şükela:  tümü | bugün
  • bu şekilde çalışan pek çok türkiş firma vardır. reklamlarında memleketim edebiyatı yapıp, taksit yapıyoruz ayağına fiyatlarını şişirdikleri dandik ürünlerine, tek bir doğru dürüst servis garantisi bile vermeden hayatlarını sürdürürler. amaçları iyi bir şeyler üretmek değil; müşteriyi alabildiğine kazıklamaktır. cahil insanlar dükkanlarına, mağazalarına geldiklerinde onlara indirim yapıyoruz ayağına her şeyi aynı fiyattan geçiriverirler. hangi fiyatı ödeyebilirsin diyerek, hesap makinesine sen yaz diyenleri bile vardır bu esnafların.

    ürünlerinin hepsi kısa dönemde bozulan, işlevsiz şeylerdir. fakat ürünlerini, insanlara nasıl yedireceklerini bildiklerinden, mesela telefonsa bu sattıkları şey, içine gider dini uygulamalar filan yüklerler.

    bu insanları hepimiz biliriz; mesela kendinizi bir mağazada hayal edin. çok güç şartlarda çalışan, üç kuruş kazanan yurdum insanının mobilya, beyaz eşya filan satın almak için hanımıyla dükkana girdiğini hayal edin. mağaza çalışanları hemen hesap makinesi çıkarır ortaya. insanlara sattıkları şeyin kaliteli olduğunu, sikimsonik bionik, iyonik, dezenfektan gibi terimlerle anlatmaya kalkarlar ve sonra taksit yapıyoruz ayağına öküz gibi fiyat çıkarırlar.

    aynen bu şekilde hayatına devam eden irili ufaklı pek çok türk firması vardır. bunların teknik servislerindeki emmiler de bir acayiptir. mesela bir tanesi gelir servis işi yapar 160 lira para ister. verirsin. karşılığında fiş isteyince de abi biz küçük esnafız zaten, herkesi tanırız. senin ürüne yine bir şey olursa tekrar gelir, ücret almadan yaparız filan diyebiliyorlar. bunun gibi sayısız örnek.

    ama en çok da şunu hayal etmenizi istiyorum; mesela asgari ücretli çalışan bir adam. tv'deki nevresim, bal ve ağaç kesme makinesi satan alışveriş kanallarının reklamlarına kanıp ürün sipariş etmiş biri. teknolojik şeylerden asla anlamıyor haliyle. bir gün bir telefoncuya giriyor. telefon alacak. oradaki cüccük sakallı kılkuyruk müşteri temsilcisi bu adama uygulamaları bok gibi olan, satışı yapılırsa kendi dükkanlarına da pay verilen bir türk marka cep telefonunu, yanına bir de tablet filan da ekleyerek taksit imkanlarıyla satıyor. bu tarz çalışan firmalar aklımdan çıkmıyor. öyle iğrençler ki; bu satış anları öyle tiksindirici ki, istediğim gibi anlatamadım bile.
  • internetin yaygınlaşması ve sermayenin de merkezileşmesi süreci sonucunda azalarak tarihin çöplüğüne gömülecek türk firmalarıdır.

    bu tür firmalar ancak bizim gibi ahbap çavuş kapitalizminin olduğu ülkelerde yaşayabilir gelişmiş ekonomilerde mümkün değildir...
  • 1'den fazla türk işçi çalıştıran her türk firması bu gruba girer.
  • migros bunun kralını yapar. hem de yıllardır. taktikleri de şudur; bir ürünün çok tüketilmeyen çeşidinde indirim yapar. mesela ülker fındıklı çikolata. ürün rafta bitince yerine yenisi konulmaz. bunu yapmak yerine fındıklı çikolatanın indirimli etiketi o ürünün en sevilen çeşidinin altına kaydırılır. mesela antep fıstıklı çikolatanın. antep fıstıklı çikolatanın etiketi ise indirimli etiketin altına sokulur görülmesin diye. böylece vatandaş antep fıstıklı çikolatanın altında indirim belirten sarı etiketi gördüğü an hemen alır ürünü. kasaya gittiğinde ise fıstıklı çikolatanın indirimde olmadığını ya anlayamaz(çok sayıda ürün almışsa aralarında kaynar gider) ya da fark etse bile ben bunu geri bırakmak istiyorum iptal edin diyemez utanır. kısaca zorla o ürünü yüksek fiyattan almış olur.

    bunu yıllardır tüm migros şubelerinde görüyorum. en son örneğine şahit olduğumda fotoğrafını da çektim sözlükte başlığını açmak için. dürüstçe ticaret yapmayan tüm şirketlerin sosyal medyada konuşulması, tepki alması lazım.

    http://i.hizliresim.com/w1rrq8.jpg

    indirimdeki zeytinyağı bitmiş. indirimli etiket diğer çeşit de bitsin diye oraya kaydırılmış, gerçek etiket de sanki 'önceki fiyat buydu şimdi bu' algısı yaratmak için sarı etiketin altına sokulmuş.

    müşteriler indirimli ürünü ararken o ürünü indirimli etiketin üstüne kaydırmış olabilir mi diye mesaj aldım. fotoğrafta görülmüyor ama akdeniz sızması şişesinin arkası akdeniz sızması şişeleriyle sıra halinde dolu. yani personel tarafından özellikle dizilmiş o etiketin üzerine. sarı fiyat etiketini de müşteri oraya kaydırmış olamaz çünkü fiyat etiketlerinin üzerinde de plastik koruma var. kaldı ki rafları sürekli gezen düzenleyen personeller var. kısaca olay tamamen personelin kontrolünde.
  • (bkz: fadıl)

    kendisi türkiye'de bir markadır,ismini duyar duymaz bildiniz daha çok anadolu çomarı büker.

    keşke zamanında borsaya açılmış olsaydı da,bizde hisse senetlerinden almış olaydık. ne güzel ek gelirimiz olurdu.seviyoruz seni reis.
  • (bkz: türk kızı)
  • kokoş ciyetlerde check-in fırsatı sunan "marka" restoranlar ve kafeler bunlara en iyi örnektir.
    dünyanın en rezil yemeklerini, en berbat içeceklerini dünyanın ("dünya" burada gerçek anlamda) en pahalı fiyatlarıyla servis ediyorlar. 250 tl hesap ödeyip masadan aç kalkan dostlarım var.

    gerçi portekizce/italyanca menüden sipariş verip kürt aşçının üzerine bir tutam tere otu diktiği kaşarlı pide ve salçalı makarna yemek bu paraya değer mi bilemem.
  • firma saymaya gerek yok. ne yazık ki zihniyet bu. çoğunluğu ahlaksız insanların oluşturduğu bir toplumda yaygın olarak görünen davranış şekli. ülkenin genel gidişatına bakarak bu ara daha yoğun hissediyorum özellikle bunu.
    ahlâk ve üçkağıtçılık, terazinin iki ayrı kefesinde yer alır; biri çıkarsa biri iner.* yapmayana enayi diyoruz, çalışana inek diyoruz, kurallara uyana işi bilmiyor diyoruz, iyi niyetli, dürüst olana saf diyoruz. işi kılıfına uydurup uyanık geçineni de omuzlarda yükseltip yüceltiyoruz, ne yazık ki...

    üzgünüm ama çoğunluğunu "çalsın ama çalışsın" mantığındaki insanların oluşturduğu bir toplumun keriz tarlası var demektir ve hasat zamanı gelince o kerizler toplanır.
  • vodafone net
    turk telekom
    aras kargo

    başı çeker..