şükela:  tümü | bugün
  • sâkin bir kafe, az bilinen güzel bir restoranın kafenin fark edilmeyen en güzel masası, gözlerden uzaktaki bir koy, kestirme bir yol, sessiz sâkin bir lokasyondaki ev, fazla bilinmeyen bir deniz kenarı, ormandaki nispeten uzakta bulunan piknik masası, parktaki sota bank, ücrâ bir köşedeki sahaf gibi kişinin kendisinin fark etmesiyle bulduğu ve biraz da sahiplendiği herhangi bir yerin/şeyin başkalarınca da bulunarak istilâ edilmesi, kullanılması, üzerine yatılması durumudur bu.

    kişinin kendisinin bulduğunu* bu yerlerin başkalarının eline geçmesi bir burukluk yaratır insanda. alanı ele işgâl edilmiş gibi hisseder; üzülür. günden güne oluşan kalabalık sinirini bozar. popülerliğin içini boşaltmasından, iki gün sonra "meşhur x yeri" diye tabelalar asılmasından korkar.

    hele de istanbul gibi nüfusu 20 milyona yaklaşan bir şehir için böyle alanlar çok değerli olmakla birlikte sonsuza kadar da bir kişiye ait olması neredeyse imkansızdır.

    mesela öğlenleri herkesten kaçıp gittiğim bir köşe var ki bu entry'i yazdığım köşe oluyor, buraya bu zamana kadar sadece ben gelirken son zamanlarda dolmaya başladı ve hayli canımı sıktı bu durum. kalem fethedilmiş gibi hissediyor; her zaman durduğum köşeyi kapan kişi bir an önce gitsin diye etrafta dua ediyorum.

    keşke herkese yetecek kadar yalnızlık yerleri olsa dünyada.