
    yaram derin,
    çaresizim,
    son akşamımda...
    bahtsızım, devasızım,
    sormayın bana."

    (söz/ müzik: zeynep türkeş, volga tamöz)

    "beni benden alan, / canıma can katan, / bu can sana kurban, / dayanamam..."

    bilemiyorum, sahiden âşık olup da, bu sözlerdeki çaresizlik içinde gizli gücü, kendini alabildiğine verişi -hayatında, bir an dahi olsa hissetmemiş - biri olabilir mi? insan, yüreğinden ancak bu kadar zarif vurulabilir!

    ama, kerim tekin, zâten, dile getirdiği her şeyi aşk'la söyledi.
    onsuz dünya, çok dar....

    --------------------------------------------------------------------------------
    jülide ergüder 02 temmuz 2001, pazartesi
  3. 98 yılında bodrumda babamın zoruyla gittiğim kapkara barda çıkan şarkıcı,yanıma gelip şarkı söylediğinde masadakilerin "ehuhehe olm bak sana asılıyo galiba hehe" gibi diyaloglarına maruz kalıp asabım sinirlenirken,o gece hayatımın ilk aşkıyla karşılaşıp ikimizin yakınlaşmasını sağlayan müzisyen..o güzel 2 hafta için hep teşekkür etmek istediğim adam.bir de gecenin sonunda silahlar patlayıp 2 kişi ölmeseydi daha güzel olacaktı.
    (bkz: 18 and life)
    (bkz: hey gidinin)
  4. 27 haziran 1998 gunu gecirdigi trafik kazasinda hayatini kaybeden sanatci. (bkz: yaz a$kim/#2239046)

    a$agida olumunden kisa bir sure once, olumu ve olumunden sonra gazetelerde cikan bazi haberlerini kronolojik olarak vermek istiyorum. kerim'i unutmamak dilegiyle:

    (tarih: 28 aralik 1997, hurriyet gazetesi)

    tarık akan, yeni yılı öğrenciyeriyle kutladı. sahibi olduğu bakırköy özel taş ilköğretim okulu'nda düzenlediği partide öğrencileriyle bir araya gelen ünlü aktör, ‘‘okul ve çocuklar benim ikinci dünyam. onlarla beraber olmak beni çok mutlu ediyor’’ diyor. pop müzik şarkıcısı kerim tekin'in de şarkılarıyla katıldığı partide doyasıya eğlenen çocuklar, akan'la birlikte şarkılar söyleyip dans ettiler.

    (tarih: 26 subat 1998, hurriyet gazetesi)

    kerim tekin, ‘‘karbeyaz’’ adlı televizyon filminin çekimleri sırasında belinden sakatlandı. rol gereği oyuncu halit arkan ile kavga etmesi gereken tekin, sırtüstü düşünce hastanelik oldu. sanatçı, kurtuluş'taki özel istanbul polikliniği'nde dr. ethem sepkenci'nin gözetiminde, bir süre dinlenecek. tekin, üç buçuk yıl önce de ciddi bir trafik kazası sonucu sekiz ay boyunca korseyle dolaşmak zorunda kaldığını söyledi. şimdiki sakatlığının bu kazanın bir sonucu olabileceğini belirten tekin, uzun süredir ciddi bir sorun yaşamadığını belirtti. 90 dakikalık tv filminin çekimlerinin ve extralarının çok yoğun olduğunu belirten genç şarkıcı, en kısa zamanda iyileşmeyi ve hayranlarıyla buluşmayı umuyor.

    (tarih: 28 mayis 1998, hurriyet gazetesi)

    istanbul'un fethinin 545'inci yıldönümü nedeniyle yarın istanbul valiliği tarafından düzenlenecek törenlerin ilki, saat 10.00'da fatih sultan mehmet'in türbesini ziyaretle başlayacak. daha sonra belgrat kapı'da tören yapılacak. istanbul valiliği, sultanahmet meydanı'nda 19.00-21.00 arasında fetih şöleni düzenleyecek. bu şölende ebru gündeş, songül karlı, kerim tekin ve ayşen gibi sanatçılar ücretsiz konser verecekler.

    (tarih: 28 haziran 1998, hurriyet gazetesi)

    türk pop müziğinin sevilen genç seslerinden kerim tekin, ayfon'un sandıklı ilçesi'nde geçirdiği trafik kazasında yaşamını yitirdi. tekin'in yanındaki bateristi halis bütünley ise ağır yaralandı. sandıklı termal'98 festivali'ne katılan ve önceki akşam belediye meydanı'nda konser veren tekin, arkadaşının nişan törenine katılmak için festivalin yarınki kapanış törenini beklemedi. dün akşam üzeri kendi kullandığı 34 hyc 73 plakalı otomobille istanbul'a doğru yola çıktı. ancak afyon-sandıklı karayolunu 20'nci kilometresinde ahmet kutlu yönetimindeki 15 en 556 plakalı süt tankeri, karşı yönden gelen sürücüsünün kimliği ve plakası belirlenemeyen kömür yüklü kamyon çarpıştı. kömür yüklü kamyon, tekin'in kullandığı otomobilin üzerine çıktı. bir yolcu otobüsü de kaza yapan araçlara çarptı. sanatçı tekin olay yerinde yaşamını yitirirken, aynı araçta bulunan bateristi halis bütünley ağır yaralandı. bütünley, kazada yaralanan 10 kişiyle birlikte afyon devlet hastanesi'ne kaldırıldı. festivalin 3'üncü günü olan yarın yapılacak etkinlikler acı haberden sonra iptal edildi.

    (tarih: 29 haziran 1998, milliyet gazetesi)

    afyon'da trafik kazası geçirererek menajeri halis bütünley'le birlikte hayata veda eden* genç pop sanatçısı kerim tekin gözyaşları ile toprağa verildi. tekin'in cenazesi ataköy 5. kısım camisi'nden kaldırıldı.
    tekin'le bir dönem birlikte olan zerrin özer haberi öğrendiği zaman fenalaştı. son sevgilisi** meral konrad'da tekin'in ölüm haberiyle büyük bir sarsıntı geçirdi. * yeni türkü'nün ilk elemanların halis bütünley'in kerim tekin'in ardından komadan çıkamayarak hayata veda edişi sanat dünyasını ikinci kez derinden sarstı. yeni türkü'nün solisti derya köroğlu "acımı ifade edecek kelimeleri bulamıyorum" dedi. biri kız biri oğlan iki çocuk babası olan bütünley'in menajerliğini yürüttüğü of aman nalan ile tayfun duygulu'da "en yakın dostumuzdu. ölümüne inanamıyoruz" dedi.

    (tarih: 29 haziran 1998, hurriyet gazetesi)

    türk pop müziğinin genç şarkıcılarından kerim tekin'in önceki gün afyon sandıklı'da verdiği konser sonrası perküsyoncusu barış'ın düğününe yetişmek isterken geçirdiği trafik kazasında hayata veda etmesi, yakınlarını, arkadaşlarını ve hayranlarını şok etti. henüz 23 yaşındaki kerim tekin'in ani ölüm haberini ilk duyanlar, sandıklı konserinde birlikte sahneye çıktığı arkadaşları reyhan karaca, seçil, alişan, zafer peker ve ercan turgut, adeta yıkıldı. bir süre önce kerim tekin'le aralarında duygusal bir ilişki olduğu söylenen zerrin özer ise, ölüm haberi üzerine sinir krizi geçirdi. doktor müdahalesi yapılan zerrin özer, sakinleştirici iğnelerle yatıştırıldı.

    şan ajans'ın organize ettiği ‘‘bir fidan sizden, bin şarkı bizden’’ turnesi kapsamında verilen konser sonrasındaki acı olay hakkında ajans sahibi zekeriya özkan bilgi verdi.

    özkan, ‘‘konser iki gündü. kerim ilk gün sahneye çıktı. sonra arkadaşının düğününe yetişmek için benim arabamla sandıklı'dan ayrıldı. 'kal' dedim, dinlemedi. aldığımız ölüm haberiyle hepimiz derinden sarsıldık. bütün arkadaşlar üzüntüden deliye döndü’’ dedi.

    ‘‘sanatçı ormanı’’ projelerini gerçekleştirmek için türkiye'nin her bölgesine gittiklerini belirten zekeriya özkan, bundan sonra gittikleri yerlere ‘‘kerim tekin hatıra ormanı’’ adını vereceklerini açıkladı. tekin'in yakın arkadaşları olan suat suna ve tayfun duygulu'nun haberin duyulmasından sonra hemen afyon'a geldiğini belirten özkan, genç şarkıcının babası süleyman tekin ve annesi handan tekin'in de oğullarına karşı olan son görevlerini yerine getirmek için metanetli davrandıklarını söyledi. tekin'in cenazesi ataköy beşinci kısımdaki camii'de kılınan ikindi namazından sonar zincirlikuyu mezarlığı'na defnedildi.

    arkadaşlarının çoğu sanatçının ‘‘karbeyaz’’ adlı şarkısına atıfta bulundu ve ‘‘sanki ölümü ona malum olmuştu’’ yorumunu yaptı.

    erol köse ve ayna grubu: kerim tekin, çok genç bir arkadaşımızdı. sanatının baharında, tam başarıya sarılırken bu acı olay gerçekleşti. konser dönüşü olduğu için biz onu 'sanat şehiti' sayıyoruz.

    ekin: çok samimi arkadaşımdı. çok üzüldüm. duyduğumdan beri inanmak istemiyorum. müzik yaşamında parlak geleceği olan bir insandı. kerim 'karbeyazdır ölüm' derken sanki ölümünü görmüş.

    zafer peker: güle oynaya gittik konsere. gitar çalıp, şarkı sölüyorduk. ölüm haberini duyunca inanamadık. hepimiz çok üzgünüz.

    göksel arsoy: kerim'le mirasyediler dizisinde tanıştım. oğlum rolündeydi ve 10 ay süren çekimler boyunca çok iyi anlaştık. çok sempatikti. haberi gazetelrden öğrendim ve büyük üzüntü duydum.

    (tarih: 1 temmuz 1998, hurriyet gazetesi)

    trafik kazasında ölen 23 yaşındaki kerim tekin'i yaşatmak isteyen ailesi, hayranları ve sanatçı dostları dün zincirlikuyu'daki mezarı başında bir saat süren bir tören düzenledi. törene zafer peker, asrın tuncel, bağlı bulunduğu plak şirketinin sahibi sacit süha dilek, kayahan, ailesi, sevgilisi sevda ve hayranları katıldı. hiçbir samimiyetleri olmadığı halde kendisine olan hayranlığından dolayı kerim tekin'i anma törenine gelen kayahan gözyaşlarına hakim olamayarak uzun süre ağladı. genç şarkıcının 10 gün sonra evlenecek olan ablası seda tekin de, kardeşinin mezarına kapanarak ağıtlar yaktı. seda tekin, kardeşi kerim tekin'in mezarında, ‘‘benim yerim senin yanın. bak kerim, seni seven herkes burada. aç gözlerini yanımıza gel’’ diyerek gözyaşları döktü. kerim tekin için düzenlenen törende anne handan tekin'in sözlerinden etkilenen kayahan hıçkırıklara boğuldu.

    (tarih: 28 temmuz 1998, milliyet gazetesi)

    geçen ay geçirdiği trafik kazasında yaşama veda eden pop müzik sanatçısı kerim tekin'le aşk yaşadığı ve cenazesine gitmediği yolunda çıkartılan dedikodulara sinirlendiğini belirten meral konrad, sonunda patladı. zerrin özer, of aman nalan gibi sanatçıları kerim'in adını kullanarak kendi reklamlarını yapmakla suçlayan konrat şunları söyledi: "kerim'le aramızda dostluğun ötesinde bir şey geçmedi. ancak bazı sanatçı arkadaşlarımız ölen bir insana bile saygı duymuyorlar."
    tekin'le "yaz aşkım" adlı filmde oynayan ve sanatçının kıbrıs'ta çekilen son klibinde de rol aldığını söyleyen konrat, "şu anda klibin montajı devam ediyor. film çekimi devam ederken benden "akşamlar" adlı şarkının klibinde de oynamamı istedi. önümüzdeki günlerde onun anısına klibin yayınlanmasını sağlayacağız" diyor.

    (tarih: 30 ocak 1999, hurriyet gazetesi)

    hava harp okulu'ndaki 800 kadar öğrenci, 1998 yılının ‘‘en iyileri’’ni belirledi. ankette 1998 yılında çıkardığı ‘‘x’’ albümü ile hızlı bir çıkış yapan, ancak bir kaza sonucu yaşamını yitiren kerim tekin, ‘‘yılın en beğenilen pop sanatçısı’’ oldu. kerim tekin'i mustafa sandal ve hakan peker izledi.

    (tarih: 14 temmuz 1999, hurriyet gazetesi)

    afyon yakınlarında geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybeden kerim tekin'in kader arkadaşı, menajeri halis bütünley, hayati tehlikeyi atlattıktan sonra ilk tatiline çıktı. bodrum'a giden bütünley, şaka bar'da zerrin özer'le birlikte dr. bilal'i dinlerken duygulu anlar yaşadı. doktor bilal, kerim tekin'in ‘‘karbeyaz’’ adlı parçasını söylemeye başlayınca halis bütünley ve zerrin özer gözyaşlarını tutamadı.

    (tarih: 23 aralik 2002, aksam gazetesi)

    kerim tekin'in ailesi, zerrin özer'in yeni albümünde oğullarının şarkısını kullanmasına tepki gösterdiler.

    pop müziğin güçlü sesi zerrin özer, bir dönem kerim tekin'le büyük aşk yaşamıştı. hatta kerim'in zamansız ölümünden sonra da bu aşkın anısına onun 'karbeyaz' adlı şarkısına kendi sesini de monte ederek bir düet yapmıştı. o dönemde kerim'in ailesi, bu durumdan müthiş rahatsızlık duymuş, ancak yüksek sesle konuşmaktan kaçınmışlardı. aradan geçen yılların ardından zerrin özer, eski sevgilisini unutamadı ve yeni albümüne de tıpkı daha önceki gibi bir kerim tekin şarkısı olan 'haykırsam dünyaya'yı koydu. ancak, bu kez kerim'in ailesi tepki göstererek, şarkının albümden çıkarılmasını istediler.

    albümün basımı durduruldu

    albümü baskıya veren zerrin özer, bu son dakika gelişmesi üzerine ne yapacağını şaşırdı. tekin ailesi'nin yoğun baskısı üzerine geri adım atmak zorunda kalan ünlü sanatçı da çaresiz baskıyı durdurdu. ancak basım işlemleri tamamlandığından özer, milyarlarca lira zarara girdi. araya hatırlı dostların sokulması da itirazı değiştirmeyince özer, çaresiz albümünden 'haykırsam dünyaya' adlı şarkıyı çıkardı.

    -----------------------------------------------------------------
    urun kodu:kerim tekin
    sani:yok
    seri no:18.04.1975
    karakter kategorisi:koc
    kapisindan diplomayla ciktigi okul:atakoy lisesi mezunuyum.bozuyuk maden fakultesi birinci sinifta okuyorum.
    ayaklarini yerden kesen marka:yok
    hangi fm'e kulak aboneligi var:butun fm'leri dinliyorum.
    muzik setine en son tesrif eden albumler:mfo ve kerim tekin
    hamamda en cok terennum ettigi sarki:cici baba
    televizyonu ona bir metreden izlettiren program:televizyon seyretmiyorum.
    agzini kulak arkasina kadar gerdirip 32 disini meydana doken komedyen:nejat uygur,sener sen,cem yilmaz
    hangi filmde oynayarak oscar sinirlarini zorlamak isterdi:"ghost" filminde oynamak isterdim.
    okul yillarinda kosa kosa girdigi dort gozle bekledigi ders:beden egitimi dersi
    karnini agritan ders:fizik dersi
    kokusunu uc sokak oteden duyup ellerini bile yikamadan sofraya oturdugu yemek:kizartilarak yenilen butun yemekleri severim.
    kokusunu uc sokak oteden duyup o aksam eve gitmedigi yemek:pirasa
    dinlerken "iste ben buyum" dedigi eseri:karagozlum
    onu megalomanliga azmettiren huylari:megaloman degilim.
    kendini tanimamazliktan geldigi huylari:begenmedigim huylarim yoktur.
    en cok attaa'ya gittigi yer:arkadaslarima
    turkcesini dolmusta unutursa derdini hangi dilde anlatabilir:ingilizce
    hangi ecnebi vilayette konser vermeyi hayal eder:wembley'de
    dunyaca unlu biri...:madonna
    ...birgun ona gelip desin ki:beraber duet yapalim mi?
    ruyalarinin basrol oyuncusu:demi moore
    tum zamanlarin yasanmis en ilginc anisi:kaset calismalari sirasinda studyoda yasadigim butun anilar cok guzeldi.
    son arzusu:25'inci kasetimi piyasaya cikardigimi gormek istiyorum
    (kaynak: www11.brinkster.com/turgay/kerimtekin.htm)
  5. romantizmi ve buğuyu seven bir abimizdi. bunu uzattığı saçlarına yansıtmıştı bir şekilde. ama bir hakan peker kadar dahi kaymağını yiyemedi şu alemin... belki de yemek istemedi.

kerim tekin hakkında bilgi verin